full programlar-oyun yamalari-dizi arsivi-msn-cep-telefonu-ipod  

Sizin de cininiz var mı?

Seri Katiller ve Suç Dünyası kategorisinde ve Cinler Alemi forumunda, bulunan Sizin de cininiz var mı? konusunu görüntülemektesiniz. Bir diğer yön ise, cinlere inanmak için kaynak ve dayanak kabul ettiğimiz kutsal kitaplar başka birşey anlatıyor olamazlar mı? Günümüz ...




Geri Git   full programlar-oyun yamalari-dizi arsivi-msn-cep-telefonu-ipod > Korku Bölümü > Seri Katiller ve Suç Dünyası > Cinler Alemi

Maşaallah

Kayıt SSS Üye Listesi Takvim Konuları Okundu İşaretle
Eski 21-10-2007, 18:02   #1 (permalink)
Question Sizin de cininiz var mı?

Bir diğer yön ise, cinlere inanmak için kaynak ve
dayanak kabul ettiğimiz kutsal kitaplar başka birşey
anlatıyor olamazlar mı?

Günümüz cin dönemi; iki ayaklıları yetmiyormuş gibi,
birde öte yandakilerle uğraşIyoruz. Herkesin cini var,
önüne gelen birbirini tehdit ediyor, cin bodyguard 24
saat mesaide. Bir zamanlar Medyum Memiş´in cinlerini
çaldığı için suçlanan biri vardI, şimdi de ortalığı
tarikatçıcinleri sardı, bu gezegen bundan fazlasını
kaldırmaz bilmiş olun; hem biz, hem onlar bu kadar
kalabalık birarada, olacak şey değil; büyük bir
olasılıkla cinler ülkesi Cinistan´da da ekonomik sıkıntı
ve işşizlik var; bu tarafa sürekli işçi yolluyorlar. Yok
mu orada bir ekonomi profu, nerde bu cin devleti? Nerde
cin yetkililer? Buraya kaçak cinler geliyor, haberiniz
yok mu? Gün geçmiyor ki, cinlerle sevişenler, evlenenler
hatta çocukları olanlar duyulmasın. Zaten
çocukluğumuzdan beri bunlara benzer söylentileri dinler
dururuz. Günümüzde cinler, gerek bilimsel ortamda,
gerekse de entellektüel boyutta batıl bir inanç olarak
kabul ediliyor. Kırsal kesimin dışında, kentlerde
duyulan olaylar veya iddialar ya akıl hastalığı olarak,
ya da sansasyon yaratma çabaları olarak tanımlanıyor.
Gerçekten de, olayların çoğu için bu tanımlamalar
doğrudur.. İşin bir yanı daha var, bazı garip olayları
yaşayanlar deli deneceği korkusuyla veya seksomanyak
olarak tanImlanmaktan korktuklarI için konuşmaya
çekiniyorlar. Kiminle mi? Doğru adreslerle tabii ki...
Buraya yine döneceğiz, şimdi biraz açılalım; aslında
durum dünyanIn her yerinde aynıdır, her dönemde olduğu
gibi...


