full programlar-oyun yamalari-dizi arsivi-msn-cep-telefonu-ipod  

Camiler ve Kiliseler

il il Türkiyem kategorisinde ve Mersin forumunda, bulunan Camiler ve Kiliseler konusunu görüntülemektesiniz. Camiler ve Kiliseler MERSİN MERKEZ ESKİ CAMİ Sultan Abdulmecit'in annesi Bezm-i Alem Valide Sultan adına 1870 yılında yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı, ...




Geri Git   full programlar-oyun yamalari-dizi arsivi-msn-cep-telefonu-ipod > Her Telden,Konular > Her Telden Diğer Konular > il il Türkiyem > Mersin

Maşaallah

Kayıt SSS Üye Listesi Takvim Konuları Okundu İşaretle



Camiler ve Kiliseler






Yeni Konu Gönder Cevap Yaz

 

LinkBack Konu Araçları Mod Seç
Eski 22-08-2007, 11:45   #1 (permalink)
Arrow Camiler ve Kiliseler

Camiler ve Kiliseler
MERSİN MERKEZ
ESKİ CAMİ
Sultan Abdulmecit'in annesi
Bezm-i Alem Valide Sultan adına 1870 yılında yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı,
ahşap beşik çatılı, tek minareli cami 1901 yılında onarım
görmüştür.
MÜFTÜ CAMİ
Müftü deresinde Müftü köprüsünün
yanındadır. Mersin'in eski camilerindendir. Müftü Emin Efendi tarafından 1884
yılında cami ve medrese olarak inşa edilmiştir. 19. yüzyıl geç dönem tarzında
süslemeli, tuğralı mihrabı vardır.
ULU CAMİ
1898 yılında Sultan
II.Abdulhamit zamanında, Saydalı Abdulkadir Seydavi öncülüğünde halk tarafından
yaptırılan eski Gümrük Meydanı'ndaki (Günümüzde Ulu Çarşı) Yeni Cami
yıktırılmış, yerine büyük ve modern Ulu Cami inşa edilmiştir. Cami üç katlıdır.
Zemin katta 2000 kişilik ibadet mekanı ve son cemaat yeri bulunmaktadır. Ayrıca
bodrum katında 400 kişilik konferans salonu olan caminin, iç yüzeyinde ilk defa
bu camide uygulanan rumi ve hatai desenli Kütahya çinisi ile profilli ve oymalı
ahşap malzeme kullanılmıştır. İbadet mekanına giriş tavanında rumi desenli
renkli malakari rölyef uygulanmıştır.
Mihrabı çini ve ahşap karışımıdır.
Mukarnaslı alçıdan yapılmış olup, üst kavsarasının yüzeyi altın varak
kaplanmıştır. 2 şerefeli iki minaresi vardır.
AVNİYE
CAMİİ

Minaresinin önceleri ahşap olması nedeniyle, Tahtalı Camii adıyla
da bilinen yapı, Mahmut Şami-Sümen tarafından bağışlanan arsa üzerinde 1898
yılında inşa edilmiştir.
HAZRETİ MİKDAT (MUĞDAT) CAMİİ
Ankara
Kocatepe Camii'nden sonra, Cumhuriyet döneminin ikinci büyük cami Muğdat
Semti'ndedir. Cemaat yeri, ana kubbe, son cemaat yeri ve mahfil katından ibaret
olan ve klasik Osmanlı mimarisi tarzındaki yapı, toplam 5.500 kişiliktir. Üç'er
şerefeli, 81 m yüksekliğinde 4 adet minaresi, konferans salonu, kütüphane,
aşevi, sağlık ocağı ve diğer birimleriyle külliye özelliği
taşır.
İTALYAN KATOLİK( KATEDRAL) KİLİSESİ
Sultan Abdulmecit
tarafından 1853 yılında verilen bir fermana dayanılarak kilise mekanının
inşaatına başlanmış ve yönetimi Capucins Rahiplerine verilmiştir.Günümüzde uray
caddesi üzerinde bulunan saat kuleli kilise kompleksi, diğer birimleri ile 1898
yılında bitirilmiştir.
Kesme kireç taşından avlulu anıtsal bir yapı olan
İtalyan Katolik Kilisesi, Vatikan tarafından 1991 yılında İtalyan
Katolik(Katedral) Kilisesi olarak değiştirilmiş ve güney, Güneydoğu Anadolu,
Karadeniz Bölgesi, Suriye, Irak, İran ve Rusya'daki katolik kiliselerine
bağlanmıştır. Mersin ve yöresindeki Katolik cemaat için ibadete
açıktır.

