full programlar-oyun yamalari-dizi arsivi-msn-cep-telefonu-ipod  

yiğit özgür röportajı

Komik Bölüm kategorisinde ve Karikatürler forumunda, bulunan yiğit özgür röportajı konusunu görüntülemektesiniz. Penguen dergisinin en sevilen çizerlerinden Yiğit Özgür ile kakara kikiri bir röportaj yaptık. “Çok komik biri değilim, normal insanım işte” ...


Geri Git   full programlar-oyun yamalari-dizi arsivi-msn-cep-telefonu-ipod > Komik Bölüm > Karikatürler

Maşaallah

Kayıt SSS Üye Listesi Takvim Konuları Okundu İşaretle



yiğit özgür röportajı






Yeni Konu Gönder Cevap Yaz

 

LinkBack Konu Araçları Mod Seç
Eski 11-02-2008, 21:27   #1 (permalink)
Post yiğit özgür röportajı

Penguen dergisinin en sevilen çizerlerinden Yiğit Özgür ile kakara kikiri bir röportaj yaptık. “Çok komik biri değilim, normal insanım işte” diyor ama ropörtaj sırasında epey eğlendik. Yiğit Özgür, geveze, sempatik ve sevimli bir adam çıktı, açıkçası hiç hayal kırıklığına uğramadık.
Ne okudun, güzel sanatlar filan?
Hacettepe Güzel Sanatlar, Grafik Bölümü’nden mezun oldum. 27 yaşındayım, bizim zamanımızda grafik işleri yapmak bu kadar popüler değildi ama, reklam ajansları filan tanıttı bu işi.
Peki karikatür çizmeye ne zaman, nasıl başladın?
Her zaman vardı, ama kompozisyonlu, çerçeveli karikatür haline gelmesi 17 yaşımda oldu. Bir sebebiniz olması lazım böyle çizmek için, yoksa her yere çizersiniz, ne var ki. Benim en büyük eğlencem çizmekti ama önemli değildi, karikatürcü olayım diye bir hayalim filan da yoktu. İşletme okuyacağım sanıyordum, sınavdan bir yıl önce gayet bilinçsiz karar değiştirdim.
Peki zıplama noktası ne oldu?
Ondan sonrası daha bilinçli oldu. Mezun olduktan sonra bu işlerin merkezi İstanbul diye buraya gelmeye karar verdim. O zaman da ele gelen bir tane mizah dergisi vardı; Leman. Ben de oraya girdim, ama çizer olarak, karikatürist olarak değil. Espri bulmuyordum, sadece çiziyordum. Bir yandan hayata da atılmam gerekiyordu, reklam ajanslarında çalışmayı da beceremiyordum. Belli saatler arasına sıkıştırılmış yaratıcılık bana sıkıcı geldi. Bir buçuk sene sonra Penguen’in çıkacağından haberim olmadan Leman’dan ayrıldım. Sonra Penguen’in haberi geldi. Ben bu arada iki aylık boşlukta yine sadece çizer bile olsam mutlaka bir dergide çizmeye ihtiyacım olduğunu anladım. Espriler de arkasından geldi, doğal bir süreç gibi. İlk bir haftanın sonunda bir sürü espri birikmişti, evde biri buluyor sandılar.