Tecavüze uğrayan rahipler;
Çok eski çağlardan bu yana, görülemeyen sevgililerin,
hayaletlerin öyküleri anlatılır, bu garip varlıklar
genelde kandırıcı, seksi, güçlü ama uğursuz ve
kötüdürler, çoğu zaman yanlız yaşayan kadınların
gecelerinde, rüyalarında yer alırlar. Bekar rahibelerin
boş gecelerinde zevk ve dehşet kaynağI olarak, evde
kalmIş kızların veya dulların ise bilinçli veya
bilinçsiz orgazm dolu korkularıyla beraber ortaya
çIkarlar. AnlatIıanlara göre, bekar veya dul erkekler ve
bilhassa mistikler de nasiplerini alırlar ama onların
karşısında bu defa güzel, şehvetli dayanılmaz dişiler
vardIr. Eski bir inanca göre bu varlıklar, seks peşinde
koşmak için ölümden dönen ilkel ruhlardIr. Ölümsüz "1001
Gece Masalları"nda cinler erkekleri öldüren çekici
kadınlar olarak anlatılır. Brezilya´da Lobishoman adıyla
ortaya çıkıp, kadınların kanını içerler ve onları
nimfomanyak bir hale sokarlar. HıristiyanlIk cinsel
perhize çok önem verdiğinden, Orta Çağ´da cinler ve
şeytani olaylar her yerde kol gezer, etin günahı
büyüktür ve karı kocalar dahi cinsel yaşamlarInI
asgarinin altına indirmeye teşvik edilerek
korkutulurlar. Azizlerin işi zordur, Aziz Antony şehvet
düşkünü bir varlığın tasallutuna uğrarken, Aziz Godric
uyuduğu her anda üzerine çIkan gelinlikli bir kızıIn
yaşam boyunca tecavüzüne hedef olur. O günlerde öylesine
bir korku vardır ki, çok güzel kadınlarla, erkeklerin
yüzleri dağlanır veya yaralanarak cinlerin saldırısından
korunulmaya çalışılır.

"İlişki"
Kilise Engisizyon döneminde, erkek cin sevgililere
latince "kabus" sözcüğünden kaynaklanan "Incubus" adını
verdi, "kabus" sözcüğünü bugün biz de kötü rüyalarımız
için kullanıyoruz. Dişilere ise, "Succubus" denirdi. Bu
varlıkların amacı temiz kalpli insanları ayartıp,
cehenneme göndermekti. Dönemin sonucunda, günümüzde de
çok etkin ve yaygın olan "Exorcism" yani
"Şeytanizm-Şeytanın etkisi altında kalma" olayları ve
şeytan kovucu "Exorcist" rahipler oralardan bizlere
ulaştılar. Örnek olarak verilen bir olayda genç bir
kadın kilisede bacaklarını kontrol edemiyor ve yatağIna
her yattığında seksüel çığlıklar atmaya başlıyordu. Bir
diğerinde, karı kocanın sevişmesi sırasında ortaya çıkan
garip bir yaratık, kadına tecavüze başlıyor, dehşet
içindeki koca yakında bulunan baltayı yaratığın kafasına
indirip koparmasına rağmen kadının çığlıkları arasında
ırza geçme olayı sürüyordu ve olayın yarım düzine tanığı
vardı, bu insanlar ne görmüşlerdi? Bu tür olaylardan
esinlenilerek, Barbara Hershey´in başrolünü oynadığı
"Entity" yani "İlişki" adlı film yapIımıştı. Ama
anlatıIanlara ve filmin sonunda yazdIğIna göre, olay
gerçekti, benzeri bir şekilde yaşanmıştı ve filmde
görünmeyen bir gücün saldırısına uğrayan kadın ABD´nin
Utah Eyaleti´nde yaşıyordu, saldırılar ise azalmış da
olsa hala sürüyordu...



"Kocam keçi ayaklı..."
Başka kaynakları incelediğimizde, özellikle
manastırlarda erkek kedilerin dahi giremediği odalarda,
rahibeler yan odalardan gelen zevk dolu iç çekmeleri,
karyola gıcırtılarını her gece duyuyorlar, günah çıkarma
hücrelerinde ırzlarına geçiliyordu. Öylesine çok tanık
ve kurban vardı ki? Kilisenin sekse kapalı kapIsI acaba
cinsel hayalleri gerçeğe mi dönüştürüyordu. Neydi bu
olayların içyüzü? Olanlar, yanlız ve sağlıklı insanlarIn
seksüel fantazileri miydi yoksa başta lezbiyenlik olmak
üzere çarpIk ilişkilerin sonuçları mıydı? Eğer böyleyse,
tanıkların ve hatta kalabalıkların önünde oluşan olaylar
nereye konulacaktı? Elbette ki, ortada kendine Incobus
süsü veren, rahibelerle, yanlız kadınlara tecavüz eden
bir sürü rahip de vardı. Ama hepsi bu değildi. Avrupa
folklöründe bu tür olayların gülmece olarak sunulduğu
şarkılar hala söylenmektedir. İngiltere´de yaşanan bir
vaka çok çarpıcıdır, Üç yIl boyunca bir adamla yaşayan
Ellen Driver, bir deniz kıyısı pikniğinde gizli bir
köşede ayağından hiç çoraplarını çıkarmayan kocasının
ayaklarının at toynağı gibi olduğunu ve sipsivri
tırnakları bulunduğunu raslantıyla görür. Dehşetle kaçan
Ellen, çIğlıklarına koşan arkadaşlarIyla beraber yine
kocasının bulunduğu yere gittiğinde kayanın arkasından
dilim dilim alevlerle bir dumanın yükseldiğini ve gökte
kaybolduğunu görür. Ellen´in kocasını bir daha hiç kimse
görmez ve adam bulunamaz. İyi ama Ellen, üç yıl boyunca
nasıl olmuş da, kocasının ayaklarını çıplak olarak
görmemiştir? Bu can alıcı sorunun cevabı yoktur çünkü
soru sorulmaz ve olay güdük olarak kalIr.

