full programlar-oyun yamalari-dizi arsivi-msn-cep-telefonu-ipod  

Felsefenin ilk ilkeleri

Bilgi Kulübü kategorisinde ve Felsefe, Sosyoloji ve Psikoloji forumunda, bulunan Felsefenin ilk ilkeleri konusunu görüntülemektesiniz. Felsefenin ilk ilkeleri ON BOĞA Bu öykü, 12. yy.’da yaşayan Kakuan’ın şiirleri, resimleri ve onlar üzerine yazdığı nesir tarzındaki yorumlarına ...




Geri Git   full programlar-oyun yamalari-dizi arsivi-msn-cep-telefonu-ipod > Eğitim & Öğretim > Tez & Makale > Bilgi Kulübü > Felsefe, Sosyoloji ve Psikoloji

Maşaallah

Kayıt SSS Üye Listesi Takvim Konuları Okundu İşaretle
Eski 14-06-2008, 12:42   #1 (permalink)
Varsayılan Felsefenin ilk ilkeleri

Felsefenin ilk ilkeleri
ON BOĞA

Bu öykü, 12. yy.’da yaşayan Kakuan’ın şiirleri, resimleri ve onlar üzerine yazdığı nesir tarzındaki yorumlarına dayanan Ju Gu ya da boğanın dizginlenmesi alegorisinden alınmıştır.
* * * *
Mürit, mürşidine sormuş, “Buddha’yı bilmek istiyorum; o nedir?”
Ve usta yanıtlamış, “Bu, sen bir boğanın sırtındayken onu aramaya benzer.”
* * * *
Pratik felsefe, disiplin ilmidir. Öğrenme ve öğrendiğini uygulama yoluyla insan yavaş yavaş kendisinin bayağı veya bedensel yönünün içgüdü ve içtepilerine egemen olur. Çinli mistikler, insanın gerçekliğe gidişini simgesel şiirler ve resimlerle betimlemişlerdir. Asırlar ilerledikçe çeşitli yorumcular, eski yazı ve çizimlere yorumlar eklemişlerdir. Zamanla önemli bir ****fizik edebiyat oluşturan bu yorumlar, gördükleri itibar açısından kutsal kitaplardan hemen sonra gelmiştir
Bu mistik birikimin en önemlilerinden birisi sığır çobanı ve on boğa öyküsüdür. Bu masalın birkaç şekli nakledilmiştir. Her varyantın resimleri ve düzenleri ufak farklılıklar gösterir. Bunun nedeni büyük ölçüde, çeşitli mezheplerin her birinin öykünün değişik yönlerini vurgulamasıdır. Ancak hepsi de boğanın dizginlenmesini ana tema olarak alır.
Sığır çobanı, Benliği yani kişiliğin dağınıklığa meyilli unsurlarına hâkim olmaya çalışan aydınlanma ilkesini betimler. Çoban Acemlerin, Greklerin ve ilk dönem Hristiyan Gizlerinin “İyi Koyun Çobanı”nın Uzakdoğu’daki eşdeğeridir.
Hint tanrısı Şiva, dünyanın büyük kara boğası Nandi’ye biner.
Acemlerin Mitra’sı da kılıcını boğanın kalbine saplayarak bedensel yön üzerinde kurulan hakimiyeti vurgular.