Karşılıklı uzun diyaloglar, onlar ilk baştan beri öyle miydi?
İki balonlu, tek balonlu hatta balonsuz olanlar bile vardı ilk başta. Ama söyleyemiyordum tam söyleyeceğimi. Bir balon daha açmam gerekiyordu, açtım, sonra bir balon daha derken rekor yirmi küsür balon oldu galiba. Bazısı tek kareye sığmıyor, onu da öykü haline getirip çiziyorum, zaten ifadelerin de değişmesi gerekiyor. Bu hale gelmesi, şöyle yapalım böyle yapalım diye düşünülmüş bilinçli bir şey değil.
Ama espriler çok kuvvetli, ben o diyalogları sadece metin haline getirip insanların birbirlerine maillediğini gördüm.
Fıkra gibi anlatan da varmış. Kocaman bir balona uzun yazsam giriş, gelişme, sonuç şeklinde, pek kimse okumaz zaten. Benimkiler skeç gibi. Konuşmalar çizginin önüne geçebiliyor, onu dengelemek lazım.
Yumurtalar’da karşılıklı diyaloglu işler öne çıkmaya başladı. “Ne güzel, etkilemişim” mi yoksa “becerememiş, şuna bak, gıcık” mı diyorsun daha çok?
Öyle bir şey hissederseniz çok üzülürsünüz. Sadece amatörlerde değil, ustalarda bile belli derecede etkilenme, değişme oluyor. Ben ne kadar ustalardan etkilenmişsem onları da etkilemiş olmam güzel bir şey. Birebir etkilenip bunu adet haline getirmedikten sonra buna kızmanın hiç gereği yok. Özellikle yumurtaların, yumurta diyorum ben de, amatör arkadaşların sizden etkilenmesi sıkıntı yaratacak bir şey olmamalı zaten.
Bu cevabın arkasına sen kimlerden etkilenerek başladın diye sormak zorunlu oluyor tabii.
Leman dergisinde çalışırken kendi esprilerimi götürmüştüm ama beğenmediler. Böyle karikatürler değildi onlar, Benimle alakası olmayan işlerdi, Metin Üstündağ, Erdil Yaşaroğlu, Selçuk Erdem, Leman’ın tüm kadrosundan bir şeyler almıştım, inekli karikatürler çiziyordum. Bakanlar “bunlar var evladım” dediler, zaten ben de onların hiçbir işe yaramadıklarının farkındaydım. Herkes birilerine özenerek başlar, sonra yolda açılır. Esas önemli olan sonrasında kendi dünyanızı bulabilmeniz

Siz çok komik adamlar mısınız?
Yok, değiliz işte. Ben de gelmeden önce herkes çok komik olacak sanıyordum ama değilmiş. Her insan kadar espri yapılıyor. Kimse karikatürlerindeki tipler gibi değil, onlar sadece akıllarına gelen fikirler. Geleli ne kadar oldu, hala çok eğlenmiyoruz yani, normal çalışıyoruz.
Kıkırdamaktan çizemiyorsunuz gibi bir şey yok yani.
Ben reklam ajansında da çalıştım, devlet memurlarıyla da çalıştım. Onlar da çok kıkırdıyorlar. Çalışma stresini atmak için tabii ki şakalar, espriler yapılıyor. Burada birlikte geçirdiğimiz tek gecemiz var. O sıkışıklıkta zaman zaman hiç konuşulmadığı oluyor, zaman zaman aşırı harlı bir geyik döndüğü de oluyor, ama yerlere yatılıyor filan gibi bir durum yok. Eğleniyoruz tabii, çok eğleniyoruz, ama herkes birer şovmen filan da değil.
Günlük hayatta aklınıza bir şey gelip de “dur ben bunu şimdi söyleyip ziyan etmeyeyim, sonra kullanırım” dediğin oluyor mu?
Oluyor. Ağırlıklı olarak sadece espri bulmak için düşününce espri bulunuyor. Kafadaki oyun bahçesine girip oradan bir şeyler toplamak zorundasınız. O da saatler süren konsantrasyonların sonunda oluyor, ağrılı bir süreç. Laylaylay diye çizilen karikatürler, pat diye çıkan espriler de oluyor, keşke hepsi öyle olsa, ama bunlar çok nadir durumlar.
Bakınca senin olduğu hemen anlaşılacak bir tipin olacak mı?
Başlarda, ilk 20 sayıda böyle bir tip yaptım. Tek karelik, Arif bey diye bir tipti. Onun çıkışı aynı espriler gibi çok doğaldı. Sonra aradaki bazı tiplerin aynı adam olduğunu fark ettim. Böyle elleri ceplerinde bıyıklı “ehehe, hadi bakalım” diyen bir adamdı. Bir sürü delilik oluyor, o da her şeyi aynı babacanlıkla karşılıyor, öyle bir tipti, farkında olmadan çıkmış işte. Onu “Arif Bey ve manyakları” diye bir şey yaptım, 20 sayı kadar devam etti. Bir süre sonra esprilerle birlikte Arif beyin çıkmadığını, espriler çıktıktan sonra Arif beyi içine eklediğimi fark ettim, samimiyetsiz geldi bana. Bunun için daha erken olduğunu gördüm yani. Şimdilik tekrar öyle bir plan yok, olsa iyi olur ama.