Cinler medyatik olmayı seviyorlar!
1973´de yine İngiltere´de BBC´nin radyo yayınında bir
açık oturumda, dinleyicilerin başlarından geçen garip
olayları telefonla anlatmaları istendi. Telefon eden bir
kadın dinleyici her gece yattığında başının yanında
garip bir yaratığın başını sürekli gördüğünü söyledi ve
6 ay önce ölen kocasının nefes alma seslerini duyuyordu.
Ama en önemlisi olay sırasında oda buz gibi oluyor,
termometre -20 dereceye düşüyor ve kadın nereye kaçıp
yatsa, olay orada tekrarlanıyordu. Psikologlar ve
uzmanlar belli yorumlar, tedaviler yapsalar dahi, olayın
önüne geçilemiyor ve süregeliyordu. Yine tek başına bir
kadın ve kocaını yeni yitirmiş; olaylarIn ortak
bileşkesi hep aynı yerdedir, acaba yola buradan mı
çıkmalıyız? Olaylarda uzmanların teşhis ettikleri
seksüel ve akli bozukluklar birçok açıklama
getirebiliyor. Ama bilimin de yetersiz ve aciz kaldığı
olayların sayısı da çok yüksek. çağımızda artan seksüel
tolerans ve tabuların peşpeşe yıkılması, ahlak ve namus
kavramlarının kavramsal değişimi olayların sayısalığını
azaltmıştır ama azalma istatistikidir çünkü azalan
olaylar işin sadece insansal tarafıdır. Açıklanamayan
olaylarda yine kesin çözümler yoktur veya kendinden emin
yorumlara raslanmaz. Ama acaba günümüzdeki seksüel
serbestlik sanıldığı kadar çok mudur? Geçmişte çok daha
fazla cinsel serbestlik dönemleri yok mudur? Medyanın
olmadIğI yüzyıllarda, neler oluyordu? Tek bir cevap
verilebilir, geçmiş günümüzden çok daha sapkındır çünkü
skandal korkusu yoktur.

