full programlar-oyun yamalari-dizi arsivi-msn-cep-telefonu-ipod  

HATAY Efsaneleri

il il Türkiyem kategorisinde ve Hatay forumunda, bulunan HATAY Efsaneleri konusunu görüntülemektesiniz. Efsaneler Her Adımı Tarih ANTAKYA Hatay, adım başı tarihtir. Antakya bu tarihin önsözü, başlangıcı sayılır. Ne zaman kurulmuş Antakya şehri. ...




Geri Git   full programlar-oyun yamalari-dizi arsivi-msn-cep-telefonu-ipod > Her Telden,Konular > Her Telden Diğer Konular > il il Türkiyem > Hatay

Maşaallah

Kayıt SSS Üye Listesi Takvim Konuları Okundu İşaretle



HATAY Efsaneleri






Yeni Konu Gönder Cevap Yaz

 

LinkBack Konu Araçları Mod Seç
Eski 02-11-2007, 15:59   #1 (permalink)
Varsayılan HATAY Efsaneleri

Efsaneler

Her Adımı Tarih
ANTAKYA
Hatay, adım başı tarihtir. Antakya bu tarihin önsözü, başlangıcı sayılır. Ne zaman kurulmuş Antakya şehri. Tarih kitapları, efsanelerle dolu bu şehrin kuruluşunu şöyle anlatır:
Makendonya kralı Büyük İskender'in ölümünden sonra, O'nun şöhretli generallerinden Antiokos oğlu Selefkos, bir devlet kurmak üzere, bugünkü Hatay iline gelmiş, devletin başkenti için münasip bir yer aramaya başlamıştı. Her taraf güzeldi, bir türlü karar veremeyince İlahların ilahı Zeus'e dua ederek, bir mucizeyle şehrin yerini seçmesini dilemişti. Tam kurbanını kesip, mabede bıraktığı sırada, gökyüzünden bir kartal ağmış, kurbanın bir parçasını kaparak, deniz kenarına bırakmıştı. Kartal tekrar gelmiş, bu sefer de kurbanın geri kalan büyük parçasını pençelerine takmış, havalanarak onu da Silpios dağının eteklerine, Orante yani bugünkü "Asi" nehrinin sol kıyısına götürmüştü. Selefkos, kartalın ilahı Zeus tarafından gönderildiğine hükmederek, önce deniz kenarında bir liman, sonra da asi nehrinin sol kıyısına başkentini yapmaya karar vermiş ve kısa zamanda şehrin inşaatını tamamlatmıştı. Milattan önce 300 yılının 22 mayısında şehir törenle halka açılmıştı. Selefkos bu yeni şehre, babasının adına izafeten Antiohia demiş, bu ad zamanla Antakya olmuştu.
Antakya şehri, zamanla büyümüş, gelişmiş, Romalılar devrinde, Güney'in en zengin şehirleri arasında yer almış, Bizanslıların önemli bir dini merkezi olarak tanınmıştı. Daha sonra, sırasıyla Abbasilerin, Selçukluların, Haçlıların, son olarak da Osmanlıların eline geçen şehir, her devirde, bir destanla süslenmiş, her yapılan eser, bir efsaneyi de peşinden sürüklemiş, her yapılan eser, bir efsaneyi de peşinden sürüklemişti. Örneğin, Antakya'daki Habib Neccar Camii, Antakya'nın ilk olarak İslam orduları tarafından fethinin efsaneleri ile yüklüdür. Şöyle ki:

Bir efsane daha:
Peygamberin sevgili halifesi Hz. Ömer, Diyar-ı Rûm denilen ve o zaman hıristiyanların elinde bulunan Anadolu'yu fethetmek, İslamlaştırmak için kol kol ordular salar. Bu ordulardan biri Ebu Übeyde bir Cerrah'ın kumandasında, Antakya üzerine yürür. Düşman güçlü, arazi, sarp. İslam orduları, cih'd heyecanı ve şahadet aşkıyla düşmanı izlemekte, kaleler zaptetmektedir. Ebu Übeyde'nin, Habib Neccar adında yiğit bir bayraktarı vardır. Savaşın en kızgın, en çetin anlarında, Habib Neccar, bir elinde sancağı şerif, diğer elinde kılıcıyla ön saflarda kıyasıya vuruşur. Kumandan ne zaman : "Yetiş ya Habib" derse, canını dişine takar, düşman saflarını yararak öne geçer, askere şevk ve heyecan verir. İşte böyle bir gün, Antakya yakınlarındaki Nur dağları üzerinde savaşılmaktadır. Düşman bir tepeyi tutmuş, bırakmaz da bırakmaz. Ebu Übeyde çaresiz kalır, son ümit bayraktarındadır. Savaşın kızgın bir anında, yine: "Yetiş ya Habib!" diye haykırır. Habib : "yallah!" diyerek tepeyi bir anda tırmanır, düşman saflarını yararak sancağı en yüksek zirveye diker. Diker ama , üzerine çullanan düşman askerleri bir kılıç darbesiyle başını gövdesinden ayırıverirler. Bu sırada galeyana gelen İslam ordusu tepeye yıldırım gibi iner. Habib Neccar'ın başsız gövdesiyle karşılaşırlar. Geri çekilen düşman, Habib'in başını bir sırığa saplayarak götürür, ibret olsun diye Antakya kalesinin en yüksek burcuna dikerler.
İslam orduları, birkaç gün sonra, Antakya'yı da kuşatırlar. Savaşın kızıştığı bir sırada kale burcundaki Habib'in kesik başından sesler gelmeye başlar:
- Kardeşlerim, yiğitlerim, ben buradayım. Sağdan hücum edin, sola koşun.
Kesik baştan gelen sesleri işiten İslamlar heyecanla ileri atılırlar, düşman askerleriyse paniğe kapılır. Kale birkaç saat içinde zaptedilir, halkı, vergiye bağlanır.
Kumandan Ebu Übeyde, şehit Habib'inin kesik başını defneder, üzerine türbe, yanına da cami yaptırır. Gövdesi Nurdağlarında ayrı bir mezara konur.
İşte Antakya'da, bugün herkesin bildiği Habib Neccar Camiinin efsaneleşmiş destanı.
Camiinin bitişiğindeki Habib Neccar'ın yer altı mezarı bugün ziyaret edilir, okunan Fatiha'lardan sonra bu kahramanlık destanı hafızalarda bir kere daha tazelenir.

