Yerli Diziler kategorisinde ve Düğün Şarkıcısı forumunda, bulunan Arda Kural Röportajları konusunu görüntülemektesiniz. 2004 yılında yapılmış bir röportajı... Arda Kural kimdir? İstanbul doğumluyum, 24 yaşındayım. Oyunculuk konusunda kendimi yetiştirdim. Şimdi istediğim noktada değilim ...
|
|||||||
|
Kayıt | SSS | Üye Listesi | Takvim | Konuları Okundu İşaretle |
|
|
#1 (permalink) |
|
Arda Kural kimdir? İstanbul doğumluyum, 24 yaşındayım. Oyunculuk konusunda kendimi yetiştirdim. Şimdi istediğim noktada değilim ama istediğim noktaya gelebilmek için gerekli basamaklara ulaşmış durumdayım. İstediğiniz nokta neresiydi? İşimde en iyisi olmak. Neler yapmak istiyorsun? Film çekmek. Sinema mı dizi mi? Aslında Dramatoloji okudum. Bu piyasaya yazar olarak başlamak istedim ama yine hayat şartlarından dolayı oyuncu oldum. Dramatoloji nerede okudunuz? Özel dersler aldım. Açıkçası kendimi yetiştirdim. Askerliğimi yapmadım Şu anda ‘Emret Komutanım’ dizisinin setindeyiz. Kaç ay oldu başlayalı? 3 ay oldu. İnsanlar bu diziyi çok sevdi. Hani bazı diziler vardır ya bir anda patlar ve daha sonra yeni versiyonları olur. Bu dizi yeni bir akımın başlangıcı oldu. Askerlik yaptınız mı? Askerlik yapmadım ama benim için askerlik öncesi iyi bir prova oldu . Sinema filminde rol aldınız mı? Mustafa Altıoklar’ın çektiği ‘Banyo’ filminde rol aldım. 2 Eylül’de filmin galası olacak. Şimdi ‘Beyza’nın Kadınları’ diye bir film çekiyoruz yine Mustafa Altıoklar’a ait. Banyo nasıl bir film? Yorucu büyük aşkların yaşandığı, karmaşık ilişkiler ve psikolojik sadakatsizliklerin anlatıldığ enteresan bir film. Filmde ego savaşları, erotik acılar var. ‘Banyo’da rolünüz nasıl? ’Banyo’da içine kapanık bir sinema öğrencisini oynuyorum. Tepkilerini rahatlıkla dışa vuran değil, genellikle kendi içinde söyleyen bir tip. Burada gizemli bir sokak çocuğuyum. Sert ve zor yaşam koşullarından gelmiş bir delikanlıyı oynuyorum. ‘Beyza’nın Kadınları’nda ki Naim karakteriyle, ‘Banyo’da oynadığım karakter arasında dağlar kadar fark var. Banyo özel bir film ‘Banyo’ filminden görüntüler geldi, pek giyinik dolaşmıyorlar gibi. Aslında ‘Banyo’ya doğru çerçeveden bakılırsa çok özel bir film Türkiye için. Ama nasıl bir kitleye hitap eder, ne kadar insan aynı çerçeveden bakar bunu bilmiyorum. Sadece kaygı duyularak yapılmış bir iş değil, tamamen sinema için yapılmış bir çalışma. Böyle bir işte olmaktan çok mutluyum. Fotoğraflar çok farklı, klozette, banyoda çok değişik... Orası bir banyoydu ve bir banyoda neler olabileceğini görmek istedik. Özel hayat nasıl gidiyor? Bir ilişkim vardı bitti. Şu anda boştayım. Sadece işimle ilgileniyorum. Kısa bir ilişki miydi? Uzun bir ilişkiydi, gelecek vaad eden bir ilişkiydi. Kaç yıl sürdü? 1,5 yıl diyebilirim ama bitti. Neler yaşadın? Çok fazla şeyler yaşadım. Aslında alengirli bir hayat yaşadım. Yaşadığım hayatın arkasındayım. Evlenip boşandım mesela genç yaşta. Geçen sene evlendim bu sene boşandım. Evlendim, boşandım Ne kadar evli kaldın? 