"Bana cin tecavüz etti..." diyebilir misiniz?
Günümüzde, psikoloji ve psikiyatri çok gelişti, böyle
bir olayın kahramanı bu tür bir uzmana götürüldüğünde,
eğer erkekse "Oedipus Kompleksi" tanımı konur veya
anneye karşı duyulan seksüel arzu araştırmaları hastanın
çocukluğuna kadar götürülür. Eğer hasta kadınsa, bu defa
babaya karşı duyulan bilinçaltı seksüel arzular ortaya
konacaktır. Ya da hasta frijid, iktidarsIz en sonunda da
kendi cinsine ilgi duyan biridir. Bu tür yaklaşımlar
birçok zaman doğru olsa dahi, küçük düşürücü ve
aşağılayıcıdır. Hasta veya kurban, ezilir ve kültürlü
birinin dahi bilemediği anne-babayla ilgili bilimsel
açıklamalar korkutucu ve üzücüdür. İşte böyle bir olayın
kurbanı ortaya çıkıp kolay kolay "Benim başıma bunlar
geldi." demekten kaçınmaktadIr. Şu anda bu satırları
okuyan bir okuyucu, eğer bu tür bir olayu yaşadıysa,
acaba olayı unutmaya mı çalışmaktadır yoksa sokağa
fırlayıp önüne gelene olanları anlatmış veya anlatmakta
mıdır? Hangi anne veya baba, hangi eş veya sevgili
sevdiğinin başına gelen böyle bir olayı seksomanyak
olarak damgalanması pahasına topluma hatta kendi
ailesine anlatabilir? Acaba son yüzyIıda Incobus veya
Succubus olaylarının azalması olayların, iletişim
çağında anlatılamaması ve saklanması yüzünden olabilir
mi? 20. Yüzyıl´In stresi, uygarlaşamamanın getirdiıi
beyinsel sancılar, bireylerin gittikçe kendilerine
yabancIıaşmasI, her tür güvencesizliğin ortaya çıkardığı
kaçınılmaz korkular nelere neden oluyor? Ve en önemlisi,
toplumsal korkuların ezdiği insanlar, çözümü ve
kurtuluşu sayısı binleri aşan şarlatan hacı-hoca
takımında arıyorlar. Bu nokta, dönüşü olmayan nokta
olabilir, toplum öyle bir yokuştan aşağı yuvarlanabilir
ki, tüm çabalar boşa çıkabilir. Neyse, çözümü sonraya
bırakıp, bazı dikkat çekici yerel örneklere geçelim. Cin
olaylarına, ya da cinlerle ilişki anlatılarına
yurdumuzda çok sık rastlanır, hemen heryerde sayısız
cin-insan ilişkisinin yaşandığı söylenir ve inanılır.
Burada elbette ki, Ülkemizin dini olan İslamiyet´in
etkisi çok büyüktür çünkü dinimiz cinlerin varlığını
kabul ve telkin eder. Cinlerden korunmak amacıyla
muskalar yazılır, özel dualar okunur ve ritüeller
uygulanır, dinsel söylevlerde cinlerle evlenen
kadınlardan ve erkeklerden söz edilir. Kırsal kesimdeki
olaylara bugün için belki birçok açıklama getirebiliriz
çünkü TÜrkiye´deki seksüel hoşgörü az, daha sıkı ve daha
tutucudur, dolayısı ile de psikolojik fenomenler
zengindir. Ama aşağıda anlatılan örnekler su götürmez
olduğu kadar en az şüphe unsuru bulunabilen olaylardır.



"Kadın ve erkek kılığına giriyor..."

İstanbul Kadıköy´de yaşayan N..... isimli genç kadın
sağlıklıdır ve normal bir yaşam sürdürmektedir. Belli
bir aile baskısı olmadığı için çeşitli erkeklerle
tanışmış ve birkaçıyla da ilişkisi olmuştur. Ailesi
aşağıda anlatılacak olayları hiç bilmedi, ancak onu
hacıya hocaya götüren bir iki arkadaşı olanları
öğrendiler. Olaylar 1982 yılında başladı, kendisiyle
1984 yılı Şubat ayında görüşüldü, hemen tüm saçları
dökülmüş ve yaklaşık 20 kilo vermişti. Herşey N.....
evde yanlız olduğu bir gecede başlar ve uykusu
geldiğinde yatağına girer, birden üzerinde hissettiği
bir ağırlıkla uyanır, çok küçük bir gece lambasının
aydınlattığı odada yüzü belli olmayan bir şekil görür ve
iterek uzaklaştırmaya çalışır, korkudan ses çıkaramamış
ve neredeyse kendinden geçmiştir. Ve olay o anda biter,
genç kadın sabahı zor eder, kimseye söz etmez hatta
kendini çok etkin bir kabus gördüğüne neredeyse
inandırır ama ertesi gece bu defa salondaki koltukta
açık tv´nin karşısında uyuyakaldığında aynı olay
tekrarlanır. Bu kez, varlığın yüzü bellidir, zenciye
yakın esmer tenli bir erkek olduğunu görür, N.... ile
cinsel ilişki kurmaya çalışmaktadır, genç kadın korku ve
şaşkınlık içinde karşı koyar, haykırır ve olay birden
biter, adam artık yoktur, direnmesi daha sonraki her
olayı sona erdiren çok önemli bir öğedir. Yine kimseye
olanları anlatamaz, sapık deneceğinden veya alay
edileceğinden korkmaktadır. Geceleri balkonda yatan
köpeğini yanına alır ama hayvan huzursuzdur. Ne zaman
onu yatak odasına götürse, hayvan hırlamakta ve çok
sevdiği sahibine hırlayıp, diş göstererek odaya girmek
istememektedir.