ARAP ORTODOKS KİLİSESİ

Atatürk Caddesi üzerinde
bulunan Arap Ortodoks Kilisesi, Mersin'in ilk sakinlerinden, Dimitri ve Taunus
Nadir tarafından bağışlanan arsa üzerine 1878 yılında inşa edilmiştir. İbadete
açıktır.
MUT
ALAHAN MANASTIRI
Evliya Çelebi'nin
"Ustasının elinden yeni çıkmış gibi duruyor" diye anlattığı Alahan Manastırı
Karaman karayolu üzerinde, Mut'un 20 km. kuzeyinde, orman ürünleri deposunun
yanından sağa sapılan ve 4-5 km. içeride Geçimli (Malya) köyü civarındadır.
1000-1200 m. yükseklikte ve Göksu Vadisine bakan dik bir yamaca oturtulmuştur.
Hristiyanlığın Kapadokya ve Likonya (Konya)' da yayılması sırasında bu yeni
dini kabul edenlerin takibe uğraması, inanmayanlar tarafından öldürülme korkusu,
Hz. İsa'ya inananları dağlık bölgelerdeki mağara kaya oyuklarında ibadete
zorlamıştır. İsa'nın havarilerinden St. Paul ve yine Tarsus'ta yaşamış Hristiyan
öncülerinden Barnabas 441 yılında Hıristiyanlığı yaymak için Konya-Kapadokya ve
Antalya-Antakya'ya kadar maceralı yolculuklar yapmıştır.
İşte bu iki
Hristiyan Aziz'in gezileri sırasında konakladıkları her yerde anılarına mabetler
yapılmıştır. Alahan Manastırı bunlardan biridir.
440-442 yıllarında yapılmış
olduğu tahmin edilen Alahan Manastır Külliyesi, Batı Kilisesi, Manastır, Doğu
Kilisesi, kayalara oyulmuş keşiş odacıkları ve çevredeki mezarlardan
oluşmaktadır. Kilise binaları, Ayasofya Müzesi ile ortak mimari özellikleri
taşımaktadır. Süslemesinde usta bir taş oymacılığı görülür. İlk kilise korint
başlıkla iki dizi sütunla üç nefe ayrılmıştır. Narteksten ana mekana geçilen
kapının atkı ve yan dikmeleri kabartmalarla süslüdür. St. Paul, St. Pierre
figürlerinden başka bir çelengi taşıyan altışar kanatlı Cebrail, Mikail'in
simgesel yaratıkları ezişi, kükreyen aslan, kartal ve öküz sembolleri, incil
yazılarının tasvirleri, üzüm salkımları, asma yaprakları ve balık motifleri
zengin bir şekilde tasfir edilmiştir.
Kiliselerin doğusundaki geniş
avlunun güneyinde dinsel törenlerin yapıldığı dehliz, 11 m. uzunluğunda kemerli
ve sütunlu bir galeri şeklindedir. Galerinin ortasında kalabalık kabartma
süsleme ile her yanı işli büyük bir niş bulunmaktadı.Galeride apsisli vaftizhane
