il il Türkiyem kategorisinde ve Manisa forumunda, bulunan Kırağaç ilçesi Genel bilgiler konusunu görüntülemektesiniz. İLÇENİN TARİHÇESİ Kırkağaç ilçesi,1428 yılında Osmanlı Padişahlarından 2.Murat zamanında,Sarı Hoca Camii’nde mezarı bulunan Sarı Hoca Abdullah Efendi tarafından kurulmuştur.Padişah 2.Murat,Sarı ...
|
|||||||
|
Kayıt | SSS | Üye Listesi | Takvim | Konuları Okundu İşaretle |
|
|
#1 (permalink) |
|
İLÇENİN TARİHÇESİ Kırkağaç ilçesi,1428 yılında Osmanlı Padişahlarından 2.Murat zamanında,Sarı Hoca Camii’nde mezarı bulunan Sarı Hoca Abdullah Efendi tarafından kurulmuştur.Padişah 2.Murat,Sarı Hoca Camii’ni inşa ettirip,Kırkağaç halkını aşar vergisinden muaf tutunca civardaki bir kısım halk Kırkağaç’a göç etmiş,ev bark yaptırmak suretiyle Abdullah Efendi etrafında yerleşmiştir.Cami,hükümdar parasıyla yapıldığından zamanın usulüne göre (sikke-i Mevlana) işareti konulmuştur.Zamanla cami yetersiz kalınca genişletilmiştir. Kırkağaç’ın kuruluşu üzerine bir rivayet de şöyle anlatılır : 2.Murat’ın eşinin bir yolculukta rahatsızlanıp Sarı Hoca’nın dua etmesi üzerine şifa bulduğu,bu sebeple padişahın Sarı Hoca Camisi’ni ve yanında taştan bir ev yaptırarak Abdullah Efendiye hediye ettiği, vakfiyesinde Hocaya katılacak olanları aşar vergisinden muaf tutulacağı rivayet olunur.Bu tarihi bilgiler hakkında hiçbir yazılı evrak yoktur. Kırkağaç’ın adı ile ilgili kesin bir bilgi yoktur.Zamanın Manisa Beyi hanımının zor doğumuna yardımcı olan Karakeçili Yörük obasının bilge kişisine armağan olarak bu yöreyi vakfettiği “Kırk çadırlı Karakeçili Yörüklerine bağışladığım bu yerlerin adı Kırkağaç olsun. Ulu ağaçlar gibi kök salsınlar.Dalları ulusumuzun her yanına uzansın,ünleri duyulsun.”dediği söylenmektedir. Kırkağaç’ta eski topluluklara ait eserlerden yalnız Siledik Köyü’nde Bizanslıların Silados şehrinin kalıntıları vardır.Şimdiye kadar hiç kazı yapılmamıştır. Kırkağaç ilçesinde Osmanlı Devleti döneminde Türklerin yanı sıra Rum,Ermeni ve Museviler de yaşamışlardır. Kırkağaç,Kurtuluş Savaşı’nda önemli görevler üslenmiş ve savaşta etkin bir rol oynamıştır. Yunanlıların Anadolu’yu işgale kalkışmasıyla birlikte tüm yurtta olduğu gibi Kırkağaç’ta da bu işgalcilere tepki olarak halkın gönüllü askerleri olan Kuva-i Milliye birlikleri oluşturulmuş ve uzun süre düşmanın ilerlemesi engellenmiştir. Daha sonraları Yunanlıların Akhisar’ı işgal etmesiyle birlikte Kırkağaç’taki müdafaa da kırılmış ve 10 Haziran 1920’de işgale uğramıştır.Bu işgalle yetinmeyen Yunanlılar Kırkağaç’ı kendi ülkelerine katmak için hazırladıkları mazbataları halkın ileri gelenlerine imzalatmak istemişlerdir.Bunun kabul görmemesi üzerine ileri gelenleri sürgün etmiş,halk üzerindeki baskı ve zulümleri arttırmışlardır. Kırkağaç 12 Eylül 1922’de işgalden kurtarılmıştır. Kavunun ilçe yaşamındaki yeri