Eyliya Çelebi'nin diliyle : Bizim tok sözlü, tatlı dilli seyyahımız Evliya Çelebi, iki yüz kırk yıl önce Antakya'ya geldiği zaman Habib Neccar Türbesini de ziyaret etmiş, ona ait çeşitli efsaneler eserinde toplamıştır. Evliya Çelebi'ye göre, Habib Neccar, İsa Peygamber zamanında yaşamış ve Ona iman etmiş İsa gibi mucizeler göstermiş, daha sonra da, puta tapanlar tarafından başı kesilerek öldürülmüştür. Evliya Çelebi'nin bir ifadesine göre de Antakya Kal'ası, İstanbul Kal'asından sonra en büyük kal'alardan biridir. Seyahatnamesinde bunu şöyle anlatır:
"Antakya Kal'ası duvarlarının ve burçlarının yüksekliği başka bir yerde görmedim. Doğu yönündeki dağlar üzerine oturan duvarları 80 arşın yüksekliğindedir. Asi nehri kıyılarındaki duvarlar ise yalınkat, 20 arşındır. Kal'anın yapıldığı taşların her biri birer fil gövdesi kadardır. Büyük usta Ferhat, taşları baltasıyla birbirine öyle yanaştırmış ki, tek bir kaya sanırsınız..."
Antakya'nın çevresi de tarihî kalıntılarla doludur. Bunlardan biri de İskenderun- Payas demiryolu üzerinde... Eski İskenderun Şehrinin giriş kapısı kalıntılarından olan bir sütûna "Yunus direği" derler. Söylentilere göre, kavminin zulmünden bir deniz kenarına kaçan ve bir balık tarafından yutulan Yunus Peygamberi, balık burada kusmuş. Yunus Peygamber de bu sütunun üzerinde halka seslenmiş, onları Tanrı yoluna çağırmış.
Bir zamanlar deniz kızlarının karaya vurduğu ve bir şehir kurdukları söylenen Arsuz harabeleri, ayrıca güneyindeki sütûnlu limanlar, adım başı efsane doludur.
Tarihte çeşitli olaylara sahne olan Antakya, 1516 yılı Mercidabık Savaşı'ndan sonra, Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katılmış, bir sancak merkezi olarak uzun yıllar idare edilmiştir. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra, düşman işgaline uğrayan Antakya, Millî Mücadele sırasında 20 Ekim 1921 Ankara Anlaşması ile İskenderun Sancağı içinde özerk bir idareye kavuşmuş, Türkiye - Fransız arasında yapılan uzun görüşmeler sonucu, 1938 yılında kurulan Hatay Devletinin içinde yer almış, 11 Temmuz 1939 günü de anavatan Türkiye'ye katılmış, böylece Hatay ilimizin merkezi olmuştur.
 
 
__________________





Bir gül olmak isterdim,,
dalımdan koptuğum an yalnız senin için kopayım
ve
yalnız senin avuçlarında solayım..


seηiηLe αηLαmLıчım beη
DarkgirL Çevrimdışı  
Alıntı Yaparak Cevapla
Reklamlar
Cevap Yaz

Etiketler
hatay, efsaneleri


Şu an bu konuyu görüntüleyen üye sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)

 
Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Yeni cevap yazamazsınız
Eklenti gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hızlı Geçiş

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Hatay Künefe DarkgirL Hatay 0 02-11-2007 15:55
Afyon Efsaneleri.. DarkgirL Afyon 0 01-11-2007 11:06
Bayburt Efsaneleri LokuMm... Bayburt 0 25-08-2007 19:44
karaman'ın efsaneleri LokuMm... Karaman 0 22-08-2007 14:11


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:32 .



Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
THE SECURITY SYSTEM CBACK.de ACTIVE

TOPlist Rambler's Top100


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451