7 ay evli kaldım. Sanat camiasından mı? Sanat camiasından falan değil, ünlü birisi değil. Pişmanlık duydunuz mu? Hiç pişmanlık duymadım, yaşadığım herşeyin bana bişeyler kattığını düşünüyorum. Evlendiğim kişi de, ben de bilinçli insanlarız, anlaşamadığımız fark ettik ve ayrıldık. O hayata başka bakıyodu ben başka bakıyodum. 7 ay çok kısa bir süre ama... Bizimki çok farklıydı 7 ay boyunca çok mutluyduk, kavgalarımız tartışmalarımız oldu ama birbirimizi öldürecek seviyeye gelmedik. Oturduk konuştuk dost, arkadaş kalalım dedik. Olmayınca olmuyor, birbirimizi üzeceğimize oturup arkadaş kalalım dedik. Evlilik sana çok şey kattı mı? Boşandıktan sonra evliliğin bana çok şey kattığını gördüm. Neyin ne olduğunu anladım, hayatın içinde, dışarıdan nasıl göründüğümü anladım. Bundan sonrası için hedeflerin neler? Kısa film çekmek istiyorum bu sezon. Mustafa Altıoklar hocam, ondan çok şey öğreniyorum. Beni en iyi şekilde yönlendiren insandır. Mustafa Altıoklar’ın terazisine inanıyorum. Hedefim Türk Sineması’nda farklı bir boyut açmak. Mustafa Altıoklar ‘Ağır Roman’ filminde varoşları ve sokak kültürünü çok güzel yansıtmıştı. Bu anlamda sokak kültürünü ben de yaşadım dedin... Sokak kültüründe büyüdüm, hala öyleyim, bunda yadsınacak birşey yok. Yadırganacak birşey yok. Argo gündelik hayatta çok kullanılıyor. Sokağın ne kadar kültürü olabilir? diye soranlar olabilir ama tavır, oturuş, kalkış, hayata bakış olarakta bir kültürü olduğunu düşünüyorum. Yakışıklı bir erkeksin, seni Leonardo Di Caprio’ya benzetiyorlar. Böyle anılmak rahatsız ediyor mu? Çok. Yani aslında rahatsız değil de artık gereksiz olduğunu düşünüyorum. Birşeyler başarabilen bir insanım bunun görülmesini istiyorum. Ben benim mi demek istiyorsun? Tabii ki biri bana soyisim vermiş. Kendi istediklerimi yapıyorum, kimseye bağlı kalarak birşey yapmıyorum. Başkasının izinden gitmiyorum. Kendime bir yol açtım oradan gidiyorum. Belki izimden gelebilecek insanlar olabilir. Farklı karakterlerde başarılıyım Yurt dışında sokak çocuğunu oynayacak biri düşünülse mesela Niki Look’tur. Zor polis mutlaka bir Bruce Willes’tir. Ben çok fazla değişik karakterler oynayıp, başarılı bir şekilde altından kalktığım için çok mutluyum. Seni "Eyvah Kızım Büyüdü" dizisiyle milyonlar tanıdı.Diziden önceki hayatın nasıldı? İşsizdim. Liseden yeni mezun olmuştum, hayatımı idame ettirmem gerekiyordu, çok fazla şansım yoktu sorumlu olduğum bir ailem vardı. Ama oyunculuk teklifi çatkapı gelmedi değil mi? Tiyatroya başladım, Yalova'da amatör bir oyun grubu kurdum. Oyunculukta başarılı olduğumu düşündüm ve üzerine gittim. İstanbul'a geldim. KralTV'de VJlik yapmaya başladım. Yüzümden dolayı. Yetenekli olduğumdan değil yani.Sonra kendiliğinden gelişti. "Eyvah Kızım Büyüdü'den teklif geldi. Haluk Bilginer'le olmak bana çok şey kazandırdı. Genelde Mustafa Altıoklarla çalışıyosun nasıl bir diyaloğunuz var ? Çok