Mısır’ın Yeraltı Tanrısı Osiris’e, Memphis boğası Apis biçiminde tapılırdı.
Hz. Süleyman mabedinin sunağı, boğa ve koç boynuzlarıyla süslenmişti.
Zeus boğa kılığına girerek Europa’yı kaçırdı. Bu efsane, felsefeye meraklı Greklerce ruhun bedensel zevkler tarafından ayartılmasını simgeliyordu.
Araştırmalara göre, eski toplumların çoğunda boğa, fiziksel gücün ve maddesel içtepinin sembolüydü. İnsan kendine egemen olmak ve arzularına gem vurmayı başarmakla boğaya hakim olur.
Çin’deki mezhepler arasında epey karmaşa vardır. Budizm’in, Konfiçyanizm’in ve Taoizm’in kültürel içtepilerin mecrası o denli birbirine karışmıştır ki, çeşitli sistemlerin sınırlarını kesin biçimde saptamak çok zordur. On boğa efsanesi o denli popülerdir ki birçok ekolün edebiyatında bir varyantına rastlanır. Efsane Çin’den Japonya’ya geçmiş ve Zen Budizmi taraftarları arasında özel kabul görmüştür. Bazı bilinen Zen rahipleri masalın versiyonlarını hazırlamış, ve birkaç tanınmış Japon ressam da resim ve baskılarında sembolizmasını sürdürmüşlerdir.
On Boğanın büyük çekiciliği, mesajındaki derin yalınlıktan ve özgün efsaneyi süsleyen şiirlerin ve özlü sözlerin keyif verici özelliğinden ileri gelir.
Efsanenin bu versiyonu P’u Ming’in 1609’da yazdığı “Mu niu t’u sang” adlı eserden ve onun 1705, 1796 ve 1929 yıllarındaki yeniden basımlarından çoğaltılmıştır.


I
BOĞANIN DİKKATİNİ ÇEKİŞ

Benlik, doğru düşünce ve doğru eylemin sağladığı güçten yararlanmaya çalışır. Bunu yaparken kişiliği, dış nesnelere duyduğu arzudan döndürmenin zorluğuyla karşılaşır. Boğanın kırda gezinmesi, iştahların ve içgüdülerin maddeye eğiliminin göstergesidir. Benlik, yaşam ve ümidi simgeleyen bir yeşil dalı uzatırsa da boğa bunu önemsemez. Soyut plânda kalan manevî gelişme beklentisi, boğayı sorumsuz davranışlardan alıkoymaya yetmez. Koyu bulutlar güneşi örtmüş, aklın ışığı ise görülmez olmuştur. Boğanın renginin siyah olması cahilliği ve inkârı ifade eder. Bu resim, içgüdülerin ve iştahların denetlenmeye gönüllü olmadığı, ve mutlaka tutulup alıkonulması yolundaki Doğu inancını özetler.


BOĞAYI GÜDÜŞ
II

Çoban boğaya yular takmayı başarmış ve isteksiz yaratığı gütmeye başlamıştır. Aydınlanmış Benlik bedensel heveslerini dizginlemeyi başarmıştır. Duygular ve duyular zaptedilir, güdülebilinir ve yönü değiştirilebilir duruma gelmiştir. Boğa artık döndürülebilir hâldedir. Disiplin fiziksel hayatın kontrol edilmesiyle başlar. Mürit farkına varır ki, yeni bir ruh kazandırabilmek için maddî şeyler, manevî gayelerin buyruğuna girmelidir. Doğru eylem, bir felsefî amaç uğruna enerjinin kendisini fiziksel olarak ifade etmesidir. Resmin taşıdığı anlam budur.
III


İLK RENK DÖNÜŞÜMÜ

Boğa artık uysaldır ve çobanı isteyerek takip eder. Boğanın başının beyaza dönmesi, aklın yetkinliğinin ifadesidir. Akıl, kişiliğin en üstün yönü olduğundan, felsefe yoluyla erişilebilecek ufukların önemine inanmıştır. Asya’da boğa bir yük hayvanıdır. Kişilik benliğin kuludur. Cahil kişi bazen boğayı sırtında taşıyan bir yolcu şeklinde temsil edilir. Seyahati esnasında rastladığı bir ermiş, yolcuya boğayı sırtından indirmesini, ve hayvanı taşıyacağına ona binmesini söyler. Bununla, insanın bedeninin ve kişiliğinin, kendisinin manevî varlığını desteklemesi ve taşıması gerektiği vurgulanır. Halbuki cahiller, kişiliklerinin manevî yaşamlarına yük olmasına izin verirler.

