Her Telden kategorisinde ve HayvanLar aLemi forumunda, bulunan Sörf Yapan Suaygırlarının Ülkesinde.. konusunu görüntülemektesiniz. [LinkLeri Görmek İçin Lütfen Üye oLunuz Üye oLmak için tıkLayın ] Yazı: J. Michael Fay Fotoğraflar: Michael Nichols Mike Fay'in ...
|
|||||||
|
Kayıt | SSS | Üye Listesi | Takvim | Konuları Okundu İşaretle |
|
|
#1 (permalink) |
|
Yazı: J. Michael Fay Fotoğraflar: Michael Nichols Mike Fay'in Orta Afrika'yı kapsayan destansı yürüyüşünün dört yıl önce son bulduğu Gabon'da şimdi yepyeni bir park oluşturuluyor. Fay ile fotoğrafçı Michael Nichols kıtanın henüz bozulmamış bu harika kıyı şeridine geri dönüyor.Bu gecenin deri sırtlı kaplumbağalar için iyi bir gece olmasını bekliyorduk ama, beş kilometre ötede kumsalın araştırmaya ayrılan kesimini belirleyen sopaya ulaştığımızda henüz tek bir tane bile bulamamıştık. Biz de nemli kumda azıcık kestirdik, sonra da geri yürümeye başladık. Transtan çıkmış, artık bir kaplumbağa görmek için dua etmeye başlamıştım.Başlangıç noktamıza bir kilometre kadar kalmıştı ki korku filmlerindeki bir hayalet gibi ürkütücü, kara bir şey önümüzde beliriverdi. Deri sırtlı bir kaplumbağa! Gelgit hattının yaklaşık altı metre yukarısında, kumsalın geniş bir yerinde başı karaya dönük duruyordu. Clement yuva yapmada hangi aşamada olduğuna bakarken bize uzakta kalmamız için işaret verdi. “Yumurtaları bırakacağı çukuru kazmış” diye fısıldadı. Hemen arkasında çapı yaklaşık 15, derinliği ise 30 santimetre olan mükemmel bir silindirik oyuk vardı. “Yumurtlamaya başlayıncaya kadar sessiz kalın, sonra yaklaşabiliriz, sorun olmaz.”Kaplumbağadan nefesi kesilircesine bir ses geldi. Clement yıldırım hızıyla ayaklandı ve arkasına sokuldu; kafa lambasının soluk ışığı çukuru aydınlatıyor, kaplumbağanın birkaç yumurta bıraktığını görebiliyorduk. Clement tedirgin görünüyordu. Kaplumbağanın, büyük bir parçası kopmuş sağ arka yüzgecine işaret ederek, “Delik yeterince derin değil” dedi. Kopuk yüzgeci, bütün gücü ve ustalığını gerektiren kazma becerisine ket vurmuş olmalı.Büyülenmiş bir şekilde izliyordum. Koca kız olanca gücüyle itiyor, şimdiden bitkin görünüyordu. Hooop –yine yumurtladı. Bilardo topu büyüklüğündeki yumurtalar yuvarlak ve beyazdı. Anne her ıkındığında, bazen dördü bir arada, üstleri yapış yapış mukoza kaplı yumurtalar çıkıyordu. Delik doldukça, biz de saydık: 30, 50, 80, en nihayet 84 yumurta. Clement haklıydı, yumurta yığını delikten taştı Kaplumbağa işini bitirir bitirmez, hayati istatistiklerini kaydetmek üzere ekip harekete geçti. Bağası ölçüldü: boyu 143, eni 105 santim. Clement ağırlığının 300 kilo civarında olduğunu tahmin etti, yani 20 yaşından büyük değil. (Açık okyanusta gezinen ve başlıca gıdaları denizanalarıyla beslenen deri sırtlı kaplumbağanın ağırlığı bir tonu bulabilir ve 50 yıl yaşayabilirler.) Penseye paslanmaz çelikten bir künye takan Clement, bağa ile yaralı yüzgecin arasındaki deriyi yakalayıp kuvvetle sıktı. Kaplumbağa dönüp bakmadı bile. Etiket numarasına göre kaplumbağanın adı artık ASF2637'ydi. Etiketler bazen çıkabildiğinden Feree öbür yüzgece de aynısından bir tane taktı. Tüm bu olan bitenden habersiz gibi görünen kaplumbağa yumurtaları örtmeye başladı; arka yüzgeçlerinden biriyle yığının üstüne kum getiriyor, diğerinin üst tarafıyla da kumu düzeltiyordu.Soru sorar gibi Clement'e baktım. Başıyla