ve karşısında Alahan Manastırının en görkemli yapısı olan mezarlar
bulunmaktadır. Bu mezarların kuzey duvarı kayaya yontulmuş, üst örtüsü yoktur.
Ana nefin ortası ilginçtir. Burası paye ve sütunlara oturan dört kemerle örtülü
kare planlı bir kule biçimindedir. Kuli yukarıda sekizgene dönüştürülmüştür.
Kapı çerçevesi süslüdür.
Alahan Manastırının Mezarlarından birinin
kitabesinde şöyle yazılmıştır. "Burada çok mümtaz, Flavius Severinus ve Flavius
Cadalaippus'un Konsüllüğün'den sonra İndictio'nun 15. Senesinin 13 Şubatında
Mukaddes oruçlarının ilk haftasının Salı günü ölmüş olan hatırası mukaddes
kurucu T............ yatıyor."
Ayrıca, Maya Köyü yakınlarında vade
içinde ve yeraltında kırmızı ve yeşil boyalı "Renkli kilise" vardır. Bu kilise
yeni gibi görünmektedir.
DAĞPAZARI KİLİSESİ (CORAPİSSUS):
Mut
İlçesinin 35 km kuzey batısındadır Antik ismi Corapissus olan kentin antik yol
üzerinde oluşu eski kente ayrı bir önem verildiğini göstermektedir. Antik kentte
hayat ağacının kollarına asılmış çok sayıda hayvan ve geometri desenlerle
bezenmiş taban mozayiği göze çarpar. 15x5.50 m. ölçülerinde olan taban
mozayiğinin hangi yapının taban döşemesi olduğu bilinme- mektedir. Antik kentte
mozayiğin yanında 3 adet heroon tipi mezar oldukça yıpran- mıştır. Bizans
dönemine ait kilisenin ise apsisi ve bazı duvarları ayakta kalabilmiştir Köyün
güneyindeki vadide ise kaya mezarlarının bulunduğu nectopol sahası
bulunmaktadır. Köylüler tarafından soğuk hava deposu olarak kullanılan sarnıçlar
vardır.
KÜMBETLER
Lalaağa Camisinin doğusunda iki türbe vardır.
Üzeri konik çatı ile örtülü olduğundan bunlara kümbet demek daha doğru olur.
Muntazam kesilmiş küfeki taşları ile yapılmış kümbetlerin birinde üç, diğerinde
dört mezar vardır. Bunlardan biri Karamanoğullarından Musa Bey'e (Lalaağa)' ya
aittir.
LALAAĞA CAMİİ
Karamanoğlu İbrahim Bey' in emirleri ile
Lalaağa tarafından yaptırılmıştır. Kare planlı ve tek kubbeli caminin son cemaat
yeri, beş küçük kubbe ile örtülmüştür.
Dağ Cami: Mut'un 2 km
güneybatısındadır. Selçuklular dönemine ait olduğu (11. yy. sonları)
sanılmaktadır. Çevredeki devşirme taşlarla yapılmıştır.
KIZIL MİNARE
:

Rengi nedeniyle bu adı almıştır. Yapılış tarihi kesin olarak
bilinmemekle
birlikte Karamanoğulları döneminde yapıldığı
sanılmaktadır.
NURE SOFİ TÜRBESİ :
1228 yılında Selçuk Sultanı
1. Alaüd'- din Keykubat tarafından Ermenek Kalesi civarına yerleştirilen
Karamanoğlu Beyliğinin ilk tarihi şahsiyeti Nure Sofi'dir. Karaman adını verdiği
oğluna beyliği devretmesinden sonra ömrünü Mut'ta geçirmiş ve ölümü üzerine
Sinanlı nahiyesi Değirmenlik Yaylası (Yalnızcabağ köyü) 'ne
gömülmüştür
TARSUS
ESHAB-I KEHF MAĞARASI VE
CAMİİ

Tarsus'un kuzeybatısında 14 km. uzaklıkta Dedeler Köyündedir.
Kuran-ı Kerim'de Kehf Suresinde sözü edilen bu mağara Müslüman ve Hristyanlarca
kutsal sayılır. Mağaraya 15-20 merdivenle inilir.
Eshab-ı Kehf Mağarasına ait
bir efsane halk arasında anlatılır; "Mitolojik tanrılara inanışın, gücünü
kaybettiği dönemlerde, tek Tanrıya inandıkları için eziyet edilmekten kaçan
Hristiyan dinine mensup Yemliha, Mekseline, Mislina, Mernuş, Sazenuş, Tebernuş
ve Kefeştetayuş adında yedi genç, Putperestliğe dönmeyi kabul etmediklerinden
Rum Hükümdar Dakyanus'un huzuruna çıkarılmışlar. Bu hükümdar, Putperestlik
dinine bağlı kalmalarını, aksi takdirde kendilerini öldürteceğini söyleyerek
birkaç günlük zaman vermiş. Köpekleri Kıtmir ile birlikte bu yedi genç ölümden
kurtulmak için verilen süreden fayadalanarak kaçmışlar ve bu mağaraya
sığınmışlar. Allah tarafından kendilerine 300 yıl süre bir uyku verilmiştir. İlk
uyanan, yiyecek almak için kente gider ama, elinde bulunan zamanı geçmiş para
yüzünden yakalanır. Yakalayan parayı nerede bulduğunu ve oraya götürülmesini
ister. O da yalnız olmadığını yedi arkadaşıyla beraber mağarada kaldığını
söyler. Onunla birlikte mağaraya geldiğinde yedi yavru kuşun tünediği bir
yuvadan başka bir şey görmemiştir. Bu nedenle burası Yedi Uyurlar Mağarası diye
de anılır."
Halk arasında ziyaret dağı olarak bilinen dağ, konik biçimi
ve topoğrafik görünümü itibariyla doğal bir özellik arz eder. Mağara 300 m2
büyüklüğünde 10 m yüksekliğindedir. Mağaranın içinde 3 tünel mevcuttur. Eshab-ı
Kehf Mağarasının yanına Osmanlı Padişahı Abdulaziz tarafından 1873 yılında bir
mescit yaptırılmıştır.
ESKİ CAMİ- ST. PAUL
KİLİSESİ

Çarşıbaşındaki Kilisenin 1102 yılında St. Paul Katedrali olarak
yapıldığı söylenmektedir. Roma sitilinde kalın ve yüksek duvarları, iç kısmı
geniş, dışa bakan tarafı dar, derin pencereleri ve kalın sütunları ile dikkat
çekicidir. 1415 yılında Ramazanoğlu Ahmet Bey tarafından onarılarak camiye
çevrilmiştir. . Bazı kaynaklarda Ortaçağın başlarına ait bir Ayasofya
Kilisesinden söz edilir ve Papa'nın elçisi Mainz Piskoposu Konrad Von
Wittelsbach'ın 6 Ocak 1198'de burada,Ruppenlerden l.Leon'u Ermeni Kralı olarak
tanıdığı ve taç giydirmiş olduğu anlatılır.1704'de Tarsus'a gelen P.Lucas'da
burada bir Grek ve bir Ermeni Kilisesinden söz ederek Ermeni kilisesinin
Paulus'un kendisi tarafından inşaa edildiğini belirtir.1851 yılında Tarsus'a
gelen V.Langlois de bu kiliseyi ziyaret etmiştir. Roma stilinde kalın ve yüksek
duvarları,iç kısmı geniş,dışa bakan tarafı dar,derin pencereleri ve kalın
sütunları dikkat çekicidir.
Kilisenin bahçesine.batı yönde bulunan ve
cephesi oldukça süslü bir kapıdan girilir.Yapı bu bahçe içerisinde yaklaşık 460
m2.lik bir alanı kapsamaktadır.Kesme taşlarla inşaa edilen yapının dış uzun
cephelerinde kör kemerler bulunmaktadır.Batıdaki ana kapıdan girilen salonun
genişliği 19.30 m.,uzunluğu 17.50 m.dir.Girişin sağında ve solunda birer yarım
plaster sütun ve bu sütunların hizasında salonu üç sahına (nef) ayıran,ikişerli
iki sıra halinde dört serbest sütun yer alır.Kuzey ve güney duvarlarda da yine
yarım sütunlar bulunmaktadır.Aslında bu sütunlar gri renkli granit olup,antik
çağ yapılarına ait olmaları muhtemeldir.Orta salonun genişliği 12.60
m.olup,üzeri tonozludur.Tavanın merkezine rastlayan bölümde,ortada Hz.İsa olmak
üzere doğuda Yohannes ve Mattaios,batıda Marcos ve Lucas'ın freskleri
bulunmaktadır.Yapının kuzey-batı köşesinde ise bir çan kulesi yer
almaktadır.Yapı ve çevresi yıl içerisinde oldukça büyük bir restorasyon görmüş,
çevre düzenlemesi ve istimlak ile düzenlenmiştir.
MAKAM-I ŞERİF CAMİİ
VE DANİYAL PEYGAMBER KABRİ