Kavun, Kırkağaç’ın bir simgesidir. Gerek kazanç ve gerekse kendi tüketimi için her çiftçi ailesinin vazgeçemeyeceği bir üründür. Ortalama bir üretim maliyeti ve ortalama bir fiyatla Kırkağaç halkı kavun üretiminden yılda dönümünden 1000-1500 YTL kazanç sağlamaktadır. Gerek kavunun ekim döneminde ve gerekse ürünün pazarlanması dönemlerinde kent yaşamında büyük bir canlılık görülür. Dolayısıyla kavun, diğer tarımsal ürünler gibi iş gücü amacıyla da olsa kentte belli bir potansiyel oluşmasına neden olur. Hasat döneminde sayısı azalmakla birlikte yılın diğer aylarında bir çok üretici yol üzerinde tezgahlar kurarak, kendi ürününü satma yolunu seçer. Böylece hem ürünlerini değerlendirmiş hem de kendilerine bir uğraş bulmuş olurlar. 2005 Eylül ayında ilçeyi ve kavunu tüm Türkiye ye tanıtmak amacı ile festival düzenlenmiştir. ATATÜRK’ÜN KIRKAĞAÇ’A GELİŞİ Atatürk;13 Ekim 1924 tarihinde eşi Latife Hanım ve Kazım Karabekir ile birlikte,İzmir’den trenle saat:13.00’de Kırkağaç’a gelmiş, Tevfikiye Mahallesindeki Türk Ocağı’nı ziyaret etmiştir. Burada hatıra defterine eski yazı ile “Kırkağaç Türk Ocağı’nın,hakkı ecdat ve refik ocağı olmasını temenni ederim” diye yazmış ve Kazım Karabekir’le birlikte imzalamıştır.Bu hatıra defteri hazine evrak deposuna teslim edilmiştir. Atatürk,son olarak İran Şahı (Rıza Pehlevi) ile birlikte Kırkağaç’a gelmiştir.Şehrin ilk fotoğrafçısı olan Sait Ali bu anı resimlemiştir.Bu anı ile ilgili fotoğraflar 1946 yılına kadar Belediyenin hatıra albümünde saklanmıştır. Çam Mesiresi: Her yıl,Mayıs ayında,15 gün süren “Çam Mesiresi” yapılır.İlçemiz halkı çadırlarını çamlığa kurar.İşlerine oradan gidip gelirler.Mesirenin son günü,çevre ilçe ve illerden yüzlerce kişi gelir,kurulan oyuncaklara biner,eğlence yerlerine gider,alışveriş yapar,akşam geç saatlere kadar gezerler.Çam mesiresinden sonra yoğun bir şekilde tarlada tarım çalışmaları başlar. KIRKAĞAÇ’IN YETİŞDİRDİĞİ ÜNLÜ KİŞİLER GELENBEVİ İSMAİL EFENDİ (1730 – 1791) 1730 yılında ilçemizin Gelenbe bucağında doğmuştur.Gelenbe’de doğduğu için GELENBEVİ adıyla anılmıştır.Türk ilim adamı ve matematikçisidir. Gelenbevi,Kağıthane’de III.Selim’in huzurunda,kumbara talimleri sırasında hedeflerine isabet etmeyen atışları düzeltmiş,bu suretle padişahın teveccühünü kazanarak Yenişehir Fener Mollalığına atanmıştır. Bir Fransız mühendisi tarafından Babıali’ye getirilen logaritma cetvelinin hiç kimse tarafından anlaşılamaması üzerine,Gelenbevi den yardım istenmiştir.Eserleri arasında “BURBAN” risalesi, ”Logaritma Risalesi”,medrese derslerine dair kitapları ile cebir kitapları olmak üzere toplam16 eseri vardır. SAÇLI MUSTAFA EFE (1899-1980) Bakırlı Mustafa Saçlı Efe,1899 yılında Bakır’ın Atik mahallesinde dünyaya gelmiştir. Babası Hacı Osmanoğlu Mehmet’tir.Erkan-ı Harp Kemal Beyi Yunanlılara karşı