iyi arkadaşız, ailem kadar önemli bir insan. O da bana çok güvenir bende ona. İlişkiden ziyade aile gibiyiz. Oyunculuğun dışında film çekmek istiyor musun? Evet film çekmek istiyorum. Sinema üzerine incelemeler yapıyorum. Sinema yazmak isterim denemler yapıyorum tabii ki. Ama şimdilik sadece kendim için yazıyorum. Henüz değerlendirmek için bir çaba sarf etmedim, aceleci davranmıyorum. Kızlar tarafından epey beğeniliyorsun.Nasıl bir duygu bu senin için zorladığı zamanlar oluyor mu? Uzun zamadır bu işteyim, alıştım artık. Zorlanmaktan ziyade mutlu ediyor beni tadını çıkarmaya çalışıyorum. Çünkü tanımadığım insanların beni seviyor olması çok büyük bir renk katıyor hayatıma birde enerji sorun olmuyor... Peki sevgililerinle ilişkilerine nasıl yansıyor bu durum? Herkes herşeyi kabul edemez. Kabul edemeyen insanlarda oldu. Ama bunu olgunlukla karşılayan insanlar da... Ne bileyim alıştım tamamına. İlişkide neye önem verirsin? Karşı taraftan ne beklersin? Zor benim için bu soruyu cevaplamak... Şu anda bir sevgilin var mı? Yokk.. Ama özverili hayalimde yarattığım... TV'nin karşısına geçince ne seyretmek istersin dizi;futbol? Futbolla hiç aram yok. Playstation'la da hiç aram yok. Aslında TV'lede pek aram yok. Belki de mesleğimin gerektirdiği bir şey. Film izlerim detaylı; en azından örnek alarak. Ne tarz filmler beğenirsin? Belli bir tür söyleyemem ama insan hikayeleri, bağımsız filmler, psiko drama çok ilgimi çekiyor. Müzikle aran nasıl? İyi ama belli bir tarzım yok. Ferdi Tayfur dinliyorum. Eskiden kalma bir alışkanlık, Blues müzik severim. “Emret Komutanım” dizisi için teklif geldiğinde ne düşündünüz? Bu role nasıl hazırlandın? “Emret Komutanım” harika bir proje oldu. Herkesin eşit ölçüde emeği bulunan işler yok deneced kadar azdır. Rol için ufak hazırlıklarım oldu, ama çok zamanımı alacak kadar hazırlanmadım. Leonardo DiCaprio’ya benzerliğin oyunculukta bazı kapıları daha mı kolay açtı? Leonardo DiCaprio’nun çok popüler olduğu bir dönemdi. Çok daha genç bir dönemde sağlıklı kararlar vermeden yönlendirilmemden kaynaklandı. O dönem yaptığım işler ve hataları doğru bir başlangıç olarak görmüyorum. Aksine asla benimle benzeşmeyen durumlardı. Şu bir gerçek, dünyaca ünlü bir oyuncuya benzetilmek beni çok farklı ortamlara taşıdı. Biraz da kolaylaştırdı. Ama birine benzetilerek tanınıyor olmak bir zaman sonra beni fazlasıyla sıkmaya başladı, çünkü istediğim bu değildi. “Banyo”daki rolünden bahseder misin? “Banyo”yu ilk okuduğum zaman çok korktum. Endişelerim vardı. Ama benim için hiçbir şey, önemli bir yönetmenin imzasını taşıyan bir filmde yer almak kadar önemli olmadı. O yüzden “Banyo”da olmak gerektiğini düşündüm. Oğuz çok zor bir karakter değildi, en azından ben hiç zorlanmadım. Sanatına değer veren bir sinema öğrencisinin gözünden dünyayı görmek kolaydı. Çok popüler olduğun bir dönemdesin. Kızların yoğun ilgisi sana ne hissettiriyor? Kendimi daha iyi hissediyorum. Birilerinin