Bu cami'nin içinde Daniyal Peygamberin
makamının bulunmasından dolayı Makam-ı Şerif Camii olarak da anılmaktadır.
Bulunduğu mahalleye ismini vermiş olan Makam Camii , bu gün müze binası olarak
kullanılan Kubat Paşa Medresesi'nin 10-15 m kuzeybatısında yer alan ana mekanı
dikdörtgen planlı, tonozlu ve kemerlidir.
Makam-ı Şerif Camii merkezinde
1857 yılında yapılmıştır. Yeni bir bölüm de eklenmiştir. Yeni yapıdan eski kısma
üç kapı açılmakta ve üç basamakla ana makama inilmektedir. Burası basık bir
kubbe ile örtülüdür. Mihrabı düz ve sadedir. Doğusunda Daniyal Peygamberin kabri
yer almaktadır. Bu nedenle camiye "Makam Camii" adı verilmiştir. Daniyal
Peygamber 2. Babil Kralı Nebukadnesar (İ.Ö. 605-562) zamanında yaşamış,
Yahudileri Babil esaretinden ilmi ve kehanetleriyle kurtarmış bir
peygamberdir.Rivayete göre Babil Kralı rüyasında İsrailoğullarından Gelecek bir
erkek çocuğun kendi tahtını sarsacağını bildirmesi üzerine israiloğullarından
doğan erkek çocukların öldürülmesini emretmiştir. Bu nedenle Daniyal Peygamber
doğunca onu dağ başında bir mağaraya bırakmıştır. Mağarada bir erkek ve bir dişi
aslan himayesinde büyüyen Daniyal, delikanlı olunca kavmi arasına karışmıştır.
Bir kıtlık senesinde Tarsus'a davet edilen Daniyal Peygamber'in Tarsus'a
gelmesiyle birlikte bolluk olmuş. Bu nedenle Daniyal Peygamber Babil'e geri
gönderilmemiş, ölünce de Tarsus'ta şimdiki Makam Camiinin bulunduğu yere
gömülmüştür. Hc.17. yılında Hz. Ömer devrinde Tarsus fethedilince, Daniyal
Peygamberin mezarı açtırılmış burada büyük bir lahit içerisinde altın iplikle
dokunmuş kumaşa sarılı ayet uzun boylu bir ceset görülmüştür. Başından geçen
maceraların sembolü olarak parmağındaki yüzüğün taşına biri erkek olan iki
aslanın arasında genç bir çocuk,dişi aslan onu yalıyor şeklinde işlenmiştir.
Cesedin yahudiler tarafından çalınmaması için, Hz. Ömerin emri üzerine önceki
yerine gayet derince defnettirilip üzerinden de Berdan Nehrinden gelen ufak bir
çayın suyunu kabrin üzerinden geçecek şekilde akıtıp hiç kimsenin kabre el
sürmeyeceği şeklinde emniyete alınmıştır. Nitekim caminin son tamiratı sırasında
çok derinlerde caminin arka ve alt kısmında suyun giriş yerinde gayet kalın ve
gayet muntazam mazgal demirleri çıkmıştır. Daniyal Peygamberin cesedi, bu
mazgallardan geçen suyun çok aşağısındadır.
ULU CAMİ (CAMİ-İ
NUR)