olur, anlamında işaret etti. Yüzgecine dokundum, yüzgeciyle neredeyse bileğimi tuttuğunda da kalbim durdu yüzgeciyle tutabiliyormuş meğer! Sert ve pullu olacağını beklediğim yüzgeci bir fok kadar etli ve esnekti. Bebek kadar yumuşak gri cildinin üstünde sanki süngerle sürülmüş beyaz latekse benzer lekeler vardı. Özenle kumu çekip bastırmaya devam etti; öyle ustalıkla, öyle becerikli bir şekilde çalışıyordu ki, sanki bir kaplumbağa değil de kaplumbağa kılığına girmiş bir insanmış gibi bir fikre kapıldım. Her an konuşmaya başlayacak gibiydi: “Hey Mike, o yumurtayı deliğin içine doğru itebilir misin?”ASF2637'nin denizde geçirdiği yıllarda neler neler görmüş olabileceğini düşündüm: dev yolcu gemileri, trol ağları, köpekbalıkları, manta balıkları, kambur balinalar, petrol sızıntıları, tonlarca çöp. Acaba nereleri gezdi, nasıl yaralandı?Yumurtaları bastırma işi bittiğinde iki yumurtası dışarıda kalmıştı. Clement onları yırtıcılar yuvanın yerini anlamasın diye çok uzağa götürdü. Üstü örtülü yumurtalar 60–70 gün kadar kuluçkada kalacak. Yavrular gecenin bir vakti yuvadan çıkıp suya doğru yola koyulacak. Kumsalda yengeçler kol gezerken, denize ulaşabilen minicik kaplumbağaları ise trol ağlarının yanı sıra tral balıkları ve uskumrular bekliyor olacak. Deniz Kıyısındaki Suaygırları Orta Afrika'daki Gabon'un yeni Loango Ulusal Parkı'nda bir anne suaygırı ve yavrusu etrafta avcılar, müteahhitler ve motorlu taşıtlarla safari turu korkusu olmaksızın Atlas Okyanusu'nun ılık sularında neşeyle oynuyor. Suaygırları (Hippopotamus amphibius) bu parkta barınan yabanıl hayvan türlerinin -orman fili ve deniz kaplumbağasından siren ve leopara kadar uzanan- çarpıcı yelpazesinden sadece bir kesit. Eylül 2002'de oluşturulan 150.000 hektarlık bu sığınak, Afrika'nın en büyük kıyı yaban ortamlarından birini koruyor. Loango'nun, birçoğu insan görmeye alışkın olmayan hayvanlarını belgelemeye çalışan fotoğrafçı Michael "Nick" Nichols, kamp kurduğu bu parkta beş ayını geçirdi ve fotoğraf çekmek için gizliliğe, sabra ve (suda oynaşan bu suaygırları örneğinde olduğu gibi) bazen de şansa bel bağladı. [LinkLeri Görmek İçin Lütfen Üye oLunuz Üye oLmak için tıkLayın] İlk Bakış Daha birkaç gün önce yumurtadan çıkan yavru Nil timsahı (crocodylus niloticus), Loango Deresi'ndeki dünyayı meraklı gözlerle süzüyor. Fotoğrafçı Nick Nichols, üç gün boyunca tekneden yavruları görüntüledi. "O kadar küçüklerdi ki henüz korkuyu bile öğrenmemişlerdi" diyor. Anne timsah ise ortalarda yoktu. "Yetişkin timsahlar insan görür görmez toz olurlar." [LinkLeri Görmek İçin Lütfen Üye oLunuz Üye oLmak için tıkLayın] Huzurlarınızda Nehirdomuzu Yabancı bir insan görüntüsüne şaşkınlıkla gözlerini dikmiş bu nehirdomuzunun (Potamochoerus porcus) bakışları, safça duran hedefini fotoğraflamak üzere yüksek otlar arasına yüzükoyun saklanmış olan fotoğrafçı Nichols'ın üzerinde. Çalı domuzu olarak da bilinen nehirdomuzları çoğu kez 20 ila 50 arasında değişen büyük sürüler halinde otlanır. Nichols, "Şu anda bir leoparın en sevdiği yiyeceğe bakıyorsunuz" diyor. [LinkLeri Görmek İçin Lütfen Üye oLunuz Üye oLmak için tıkLayın] Kemiklerin Ardındaki Muamma Fillerin kendi kendi türüne ait kemiklere efsanevi düşkünlüğünün doğruluk derecesini öğrenmek isteyen Nichols, doğal sebeplerle öldüğü anlaşılan bir erkek orman filinin iskelet kalıntılarına yakın