Bergama’da kurduğu cephede görev almıştır.Gönüllü olarak 19 yaşında cepheye koşmuştur. Yunanlılarla yapılan bir çarpışmada ağır şekilde yaralandı.Arkadaşları bir sedye ile kendisini çarpışma sahasından uzaklaştırdılar.Urbat’ta bir köylünün bitkilerden yaptığı ilaçlarla uzun süre tedavi gördü.Tedavi sırasında saçlarını kesmemiş,bu nedenle halk arasında Saçlı Efe diye anılmaya başlanmıştır. Yunanlıların Kırkağaç’tan çekilmesi üzerine şehre girmiş,doğruca eski belediye binasına gelmiştir.Türk Ordusunun Kırkağaç’a gelmesi üzerine kendi isteği ile silahlarını yeni Türk Hükümetine teslim etmiştir. Büyük Millet Meclisi milli mücadeleye yaptığı hizmet karşılığında kendisini İstiklal Madalyası ile taltif etmiştir. ŞEHİT EMİN EFENDİ (1872-1920) 1872 yılında doğmuştur.Babası Hacı Salih’tir.Sakar Ahmet Medresesinde okumuş ve icazet almıştır.100 dönümden fazla arazisi bulunan Emin Efendi,Kırkağaç’a ilk orak makinasını getirmiştir.Ziratte bir çok yeni makine getirerek kullanmıştır. Balıkesir’de bulunan 16.fırka ve milli cephe kumandanı Miralay Kazım Beyin emri üzerine Aznavur’un takibi ile görevlendirilmiştir.22 Mart 1920 tarihinde Anzavur’u takibi sırasında Güney’in kepekli köyü yakınında pusuya düşürülerek şehit edilmiştir. Kabri,Belediye Meclisinin 1945’de aldığı karar ile yeni mezarlıkta bulunan yere taşınmıştır. ![]() ŞAİR EŞREF (1847-1912) Şair Eşref,1847 yılında ilçemize bağlı Gelenbe Kasabasının Orta Mahallesinde 39 numaralı evde dünyaya gelmiştir.Usülizade Hafız Mustafa Efendinin ve Atife Hanımın oğludur. Büyüdükçe çevresinden sıkılmaya başlayan Eşref,20-25 yaşlarına kadar zeybek kıyafetiyle,başına buyruk bir halde kırlarda bayırlarda dolaşmıştır. İlk defa,27 Eylül 1870’te Manisa Sancağı yazı işleri kalemine girerek memuriyet hayatına başlamış,kılık kıyafetini değiştirmiş ve sonra Kasaba (Turgutlu) yazı işleri katipliğine geçerek 3 Temmuz 1873’te Manisa sancak muhasebe kalemine stajyer olmuştur. Sonraları 17 Ağustos 1874’te İstanbul’a gelen Eşref,üçüncü sınıf kaymakamlık imtihanını kazandıktan sonra şairlik şöhreti yayılmaya başlamıştır.İlk eserinin şu kıta olduğu söylenmektedir : “Pertev-i ikbaldir herkesteki şevk-ü şitab, Gör ki bir pervane kalmaz,şem’a vatka ki söner, Farkı yoktur şimdi bir şemsiyeden bir dostun, Kim havada bir fena suret görünce ters döner.” 6 Haziran 1879’da Fatsa,12 Ekim 1882’de Çapakçur,25 Ağustos 1885’te Hezan, 25 Temmuz 1887’de Ünye,8 Ocak 1888’de Tirebolu,27 Haziran 1890’da Garzan, 14 Ağustos 1893’te Garbi Karaağaç (Acıpayam),1 Mayıs 1894’de Buldan,25 Mayıs 1896’da Kula,22 Eylül 1897’de Kırkağaç Kaymakamlıklarında bulunan Şair Eşref,son olarak Meşrutiyetin ilanından önce 27 Haziran 1900 tarihinde Gördes Kaymakamı bulunuyordu.3 Aralık 1902’de Tevfik Nevzat ve Hafız İsmail Beylerle birlikte İzmir’de tevkif edildiğinden,12 