Cami-i Nur adıyla anılan ve bulunduğu semte de Cami-Nur ismini veren
bu cami, Tarsus merkezinde yer alan Türk-İslam sanatının önde gelen
eseridir.1579 yılında Ramazanoğullarından Piri Paşanın oğlu İbrahim Bey
tarafından yaptırılmıştır.Selçuk-Osmanlı uslubunda tek şerefeli minaresi olan
cami Sen Piyer Kilisesi kalıntılarının üstüne yapılmıştır. Yapıda tümüyle kesme
taş kullanılmıştır. 47X13 m. boyutlarında dikdörtgen plana sahip caminin iç
avlusuna 10 m. yüksekliğinde, 7.20 m. genişliğinde olup, doğu, kuzey ve batı
bölümlerini kapsayan 14 mermer sütunun taşıdığı revak vardır.Avlu taş levhalarla
kaplı olup, ortada (H.1323) tarihli onarım kitabesi bulunan bir şadırvanı
mevcuttur. Camiye kuzey yönünden abidevi portalla girilir. Bu portal Memlük
mimarı özelliklerini taşıyan siyah beyaz mermerlerle süslüdür. Son cemaat yeri,
doğu- batı doğrultusunda 14 adet baklava dilimli sütunların taşıdığı orijinal
kiremitlerle örtülü 16 kubbeden revaklı ve 5 kapılı avlu yer alır. Caminin iç
mekan sütunları "İran Kemeri" adı verilen yarı sivri kemerlerle birbirine
bağlanmıştır. Caminin mimber, mihrap ve müezzin mahfili mermerden
yapılmıştır.
Caminin doğu bölümünde ayrı mekanda Hazreti Şit ve Lokman
peygamberlerin makamları ve Abbasi Halifesi olan ve Pozantı'da 833 (H.218)
yılında ölen Me'mun'un kabri bulunmaktadır.
Cami Adana Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Kurulunun 01.11.1990 gün ve 696 sayılı kararı ile tescil
edilmiştir.
KUBAD PAŞA MEDRESESİ
Tarsus İlçesi Merkezi.
Tabakhane Mahallesinde bulunmaktadır. 1970 yılından bu yana Tarsus Müze binası
olarak kullanılmaktadır. Yapı Ramazanoğullarından Piri Paşa'nın kardeşi Kubad
Paşa tarafından 1553 tarihinde medrese olarak inşa edilmiştir. Medrese
dikdörtgen planlı olup, ortada avlunun etrafında 16 oda sıralanmıştır.
Orijinalinde iki katlı, tek eyvanlı, açık avlulu medreseler grubundandır. 1970
yılında yapılan onarımlarda orijinal şeklini büyük ölçüde kaybetmiştir. Temamen
kesme taştan yapılan medresenin girişi batıdan görkemli, süslemeli, Selçuklu
stilinde orijinal bir kapıdan sağlanmaktadır. Medrese odalarının tavanları
tonozlu olup, odalarda birer ocak bulunmaktadır.
BİLAL-İ HABEŞ MAKAMI
VE MESCİDİ