Hoca, muska ve kurtuluş N....´nin öyküsünde iki ilginç
yön var; birisinde varlık bir kadın şeklinde ortaya
çıkar ve lezbiyen bir ilişkiye kalkışır karşı konunca
yine önceki haline döner ama ikincisi daha çarpıcıdır,
genç kadın birden karşısında erkek kardeşini görür ve
kardeşi onunla cinsel ilişkiye kalkışmaktadır. Yine
direnince varlık tekrar ilk haline döner. Böylesine
çarpIk, umutsuz ve yardımsız bir olay sürer, gider.
N.... Zayıflamaya başlar, sürekli kilo verir ve sonunda
halini farkeden yakın bir arkadaşına durumu anlatIr.
Kadın tahmin edileni yapar ve onu Beykoz´da yaşayan
tanınmış bir hocaya götürür, hoca olayı dinledikten
sonra bir genç kadına bir İbrani cini ile karşılaştığını
söyler, bir muska yazar sonra şöyle der; "Artık seni
rahatsız edemez ama daima çevrende olacaktIr, muskayı
yanından hiç ayırma..." Gerçekten de olaylar bir daha
tekrarlanmaz ama o günden itibaren bir dönem işleri hep
ters gider ve 1986´da mutlu bir evlilik yaptIğI zaman
herşey düzelir ve bir daha tekrarlanmaz. Olayların akışı
ve N....´nin yaşadıkları, pek çok olayın benzeridir ama
bu olayda varlık diğerlerinin aksine cinsel ilişkiyi hiç
başaramamış ve daima kaçmak zorunda kalmıştIr veya
direniş karşısında kaçmaktadır. Diğer örneğe
geçtiğimizde daha farklı bir boyut göreceğiz, yorum ise
daha sonra...

Nikah teklifi
G....´nin olayı daha klasik bir olaydır, yaşı 18 olan
G..... konuşulduğunda hep huzursuz olduğunu söyleyerek,
olanları anlatmayıp geçiştirmek istemişti. Uzun
ısrarlardan sonra kendisine bir tıp uzmanı tarafından
hipnoz yapılmasını kabul etti. Çok kısa bir sürede
hipnoza girdi ve girer girmez kendisini oradan oraya
atarak, inlemeye başladı, sinir krizi geçiriyor gibiydi.
Zorlukla yatıştırıldı ve hipnozdan çıkarak derin bir
uykuya geçti, o uyurken, ailesi olanları anlattIlar.
G.... normal bir şekilde yaşarken, birden kehanetlerde
bulunmaya başlar. Yakın çevresi hakkında olacakları
söylemektedir ve bunlarIn bazıları doğru çıkar. Sık sık
krize girerek kendinden geçmekte ve şuursuz bir halde
kendini oradan oraya atmaktadır. Boğazında çürükler,
parmak izleri belirir, anlattığına göre birilerini
görmektedir ve bunlardan birisi G.... ile evlenmek
istemektedir. G... kabul etmediği için, o varlığın
boğazını sıkıp dövdüğünü anlatır. Olayın en ilginç yanı
ise, varlığın cinsel tacize kalkışmaması ve öncelikle
G....´den nikah istemesidir. Zamanla G.... daha da
kötüleşir, yapılan tıbbi incelemeler normal sonuçlar
vermektedir, ne fiziksel ne de psikolojik bir
rahatsızlığı vardır, bunlar raporlarla belirtilir. Ama
genç kız sürekli hırpalanmaktadır ve korkudan çıldırmak
üzeredir. Olay, ekibimizce, tam bu noktada öğrenildi ve
o görüşmeden sonra da bir daha ilişki kurulamadı.
Görüşülen o gecede G.... "Galiba, onun nikah teklifini
kabul edeceğim.." diyordu. Ötesini bilmiyoruz çünkü aile
yer değiştirerek ortadan kayboldu...