IV


BOĞAYI BAĞLAMAK

Bu resimde çoban, yuları, üzerinde güneşin sembolu bulunan bir ağaca bağlıyor. Budist doktrininde sürekliliği, kararlılığı ve açılan hayatı simgeleyen ağaç, burada yasayı temsil ediyor. Böylece kişilik çobana bağlanmak yerine, benliğin özden tekrar ayrılıp cehaletin çayırlarında gezinerek uzaklaşamayacağı güvenilir ve güçlü bir merkeze bağlanmış oluyor. Manevî gelişmenin varmış olduğu bu aşama, boğanın ön kısmının beyaza dönmesiyle belirtiliyor. Kavrayış yoluyla kişilik giderek dönüşüyor. Platoncu bakışın bedensel yanı ağır basan ruhu, beyazlaşan ve saflaşan boğayla betimlenen ilâhî yöne ve ruha doğru değişmeye başlıyor.
V


BOĞAYI AKILLA GÜTMEK
Artık bu aşamada kişilik Benliğin gönüllü müridi olmuştur. Bu yüzden yulara gerek yoktur ve boğa kendiliğinden takip eder. Duyular ve duygular itaat etmeyi öğrenmiştir. Akıl, Hakikat’ın uşağı haline gelmiştir. Kişilik, benliğin gösterdiği yolda itirazsız gider. Bedensel yönün gelişmesi ve arınması, boğanın ön kısmındaki beyaza dönen alanın genişlemesiyle belirtiliyor. Manevî değerlerin idrakinde yüksek duygular akılla el ele yürümektedir. Bilinçlilikle içtepi arasındaki ilişkide zorlamaya veya güç kullanmaya ihtiyaç kalmamıştır. Bundan böyle boğayı muhakeme yönlendirir.

VI
BOĞAYI BÜYÜLEMEK
Benliğin flütünden enfes uyumlu sesler çıkmaktadır. Tao’cu felsefeye göre Hakikat’ın sesinden daha güzel müzik yoktur. Hint öyküsü Krişna’da olduğu gibi, burada da flütçü ve müziği, soylu ve yapıcı bir varoluşu temsil etmektedir. Boğa başıboş dolaşmaktansa, müzisyenin yanında yere uzanıp onu dinlemekten mutludur. Renk dönüşümü sürmektedir ve boğanın vücudunun neredeyse tamamı beyazlaşmıştır. Kişilik, derinlerdeki ruhun gücünü kavradığından – hatta sadece kavrama değil, bundan zevk almaya başladığından – sakinleşip rahatlayarak dünya malı peşinde boşuna koşuşturmaktan vazgeçer.

VII
BOĞAYI SERBEST BIRAKMA
Bu resimde Benlik derin düşünme hâlindedir. Bedensel yönü kollamak artık gereksizdir. Aklın ve duyguların tekrar aldatıcı şeylere kapılmasını önlemek için tedbir almaya ihtiyaç duyulmaz. Benlik içsel gizemlere dalmışken, boğa hayatın sularından içmektedir. Hayvanın gövdesinden bütün karanlıklar uzaklaşmıştır. Akıl ve duyular yalnızca Benlik amaçları için vardır. Görünen bir barış ve huzur tablosudur. Burada imâ edilen şey, bu resmin akıl ve hikmet sahibi kişiyi tasvir ettiğidir. Sakin, güvenli ve çatışmadan uzak özelliklere erişen kişilik, Benliğin alçakgönüllü bir dostu olmuş, ve kendi soylu doğasını korurken batınî hayatın bilinmezlerine karışmamaktadır.