Aralık 1902’de Gördes Kaymakamlığından ayrıldı.14 Aralık 1902’de İstanbul’a getirilen Şair Eşref,15 Nisan 1903’de evinde zararlı evrak bulunması ve politika yapmak suçundan haksız olarak bir yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.On gün fazlasıyla cezasını bitirip hapishaneden çıktıktan sonra 20 Aralık 1903’te İzmir’e gelmiştir. Şair Eşref 17 Ağustos 1904 tarihinde Mısır’a gitmiştir.1905-1906 yıllarında bir süre Paris,İsviçre ve Kıbrıs’ta bulunan Eşref,tekrar Mısır’a dönmüş ve Meşrutiyetin ilanına kadar burada kalmıştır. Eşref,Paris’te iken Yahya Kemal’le tanışmış,Şair Hüseyin Siret Özsever,Dr.Abdullah Cevdet,Ali Kemal ile dostluk kurmuştur. Meşrutiyetin ilanından iki ay sonra İstanbul’a gelen Eşref 30 Eylül 1908’de Kasaba (Turgutlu) kaymakamlığına tayin edildi.Fakat ortalığın huzursuzluğu ve hükümet idaresinin bozukluğu şairin çok canını sıkmış ve; “Bir kasaphaneye dönmüş Kasaba, Her yeri bir sürü bekler,oturur...! Öyle asayişi muhtel olmuş, Memleketlerde köpekler oturur...!” Diyerek İstanbul’a gelmiş ve Yeni Gazete’nin “Rad-ı Kaza” sütununda yazmaya başlamıştır. 1 Mart 1909’da Adana vali muavinliğine tayin edilen Eşref,dört ay bu görevde kalmış ve vali muavinliklerinin kaldırılması üzerine emekli olmuştur. Bu eşsiz insan,Abdülhamit’i,İkinci Meşrutiyeti,İttihadı Terakki’yi acımasızca hicvetmesi yüzünden hayatını sürgünlerde geçirmiş,içkiye fazla düşkünlüğünden vücudunu harap etmiş ve tutulduğu verem hastalığından kurtulamayarak 22 Mayıs 1912’de Kırkağaç’ta Bahçıvan Pazarı’ndaki evinde vefat etmiştir. Eşref Kırkağaç’ta öldüğü zaman,istasyon yolu kıyısındaki mezarlığa gömülmüştür.Daha sonra bu mezarlık Akhisar yolunun sağ yanına alınınca Eşref’in kabri de oraya taşınmıştır.Şair şimdi Kırkağaç Belediyesinin mermerden yaptırdığı mezarda yatmakta ve taşında kendi kıtası bulunmaktadır : “Kabrimi kimse ziyaret etmesin Allah için, Gelmesin,reddeylerim billahi öz kardaşımı. Gözlerim ebna-yı ademden ol rütbe yıldı kim, İstemem ben Fatiha,tek çalmasınlar taşımı...”
__________________
![]() Bir gül olmak isterdim,, dalımdan koptuğum an yalnız senin için kopayım ve yalnız senin avuçlarında solayım.. seηiηLe αηLαmLıчım beη
|
|
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| kiragac, ilcesi, genel, bilgiler |
Şu an bu konuyu görüntüleyen üye sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) |
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Nurdağı ilçesi Genel bilgiler | LokuMm... | Gaziantep | 0 | 08-09-2007 20:00 |
| Çat ilçesi Genel bilgiler | LokuMm... | Erzurum | 0 | 01-09-2007 17:09 |
| Nurhak ilçesi genel bilgiler | DarkgirL | Kahramanmaraş | 0 | 20-08-2007 13:27 |
| Siverek ilçesi genel bilgiler | DarkgirL | Şanlıurfa | 0 | 20-08-2007 13:23 |
| Hasankeyf ilçesi genel bilgiler | DarkgirL | Batman | 0 | 20-08-2007 13:22 |