Çift Cinsiyetli Görüntü
Ankara´da yaşanan üçüncü olay daha da ilginçtir. Burada
"Demonic Possesion-Şeytani Etki" tanımlı tasallut olayı
görülmüştür. Olayın kahramanı yine genç biridir ama bu
bir erkektir ve anneannesi ile beraber yaşamaktadır.
Anneanne falcı olarak tanınmakta ve yanlız kadınlara fal
bakmaktadır. F...´nin anlattığına göre, küçükken bir
dolaba kapatılarak cezalandırılmıştır, karanlıkta
korkuyla ağlarken, karşısında biri belirir ve F...´ye
"Korkma, ben senin perinim, bundan sonra sana yardIm
edeceğim." der. Ve hakikaten o günden sonra F.... sık
sık bu varlığı görür. ArtIk büyümüştür ve bir gün
İstanbul´a gitmek ister ama bir türlü gerekli parayı
bulamaz. Oturmuş kara kara düşünürken, birden avucunda
bir adet Cumhuriyet altını belirir. Anlattığına göre bu
altın işini görür sonraki yIllarda F....´de falcılığa
başlar ama karşılığında para almamaktadır, söyledikleri
yüzde yüze yakIn bir oranda gerçekleşir.Örneğin bir
kadına baktığında bakire olup olmadığını veya doğacak
çocuğun cinsiyetini hemen bilmektedir. F...´nin varlıkla
cinsel bir ilişkisi olmaz. Ekibimizi yakınları
çağırmıştı ama ekip yoldayken F.... durumu öğrenir ve
fenalaşır, transa girerek kendini oradan oraya atmaya
başlar. Dört tane güçlü erkek zaptedemezler sonra
ağlayarak kendine gelir, varlIğIn kendisine göründüğünü,
artIk değiştiğini ve kimseyle görüşmesini istemediğini
söyler. Bunlar yakınlarından dinlenmiştir. Bu arada
varlığı anlatır; yukardan aşağı eşit olarak ikiye
bölünmüştür, yarısı kadın, yarısı erkekmiş ve çıplaktır;
cinsel organları tamdır; bir tarafı kadın, öteki tarafı
erkektir. F...´nin bunu anlatması önemlidir çünkü bu
tarif ancak batı kökenli maji örgütlerinin ele geçirilen
kayıtlarında anlatIlan "Merkürien Varlık" adlı varlığa
benzemektedir. F...´nin bunları bilmesi pek düşünülemez.
F.... ile görüşülemedi ve sonradan yakınları ile de
ilişkisini kestiği öğrenildi. Durumundan memnundu ve
varlıkla ilişkisinin kesilmemesini istiyordu. Tek
şikayeti evlilikti, evlenmek istiyor ama olmuyordu,
arkadaşlık ettiği tüm kadınlar veya kızlar kısa zamanda
uzaklaşıyordu. Olayın Üzerinden yıllar geçti; F... hala
bekar ve yanlız yaşıyor.