VIII
BOĞAYI DÖNÜŞTÜRME
Dünya gözden kaybolmuştur. Benlik ve onun kişiliği Uzay’da birliktedirler. Arınmış aklın ve onun arzularının bulutlara karışması, incelmiş ve gelişmiş olduklarını simgeler. Zihin, uzayın bilincine erişmiştir. Kişilik fiziksel yaşamdan, manevî yaşama yükselmektedir. Duyular ise ilâhî olanın algılanmasına yönelmiştir. İştahların dünyası uzaklaşmıştır. Resim, bedeni gelişmiş ve manevîleşmiş filozofun içsel durumunu temsil etmektedir. Hikmet sahibi kişinin aklı, iç dünyasının sırlarını düşünmeye dalmışken, boğa da Uzay’da yürümeyi öğrenmektedir.
IX


BOĞANIN GÖZDEN KAYBOLUŞU
Nihayet kişilik ve onun tüm özellikleri silinir. Onların yüksek nitelikleri Benlik ile yeniden birleştiğinden, artık somut bir kişilik yoktur, ve geriye yalnızca Benlik kalmıştır. Benliğin görüntülenmesi olan bedenler artık gerekli değildir. Üstadlığın simgesi de bunda, yani manevî güce sahip olmaktadır. Bu, nefsine hakim olabilmenin hayata geçirilmesi demektir.

X
SONSUZ
Boğanın öyküsü bu sembolik daire ile sona eriyor. Dünya yok olmuştur. Boğa yok olmuştur. Müzik yol olmuştur. Benlik ve Benliksizlik de yoktur. Var olan, uçsuz bucaksız zaman çemberi ile simgelenen sonsuz Gerçeklik’tir.
Bu Tao’dur, Nirvana’dır ve üstün insanın son hâlidir. Bu âlemdeki dünya yanılsaması da, Benlik yanılsaması da sona eriyor. Yalnızca sonsuz Gerçeklik yerinde kalıyor. Boğanın fethedilmesi, dünyanın fethiyle sonuçlanıyor. Dünya fethedilince ise solup gidiyor. Yalnızca Hakikat kalıyor; isimsiz, şekilsiz, sınırsız Hakikat; sadece içe yönelik deneyimle ve simgelerin esrarı üzerine derin düşünmeyle keşfedilebilen Hakikat.
KAYNAK: PHILOSOPHICAL RESEARCH SOCIETY, INC. LOS ANGELES, CALIFORNIA
__________________





Hatırlatmayın bana dokuzu beş geçeyi
Hele puslu geçen o geceyi
Söyletmeyin kasım adlı iki heceyi
Bu benim en büyük yasım
Bu atamın öldüğü tarih on kasım


Türkle Kürdün yoldaş olduğu, Çerkezle Lazın adaş olduğu
Alevi Sünninin gardaş olduğu, Mukaddes topraktır vatan
Şehitlerin koyun koyuna yattığı, Dosta gurur düşmana korku saldığı
Dünyanın hayran kaldığı, Cennet Türkiyem’dir vatan



Dağda Üç Beş Domuz Sürüsü
Tutturmus Bir Kürdistan Türküsü
Eline Almış Bayrak Diye Bir Masa örtüsü
Soyu Soysuz Olan Sensin Toprak Senin Neyine
İte İtlik Yapıp Kafa Tutma Beyine

Anlasa Dediğimi Sokaktaki Köpek Ağlar Haline
Duy Ulan Soysuz
Ne Mutlu Türk'üm Diyene!!!









IceMaN Çevrimdışı  
Alıntı Yaparak Cevapla
Reklamlar
Cevap Yaz

Etiketler
felsefenin, ilk, ilkeleri


Şu an bu konuyu görüntüleyen üye sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)

 
Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Yeni cevap yazamazsınız
Eklenti gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hızlı Geçiş

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Felsefenin Yararı Nedir? IceMaN Felsefe, Sosyoloji ve Psikoloji 0 14-06-2008 12:39
Felsefenin Kuantum Mekaniksel Temelleri IceMaN Kimya 0 09-06-2008 11:49
gazeteciliğin temel ilkeleri IceMaN Basın Yayın 0 15-02-2008 11:40
gazeteciliğin temel ilkeleri IceMaN Basın Yayın 0 15-02-2008 10:56


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:42 .



Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
THE SECURITY SYSTEM CBACK.de ACTIVE

TOPlist Rambler's Top100


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406