beni desteklediğini bilmek beni kamçılıyor. Sevgilin var mı? Ciddi bir ilişkim vardı, henüz bitti. Şu an hayatımda kimse yok. Ve çok beklediğim güzel, anlayışlı ve şefkatli kadını bulana kadar kimseyi sokmayı da düşünmüyorum. İlişkilerini nasıl yaşarsın? İlişkilerim biraz karmaşık ve yoğun olur. Her şey yaşanır ve mutlaka unutulmaz izler kalır. Bir paylaşım ya da bir his olmadığı sürece biriyle birlikte olamıyorum. Bu da çoğu zaman ilişkide antipatik görülüyor. Ancak bana göre eğlence amaçlı flörtler insanların kendilerine olan saygılarını yitirmelerine neden oluyor. Tabii bu sadece benim şahsi fikrim -Aşk mı? Para mı? -Başarı Kendini yakışıklı buluyor musun? -Bazen Bakıyorum birgün çok yakışıklıyım, kendimi çok beğeniyorum, ertesi sabah bakıyorum yüzümü çok çirkin buluyorum.Hiç kitap ya da senaryo yazma hayalin oldu mu? -Bu benim hayalim değil gerçeğim. Kariyerin söz konusu olunca herşeyi yapmaya hazır mısın? -Hayır, kendimden ödün vermem, bu kariyerimi etkilese bile... Çok erken yaşta çok ciddi şeyler yaşadığım için, benim "Hayatı çözdüm, ben herşeyi biliyorum" gibi bir tribim var. Nefes aldığım her an, benim için kendi doğrularım çok önemlidir. Bunun için kimse bana istemediğim birşeyi yaptıramaz. Sonucu ne olursa olsun. Sana kendi kişiliğini seçme şansı verselerdi nasıl biri olmak isterdin? -Ben seçtim kendi kişiliğimi. Ben inanmıyorum öyle "Benim kişiliğim bu" deyip herşeyi kabul etmeye... İnsan kendi kişiliğini seçebilir hatta zamanla değiştirebilir. Sizce kadınlar mı kolay unutur erkekler mi? -Kesinlikle kadınlar... Oyunculukta kendinize güveniniz var mı? -Çoook... Nasıl böyle mükemmel olabiliyorsun? Bunun için özel bir çaban var mı? -Mükemmel miyim? Dürüst olmak gerekirse mükemmel olduğumu düşünmüyorum, bunun için de özel bir çaba sarf etmiyorum. Mükemmel olduğumu düşünmeleri için beni gerçekten tanımaları gerekir. Bunu niye söylüyorum? Çünkü herkesin kendinde gördüğü falsolar var. Hayatta tek bir çabam var dürüst olmak ve bende olmayan şeyleri varmış gibi göstermemek. Birisi de: Kızlara nasıl davranmak gerekir. Bana biraz tüyo verir misin? -Bence kızları kendi haline bırakmalı. İstediklerini bilmek ama asla karşılamamak gerekir diye düşünüyorum. Oyunculuk kariyerinde genelde herkes güzelliğine ya da yakışıklılığına güvenir. Acaba sen de yakışıklılığına güveniyor musun? "Nasıl olsa yakışıklıyım bu iş beni ömür boyu aç bırakmaz" diyenlerden misin? -Hayır ben daha çok hayatın getirdiklerini kabul edenlerdenim ne olursa olsun. Hayat bana eğlenceli geliyor. Görüntü çok da önemli değil, en azından benim açımdan. Yarın öbür gün kaza geçirebilirim ve yüzümde izler kalabilir. Bunu kabul edip ona göre davranabilirim. Bence hayatı akışına bırakmak güzel. (allah korusun kaza fln geçirmesin ardamız) Sinema hakkında ne düşünüyorsun? Sence sinemadaki geleceğin ne olabilir? -Tüm düşüncem işimle ve sinemayla ilgili oyunculukta elde edilebilecek en üst seviyede