Kim ve nedir onlar?
Böyle çok örnek verilebilir. Yukardaki iki genç kız ile
genç erkek birer örnek olmaktan öte, belli bir türün
özelliklerini ortak taşıyorlar yani yanlızlığın,
ezilmişliğin ve korkunun... Bütün bunlar psikolojinin
sınır ötesi olayları olabilir ya da insanın bilinmeyen
boyutunun sonuçları. Doğaüstü olaylardan çok daha önemli
ve belki de daha ürkütücü olan insandaki bilinmeyenler
ve henüz anlaşılamayan, çözülemeyen insan gizemleridir.
Cinler gerçek mi? Sorunun cevabı iki arada sıkışmış
durumda. Dinsel olarak gerçek, materyalist olma zorunda
olan pozitif bilim için ise saçmalık. Fakat her iki
taraf için de birçok şey eksik ve galiba yanlış.Çünkü bu
tür konuların içindeki geziyi ilerlettikçe karşınıza
açıklanması mümkün olmayan olaylar kesin olarak çıkıyor
ve saçma denemiyor.Çünkü beş duyu olanları tam anlamıyla
yaşıyor ve duyuların yaşattığını ise hiçbir kural veya
görüş etkilemiyor. Güncel yaşanan bazı olayların, çok
eski kaynaklarda çeşitli benzerlerine raslanması çok
daha ilginç geliyor. Veya araştırırken ilgisiz ve çok
uzak birisinin, yüz yıl önce yabancı bir ülkede yaşanmış
olan bir olayın aynısını sanki biliyormuş gibi anlatması
ise birşeylerin bildiğimiz gerçeğin daha ötesinde
bulunduğunun ve oradan bize küçümseyici bakışlarla
baktığının sanki kanıtı gibi...

Bizlerin dışında birçok şuurlu canlI türü olabilir. Buna
inanmak için fantastik, fanatik veya psikopat olmak
gerekmiyor zira ortada çok açık bir mantık ve çözülmüş
bir denklem var. O da çevremizde apaçık duran evrenin ve
bizim doğamızın sonsuzluğu ve sınırsızlığı ve bu
sonsuzluk içinde bizlerin bir şekilde oluşmuş tek tür
varlık olduğumuzu sanmamız garip; işte yanlış olan bu;
çünkü kendine İnsanoğlu diyen bizler bu kadar olağanüstü
bir ayrıcalığa pek layık sayılmayız. Nasıl bizim
içimizde iyiler, kötüler, üstünler ve aşağılar varsa
evrende de daha üst veya daha alt şuurlu varlıklar
olmalı veya olabilir...

Cinlerin ne olduklarInI bilmiyoruz; belki kutsal
kitaplar bildiğimiz veya anladığımız gibi değil de,
başka birşeyi anlatmak istiyorlardır. Belki cinler uzak
geçmişte kalmış dünyadışı bir oluşumdurlar veya daha
simgesel bir anlam düşünülmelidir. ‚çözümün öncelikle
insanda aranması gereklidir, yukarda anlatılan olayların
yapısı ve içeriği sanki psikolojik nedenleri işaret
etmektedir. Kısacası cinler buradalar ve bize hiç rahat
vermiyorlar, inanmak çok ama çok önemli zira hoca
takımının başarısı orada saklı. İnanan insan başına
gelen derdi yine inanarak gideriyor...

__________________





Bir gül olmak isterdim,,
dalımdan koptuğum an yalnız senin için kopayım
ve
yalnız senin avuçlarında solayım..


seηiηLe αηLαmLıчım beη
DarkgirL Çevrimdışı  
Alıntı Yaparak Cevapla
Reklamlar
Cevap Yaz

Etiketler
sizin, cininiz, var


Şu an bu konuyu görüntüleyen üye sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)

 
Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Yeni cevap yazamazsınız
Eklenti gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hızlı Geçiş

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
En akıllı ev sizin olsun... çatlakkız Ev - Dekor 0 08-08-2007 17:51
Hangi yol sizin yolunuz? Mülteci Karışık Resimler 2 13-07-2007 15:38
Sizin Hiç Babanız Öldü Mü? Hekimoğlu Şiir & Güzel Sözler 3 14-06-2007 01:06
Sizin Burcunuz Ne? Darkman Burçlar Alemi & Astroloji 6 11-06-2007 09:50
Güzel olmak sizin hakkınız! LokuMm... Güzellik & Moda 0 07-05-2007 15:55


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:48 .



Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
THE SECURITY SYSTEM CBACK.de ACTIVE

TOPlist Rambler's Top100


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207