Bilal-i Habeşi Makamı ve Mescidi, Ulu Caminin güneybatı
tarafında bulunmaktadır. Peygamberimiz Hz.Muhammed (S.A.V.)' in müezzini olan
Bilal-i Habeşi'nin Hz. Ömer zamanında feth edilen yerleri ziyareti esnasında
Tarsus'a geldiği, kırkkaşık denilen yerde, yani şimdiki makamı ve mescidi
bulunan yerde ezan okuyup, namaz kıldırdığı için 7. Yüzyılda makamı, 16.yüzyılda
da mescidi inşa edilmiştir. Mescid kara planlı olup, üstü büyük bir kubbeyle
örtülüdür. Üç bölümlü, üç kubbeli son cemaat mahalli mevcuttur. İçeride Bilal-i
Habeşi'ye ait makam kısmı vardır. Ayrıca mescidin yanına bir de kuyu inşa
ettirilmiştir. Osmanlı arşiv belgelerinde, 1519 tarihinde Bilal-i Habeşi makamı
adına bir vakfın kurulduğu anlaşılmaktadır.
MENCEK BABA TÜRBESİ

Tarsus İlçesi Merkezi, Tekke Mahallesinde bulunmaktadır. Nakşibendi
Şeyhlerinden Mehmet Bey tarafından yaptırılmıştır. Halk tarafından Mencek Baba
diye adlandırılan türbeye ait kitabe, güneydeki giriş kapısının üzerinde yer
alır.
Osmanlı Devleti arşiv belgelerinde Mencek Zaviyesi (Küçük Tekke) olarak
kayıtlara giren yapının, vakfiyesinden anlaşıldığına göre İmam Kuseyrizade Şeyh
Abdullah Mencek tarafından inşa edilmiştir. Yine aynı zat tarafından H.781
(M.1379)' da vakfiyesi de tanzim edilmiştir. Vakfiyesinden Orta Asya'dan ve Doğu
Türkistan'dan Anadolu'ya gelen ve gelecek Türklerin uğramaları ve konaklamaları
için kurulmuş olduğu ifade edilmektedir. İçeride bir mezar sanduka yer
almaktadır. Güney tarafında bir mihrabı bulunan yapının kubbesinde dekoratif
anlamda renkli süslemeler görülmektedir.
DUATEPE TÜRBESİ
Tarsus
İlçesi Merkezi, Kleopatra kapısının kuzeydoğusunda, Gözlükule Höyüğünün batı
eteğinde Karamehmetler İlköğretim okulunun bahçesinde bulunmaktadır. Osmanlı
Devleti zamanında yapıldığı tahmin edilen türbe, taş yığma avlu içerisinde yer
almaktadır. Yapı kare planlar ve kubbelerden oluşmuş olup, bugünkü durumu
bakımsız ve harap bir vaziyettedir.

MEHMET FELAH
TÜRBESİ

Tarsus İlçesi Merkezi, Adana Caddesi üzerinde bulunan Demirkapı
Camiinin içerisinde yer almaktadır. Türbe Tarsus'u Ermenilerden alan Halep
Saltanat Naibi Harzemli Seyfettin Timur'un şehit düşen kumandanı Felahoğlu
Nureddin adına Osmanlı Padişahı II. Abdulhamit tarafından (1903 yılında)
yaptırılmıştır.
ANAMUR
MAMURE CAMİİ
Mamure
Kalesinin batı avlusunda halen ibadete açık, onarım görmüş tek minareli tarihi
bir cami bulunmaktadır. İki bölümden oluşan kalede, iç içe iki sur ve surlar
üzerinde kaleyi bütünüyle dolaşan ve bir taraftan bir tarafa geçişi sağlayan
burçlar arasında bir yol vardır. Bu yıl üzerinde 35 normal, 4 büyük olmak üzere
39 kule bulunmaktadır.
AKCAMİ
Karamanoğulları döneminde 1326 da
yapılan cami, daha sonra yapılan yivli minaresi ile ilgi çekicidir. Karşısında
Karamanoğullarından kalma bir han ve bir köprü bulunmaktadır.
Akarca
mahallesinde merkezi planlı tamamen kesme taştan kubbeli bir camidir.
Camiye
batı yönünde basık kemerli taş kapıdan girilir. Girişin tam karşısında fazla
derinliği olmayan taş mihrap sağda orijinal olmayan ahşap minber yer
alır.
Yapıda köşelerde ve yan duvarlar üzerinde sağır sivri kemerli
açıklıklarda duvar içine gömülmüş yuvarlak iç dolgu ile geleneksel Türk
mimarisinde pek görülmeyen tarzda kubbeye geçiş sağlanmıştır. Sağır kemerlerin
ayakları üçgenimsi payandalarla desteklenmiştir.
Girişin solunda zamanında
ahşap olan güdük minaresinin yerinde yivli tek şerefeli minaresi kaide üzerinde
yükselir.
Giriş kapısının hemen üzerinde yer alan altı satırlık yazıda 1326
H. tarihi okunmakla birlikte yazıt orjinal değildir.
KIZIL
KİLİSE