bir kamera tuzağı kurdu. Haliyle, kamera kızılötesi ışının bir nesneyi algılamasıyla birlikte harekete geçen deklanşörü sayesinde- meraklı bir orman filinin (Loxodonta africana cyclotis) buraya gelişini yakaladı. Ardışık görüntüler filin yoluna devam etmeden önce, hortumuyla kemikleri sağa sola ittiğini gösteriyor. Seyyahların yüzyıllar boyunca anlattıkları öyküler, fillerin diğer fillere ait kemikleri toplayıp gömdüğü yolunda bir inancı doğurmuş. Doğabilimciler böyle bir davranışa hiç tanık olmadıkları için, bunu bir efsane sayıp ciddiye almıyor. Bununla birlikte birçok alan araştırmacısı, Nichols'ın görüntülerinin belgelediği gibi, fillerin gerçekten diğer fillere ait kemiklere büyük ilgi gösterdiklerini, çoğu kez bunları kokladıklarını, yerde yuvarladıklarını ve hatta hortumla yerden kaldırarak yığına çekidüzen verdiklerini bildiriyor. [LinkLeri Görmek İçin Lütfen Üye oLunuz Üye oLmak için tıkLayın] Tetikte Süzüş Bir kıyı lagününün balçıkla kaplı yakasında, solda kalan bir çamur kayabalığı (Gobiidae) ile bir mangrov yengeci (Scylla serrata) yengecin hemen ayakları dibindeki bir ölü balığı aç gözlerle süzüyor. Nichols çamur seviyesinde bir görüntü elde etmek için, kamerayı yakındaki kumluk alanda sabitledi ve 30 metre ötedeki gözlem noktasından deklanşörü harekete geçirdi. [LinkLeri Görmek İçin Lütfen Üye oLunuz Üye oLmak için tıkLayın] Bunu Biliyor muydunuz? Loango Ulusal Parkı'nda büyük olasılıkla en çok görülen hayvan kambur balina. Yaban Hayatı Koruma Derneği (WCS) adına çalışan uzmanlardan oluşan bir ekip dört yıldan beri Gabon'un kambur balinalarıyla ilgili gözlemler yapıyor, fotoğraf çekiyor ve veri topluyor. Ekibin amacı, Haziran'dan Ekim ortasına kadar süren üreme mevsiminde Gabon sularında kalan balina nüfusunu saptamak. WCS dünya genelinde balina sayısını belirlemek için Uluslararası Balina Avcılığı Komisyonu'yla birlikte çalışıyor. Bu girişim ilgili ülkelere balina avlama sınırları konusunda önerilerde bulunmak için önemli bir adım.WCS'nin balina araştırma operasyonu küçük ölçekli olmakla birlikte, Atlas Okyanusu'nun doğusunda yapılan en kapsamlı çalışma. Araştırma sonuçlarına göre, Gabon'da büyük olasılıkla 1500–3000 arasında büyük kambur bulunuyor. Bu sularda ekonomik açıdan kazançlı düzeyde av yapılamaması nedeniyle 1950'lerin sonu ve 1960'ların başlarında balina avcılığının bırakılmasından bu yana balinalar çoğalma olanağı bulmuş.WCS projesi, Gabon için balina gözlemine ilişkin yol gösterici kuralları geliştirmek üzere, Loango Operasyonu'yla (parkla aynı adı taşıyan ekoturizm ve çevre koruma inisiyatifi) birlikte çalışmalar yürütüyor. Gabon açıklarındaki balina yoğunluğu ekoturizm açısından büyük bir olanak sunuyor. Bu sularda en az 14 farklı balina ve yunus türü dolaşıyor ve ziyaretçilere bu deniz canlılarını teknelerden ve bazen kıyıdan görme olanağı veriliyor. Turistler sadece onları görmekle kalmayacak, kurtarılmalarına da katkıda bulunmuş olacak. Balina gözlemine yönelik turizm programının ekonomik açıdan başarıya ulaşması, Gabon balinalarının günün birinde yeniden avlanmasının önüne geçecek. Marisa Larson |
|
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| lkesinde, suaygirlarinin, yapan, sorf |
Şu an bu konuyu görüntüleyen üye sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) |
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|