Ben bunun için programımı değiştiririm dediğin bir dizi, çizgi film var mı?
Simpsons’a bayılıyorum. South Park için programımı değiştirmem, ama severim. Seinfeld’i bayıla bayıla izliyordum. Genelde Cnbce’nin bütün dizilerini izlerim. Koştura koştura eve gittiğim de oldu aman yetişeyim diye.
İşin doğası gereği biz sizi sima olarak tanımıyoruz. Günlük hayatta “ben oyum, ben Yiğit Özgür’üm” gibi kendini tanıtma çabaların oluyor mu?
Yok olmuyor, özellikle tanıtılınca da çok rahatsız oluyorum, çünkü hemen bir beklenti ya da gerginlik oluşuyor. Bir arkadaşım “Yiğit Özgür bu işte” diye beni tanıtırsa çile dönemi başlıyor benim için. Ya bizden malzeme çıkarmasın diye geriliyor herkes, ya da “ee hani çok komikti ya” diye bakıyorlar.
Artık ismen tanınıyorsun. Çizgi roman dergisi yapayım, televizyona çıkayım, oyuncu olayım, şu programa konuk olayım gibi şeyler pek istemiyorsun galiba?
Yok. Öyle bir hevesim olsaydı yapardım. Mizah dergileri bunun için bir basamak değil. Cem Yılmaz’dan sonra böyle bir durum olmuş, birileri “önce dergide çalışayım, ufkumu genişleteyim, sonra da ünlü olayım” diye düşünmüştür mutlaka. Doğal gidişata göre olabilir, ne kadar istediğinle de ilişkili. Ama bir albüm çıkar, televizyona, gazeteye röportaja çağırırlar, ona çıkılıyor tabii, albümün reklamı gibi bir şey o. Bir röportajda albüm albüm diyorum, onlar da bir garip bakıyorlar, tabii albüm deyince Yalın, Ellerine Sağlık gibi geliyor kulağa.

Albüm çıkarmanın esas sebebi nedir, taleple mi alakalı yoksa çizerin egosuyla mı?
Çizere göre değişir tabii, egosu için çıkaran da vardır. Benim çıkarmamın sebebi ise, bir mizah anlayışının kitaba toplanması çok daha kalıcı, haftalık dergiyi ne kadar takip ederseniz edin böyle olmaz. Ne kadar satacağını da bilmiyorum, ticari yanı bir tarafa, sizin karikatür albümlerine karşı ne hissettiğiniz de önemli, ben bir adamın kitabını alıp onun dünyasına girmeyi seviyorum. 800 karikatür çizmişim şimdiye kadar, bunların 400’ünü seçtim. Ben zaten çok çizdiğim için bence erken değil. Zaten karikatürlerle de Can Barslan ve Erdil Yaşaroğlu albümleri ile tanıştım diyebilirim, kapağa baktım, Leman’da çiziyorlarmış, gittim Leman okumaya başladım.
Başka projeler var mı?
Var, televizyona bir şeyler yapıyorum, ama akıbeti belli değil. Ne olacağını bilmiyorum, deniyorum daha çok. Popüler kültür keşfetti denir ya, öyle bir şey işte. Böyle bir talep geldiği için ben de deniyorum bakalım olacak mı bir şeyler diye. Ama “ben dizi yazayım, film yazayım” gibi bir hevesim yok, daha doymadım ben, doyacağımı da sanmıyorum.
E tabi, son olarak karikatür çizmeye hevesli İşte Genç’çilere ne önereceksin onu da soracağız.
Bol bol çizmekten başka bir şey önerilemez. Çizdikleri şeyle ne yapacakları önemli. Buraya getirip yayınlatmak mı istiyorlar, amaçları nedir, onu bir belirlesinler. Ondan sonrası sadece egzersiz. Kafalarını ve ellerini geliştirmek için bol bol egzersiz yapacaklar. Sürekli yeni insanların bu işe girmesi lazım ama yoklar. Üzerine düşmüyor kimse.
 
 
__________________
MakinisT Çevrimdışı  
Alıntı Yaparak Cevapla
Reklamlar
Cevap Yaz

Etiketler
yigit, ozgur, roportaji


Şu an bu konuyu görüntüleyen üye sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)

 
Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Yeni cevap yazamazsınız
Eklenti gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hızlı Geçiş

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Yiğit Özgür karikatürleri MakinisT Karikatürler 1 01-07-2008 21:12
Yiğit özgür orada olabilirdim-2 MakinisT Karikatürler 1 01-07-2008 21:05
Yiğit özgür orada olabilirdim-3 MakinisT Karikatürler 1 01-07-2008 21:01
Yiğit Özgür karikatürleri MakinisT Karikatürler 0 17-01-2008 12:36
Yiğit özgür karikatürleri HaYSeK Karikatürler 20 16-06-2007 08:51


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:54 .



Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
THE SECURITY SYSTEM CBACK.de ACTIVE

TOPlist Rambler's Top100


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410