kariyer neyse onu elde edebilirim; buna eminim. Ama sinemada başka bir kariyer istiyorum ve bu yüzden yola çıktım. Yazı yazarak başladım ve yönetmen olarak devam etmek istiyorum. Ünlü olmadan önce ne yapıyordun? Ünlü olmak kişiliğini değiştirdi mi? -Ben hala ünlü sıfatını yakıştıramadım kendime. İşimin ya da ünümün hayatımda değiştirdiği tek şey kazancım oldu. Kişiliğimle ilgili ise birşey değişmez. Bunun imkanı yok. Neler yapmaktan hoşlanırsın? -Yazı yazmaktan çok hoşlanırım. En sevdiğim şeydir sinema ve hikaye yazısı yazmak. Yalnız kalmaktan hoşlanıyorum ama bazı zamanlarda... Sevgililer günü senin için neyi ifade ediyor? -Sevgililer günü deyince aklıma büyük bir boşluk geliyor çünkü 2 yılı aşklın bir sevgilim yok ama bu sene makus talihimi yeneceğim galiba. Sevgiline ne hediye alacaksın? -Daha çok yeni olduğumuz için özel bir hediye almayı düşünmüyorum. Aklında kalan en güzel sevgililer günü nedir? -İlk aşkımla Yalova'da gece denize girmiştik. O geceyi unutamam. Aldığın en güzel hediye nedir? -Çok hediye aldım ama ne yazık ki hiçbiri aklımda değil şu an. Bir programınız var mı? -Duruma göre yemeğe çıkabilir ya da küçük bir tatile çıkabiliriz. - ‘Banyo’dan önce oynadığın bir sinema filmi oldu mu? ‘Yeşil Işık’ta oynadım. Orada çok hakkımı yediler ama. - Neden? Çünkü sete üç buçuk saat geç geldim! Ondan sonra da bir daha bana teklif gelmedi. Şaka yapıyorum, çok haklılardı tabii... - Çoğunlukla seni dizi film oyuncusu olarak görmemizin nedeni bu demek ki! Şaka bir yana ‘Evet’ diyebileceğin bir senaryo nasıl olmalı? Ben de senaryo yazdığım için önce işin dramaturji kısmıyla ilgileniyorum. Mesela kurguda yapılan sahne geçişleriyle, işin teknik kısmıyla ilgileniyorum. Sonra konuya, daha sonra da bana önerilen role bakıyorum. Olumlu olursa kabul ediyorum. - Dramaturji eğitimi aldın mı? Hayır almadım ama uzun bir süre tiyatro oyunları yazdım. Aslında bir ekibimiz vardı, iş bulamadığımız için dağıldık. Deneysel olarak öğrendim. Bu yola çıkış amacım zaten yazar, senarist olmaktı. - Yazar olma yolunun başlangıcında VJ’liğin yer alması enteresan değil mi? Evet, öyle bir hata yaptım! O dönem ekranda başka birini oynadım. Çünkü o zamanlar idealist bir kişiliğe sahiptim. Nasıl anlatsam; bana saçma gelen şeyler vardı. Hayatı daha tanımıyordum ve tavırlarım yeni mezun olmuş bir öğrenci gibiydi. Kendimle ve aynı işi yaptığım insanlarla dalga geçiyordum. Zaten oraya bunun için girmiştim. Amacım eğlenmekti ama insanlar beni salak zannettiler! ‘Oğlum bak bu salak’ diye beni gösteren kadınlar oldu, ‘İşte Kral’daki salak bu!’ O zamanlar bu durumla eğleniyordum. Ama sonradan anladım, ne işim varmış oralarda? - Fiziğin senin için avantaj mı, yoksa dezavantaj mı? 25 yaşındayım. Aslında kendi alanımda Türkiye’de bir benzerimin daha olmadığını biliyorum. Bu benim için avantaj ama aynı zamanda dezavantaj. Kriterlerime uygun bir rol olduğunda düşünülecek ilk insan benim. Ama benim kriterlerime uygun bir rol düşünülecek ve yazılacak bir ülkede yaşamıyoruz. Benim problemim bu. Çocukluğumdan beri oyunculuk yapıyorum ama eğitimini almadım. Çünkü oyunculuk eğitimine karşıyım. Tiyatro derslerine bir ay katlanabildim. O ağız ve vücut hareketleri dünyanın en saçma şeyi. Böyle düşündüğüm için tiyatro ustalarından çok eleştiri aldım. Onlara vereceğim en uygun cevap şu: Sanat benim için önemli bir şey değil. Sadece oyunculuk yapmaktan ve para kazanmaktan keyif alıyorum. - Elinde bir imkan olsaydı hangi sinema filminde oynamak isterdin? Canlandırmak istediğim karakter yazıldı ve çekildi; Truva... Yunan mitolojisini yıllardır araştırıyorum, merakım var. Brad Pitt’in yerinde olmak isterdim. - Yurt dışına açılmak ister miydin? Çok kolay olurdu ama hayat görüşümle uyuşmaz. Hayatta her şeyin önceden kurgulandığını ve bizim enerjimize ve isteklerimize göre yer değiştirdiğini düşünüyorum. Olmak istediğim şeyi zaten biliyorum. Acele etmeme gerek yok. Hayatımdan çok memnunum. Çekimlerin dışında kalan her boş anımda yazıyorum. Çok seviyorum çünkü. - Ne planlıyorsun? Senaryosunu yazdığın bir filmde oynamak ya da kitap yazmak mı? Hepsini isterim. Tüm bunların gerçekleşmemesinin imkanı yok. Çünkü ben çok iyi bir yazarım. - İnsanın kendine güvenmesi güzel... Kendini bilmesi! - Sonuçta buna başkaları karar verecek. Ortaya bir şey çıkarttığımda görecekler. Ama biri beni buna ikna etse iyi olacak. İkna edilmesi zor bir insanım. Üç tane tiyatro oyunu yazdım. Hiçbirini sahneletmeye kıyamadım. - ‘Ya kimse beğenmezse’ diye mi, yoksa ‘Sadece benim olsun, paylaşamam’ diye mi? Kimseyle paylaşmama arzusu. Resim yapıp, satmaya kıyamayan bir ressam gibiyim. Büyük bir hasetlik ve kıskançlık duygusu bu! - Başka konularda da kıskanç mısın? Sadece kendi ürettiğim şeyleri kıskanıyorum. Yanı sıra ukalalığım da var. Koç burcuyum. Koçların hepsi kendini bilir ama hep yanlış anlaşılır. Yetenekli bir burçtur Koç. Kendime ait bir imparatorluğum var ve ben bir imparatorum! - Oyunculukta bir idolün var mı? Yok. Çocukluğumda da bir idolüm yoktu. Zaten ben oyunculuğu bir meslek olarak görüyorum, sanatçı olmak gibi bir derdim yok! Ortaya bir şey çıkarayım, dünya beni konuşsun. Yok böyle bir şey! Evet dünya beni konuşsun ama ortaya bir şey koyduğum için değil... - ‘İnsanların benden beklentisi olmasın’ diyorsun anladığım kadarıyla. Evet, olmasın. Çünkü ben kimseye bir şey vermek zorunda değilim. *Benim düşlediğim kadın kesinlikle zekasını kullanabilmeli ve bilinçli olmalı. Olgun olmak zorunda değil, ama belli bir anlayışa ulaşmış, kişiliği ve hayata bakışı net olmalı. Uzun saçlı, şefkatli ve anlayışlı bir kadın. Gözleri mutlaka sadece bana bakmalı. Benim en iyi dostum olmayı başarmalı, tabii ben de onun. * Kızlarla aram genel olarak çok iyi. Ama son zamanlarda kötü bir ilişki yaşadım. O yüzden de eve kapandım. Benden çok şey götüren bir ilişki oldu. * Birlikte olacağım kız dürüst ve şeffaf olmalı. Tip önemli değil. Ben ciddi bir insanım bu nedenle yaşadıklarım da anlamlı olsun isterim. * Ben içe dönük bir insanım. Her şeyi ciddiye alıyorum. Sabah görüp, 'günaydın'la başlayan ilişkiyi 'iyi akşamlar'la bitirmek istemiyorum. Her şeyin samimi ve dürüst olmasını istiyorum. Ölmeden önce insan kendi gerçeğinin anlamını öğrenmeye çalışmalı. Ben de kendi gerçeğimin anlamını bulmaya çalışıyorum. Her şeyi yaşımda yapmak istiyorum. Hayatımın her evresini anlamlı yaşamak amacındayım. Gülüyormuş gibi yaparak gülmek istemiyorum. Kendimi ve hayatı seviyorum çünkü. Yaşantıma değer veriyorum, saygı duyuyorum. * Genç kızlar yanıma pek gelmiyor, sadece uzaktan laf atıyorlar. Bu duruma liseden beri alışığım aslında. Kızlar beni uzaktan seviyorlar. Bu sezon iyi eğitilmiş bir savaşçı ve ajan olarak ‘Çok Özel Tim’ adlı dizide karşımıza çıkacaktın ama bir takım aksaklıklar oldu sanırım... ’Çok Özel Tim’ Türkiye de yapım sektöründe pek de cesaret edilemeyen bir farklılığın öncüsü olan bir proje idi. Genellikle uzak doğu sinemasında karşımıza çıkan aksiyon komedi türününün adapte edilmiş deneysel bir versiyonuydu. Şahin Alparslan ve Cengiz Keten'in yapımcılığını üstlendiği özel bir işti bence. Bu proje için Şahin Alparslan'dan teklif aldım, proje yenilikçi bakış açısı ilgimi çekti ve katkıda bulunarak böyle bir projede yer almayı istedim ama çeşitli sebepler yüzünden proje şimdilik rafa kalktı. Proje rafa kalkmadan evvel dövüş dersleri almaya başlamış mıydın peki? Almadım ama projenin devamlılığı olsaydı ve dövüş dersleri gerekli görülseydi, alırdım. Hali hazırda orta siklet boksçuydun sanırım... Amatör olarak uzun bir süre boks ile ilgilendim. Dövüş bir erkeğin hangi özelliğini temsil eder sence? Bana göre kibir ile kendini gösteren bir tepkidir dövüşmek, savaşmak. Ama bir erkeğe daha çok yakışan, onuru için savaşmaktır. Sahip olduklarına zarar verildiğinde,erkek savaşmaktan çekinmez bana göre. Setler dışında dövüşmek zorunda kaldın mı hiç? Her erkek dövüşmüştür…En azından hayatında bir kere! Benim de oldu tabi ama neresinden bakılırsa bakılsın kavga etmek, bir insana vurmak, zekanın ve kişiliğin önüne geçen, aciz bir davranış şekli. Genellikle sert karakterli insanları canlandırıyorsun... Bu senin tercihin mi? Sanırım biraz da bedensel duruşumla alakalı. Senaristleri bana yönlendiren bir şeyler olmalı. Kendini en iyi ifade ettiğini düşündüğün rol hangisidir? Geçen yıl yazarlığını ve yönetmenliğni yaptığım, yakında vizyona girecek ‘Sahne’ isimli sinema filminde canlandırdığım karakter. Şu sıralar herhangi bir sınema filmi için hazırlık var mı? Şu sıralar hazırlandığım yeni bir sinema filmi yok. Sahne bu sene vizyona girecek. Bir de senaryosunu yazıp, yöneteceğim bir dizi film var. Önümüzdeki sezon için hazırlanıyoruz ama detaylardan bahsetmek istemiyorum. Çünkü farklı bir proje olacak. Bu arada uzun zamandır sinematografik (görüntü alanında) anlamda çalışmalar yapıyorum,kariyerime bu alanda yön vermek istiyorum. Oyunculuk dışında neler yapıyorsun bu aralar? İşim, hayatımın tümünü kaplıyor. Üretken ve yaratıcı biriyim. Oyunculuk hayatının başından bu yana neler değişti sende? Hayatımdaki ve bendeki değişimler oyunculukla alakalı değil. Dünden farklıyım ama yarındanda öyle. Bunu iyi biliyorum…Hayat deneyim ve keşif mucizesi. Hiç ama hiç sıradan ve yayvan değil yaşamak. Şu sıralar aşk hayatın ne durumda? Çok mutluyum… Ünlü ve yakışıklı olmana rağmen elde edemeyeceğin kızlarla karşılaşmışsındır elbette... Onları elde etmek için neler yaptın? Ortada gerçek olan duyguların karşılığı varsa yaşanacak olan yaşanır zaten. Bir ilişkiyi uzun vadede eğlenceli kılmak için karşılıklı olarak neler yapmak gerekir? En ücra hislerini ve duygularını apaçık, dürüstçe yaşamak gerekir. Bir anlamda yaşadığının hakkını vermek. Yapıyor gibi yapmaktansa koşulsuzca yaşamak, pürüzsüzleştirir her şeyi. En azından kendine dürüst olmalı insan. Mutlu olduğunun yanındaysan, eğlenmemen ve keyif almaman için bir sebep yoktur. Benden bir şeyler beklemektense,onun bana kendinden neler kattığı önemli değil midir? Benim için şekil değiştiren birinin hangi gerçeğiyle tanışıyor olabilirim ki…Gerçekten kimi sevip, kimden nefret ettiğimi bilebilir miyim, gerçek onu tanımadan? Sürprizler seni daraltır mı? Hepsi olmasa da evet. Birine çok değer versen de, ondan vazgeçmene neden olabilecek bir prensibin var mı? Tabi ki var. Bir sorun varsa onarmaya çalışırım; ama onun samimi olmaması benim için her şeyi anlamsız kılar. Samimiyetsizlik ve iletişimsizlik…Çağımızın hastalığı!
__________________
![]() Hatırlatmayın bana dokuzu beş geçeyi Hele puslu geçen o geceyi Söyletmeyin kasım adlı iki heceyi Bu benim en büyük yasım Bu atamın öldüğü tarih on kasım Türkle Kürdün yoldaş olduğu, Çerkezle Lazın adaş olduğu Alevi Sünninin gardaş olduğu, Mukaddes topraktır vatan Şehitlerin koyun koyuna yattığı, Dosta gurur düşmana korku saldığı Dünyanın hayran kaldığı, Cennet Türkiyem’dir vatan Dağda Üç Beş Domuz Sürüsü Tutturmus Bir Kürdistan Türküsü Eline Almış Bayrak Diye Bir Masa örtüsü Soyu Soysuz Olan Sensin Toprak Senin Neyine İte İtlik Yapıp Kafa Tutma Beyine Anlasa Dediğimi Sokaktaki Köpek Ağlar Haline Duy Ulan Soysuz Ne Mutlu Türk'üm Diyene!!! ![]() |
|
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| arda, kural, röportajları |
Şu an bu konuyu görüntüleyen üye sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) |
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Arda Kural (Yıldıray) biyografi | IceMaN | Düğün Şarkıcısı | 0 | 12-06-2008 21:07 |
| arda kural resimleri ve avatarları | IceMaN | Düğün Şarkıcısı | 0 | 12-06-2008 21:04 |
| Arda Kural!! | Darkman | Yerli Yakışıklılar | 1 | 09-05-2008 16:39 |
| Arda kural resimleri (video slayt) | LokuMm... | Yerli Yakışıklılar | 1 | 01-02-2008 21:56 |
| Arda kural resimleri (video slayt) | LokuMm... | Lise Defteri | 1 | 01-02-2008 21:56 |