Anamur'un 8 km. kuzeyinde Kızılaliler köyü içerisinde yer alır.
Ören yeri içerisinde üç sahınlı bazilika görülür. Yapı 5.6. yüzyıl Isaura
yapılarını çağrıştırır.

SİLİFKE

ALAADDİN
CAMİSİ

Roma köprüsünün karşısında bulunan cami, Selçuklu sultanlarından
Alaaddin Keykubat döneminde yapıldığı için Alaaddin Camii adını almıştır. Şehrin
tam merkezinde olduğu için Merkez Camisi olarak ta bilinir.
REŞADİYE
CAMİSİ

Padişah Sultan Mehmet Reşat zamanında, Nüzhet Paşa tarafından 1912
yılında yaptırılan caminin doğu ve batısında bulunan sundurmaları, başlık ve
tabanlıkları Korint tarzında sütunlarla desteklenmiştir. Mermer ve kireçtaşından
yontulmuş bu sütunlar Silifke yöresindeki eski kalıntılardan
devşirilmiştir.
TEVEKKÜL SULTAN TÜRBESİ
Taşköprünün hemen
yanındaki türbe hakkında yazılı herhangi bir kaynak bulunmamaktadır. Selçuklu
hanedanlarından birine ait olduğu rivayet edilen mezarın üzerindeki çatı daha
sonradan ilave edilmştir.
CAMBAZLI KİLİSESİ
Adamkayalar’dan
sonra Hüseyinler Köyü’nden geçilip Cambazlı Köyü’ne varılır. Cambazlı’nın
helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde önemli bir yerleşim merkezi olduğu
Uzuncaburç (Diocaesarea) ve Ura (Olba) ile Kızkalesi (Corycus)’ne döşeme antik
bir yolla bağlantılı olmasından ve günümüze kadar gelebilmiş zengin
kalıntılarından anlaşılmaktadır. Burada, kaya mezarlarının yanısıra birer küçük
mabedi andıran anıtmezarlar, lahitler, sarnıç ve özellikle köyün girişinde
bulunan kilise görülmeye değer tarihi kalıntılardır.
Cambazlı Kilisesi,
benzerleri arasında orijinal özelliklerini korumuş en iyi durumdaki örneklerden
biridir. Kuzey cephesi tamamen kapalı olan yapının içindeki iki sütun dizisinden
sağdaki Korint başlıklı bütün sütunlarla bunların üstünde sıralanan galeri
sütunları ayaktadır. V. yüzyıla ait 20 m X 13 m ölçülerindeki kilisenin apsisi
ve tüm duvarları sağlamdır.
AYA TEKLA YERALTI KİLİSESİ
(MERYEMLİK)
Taşucu yolu üzerinde 4. Kilometreden sağa dönülüp bir km
gidildiğinde Hristiyanlığın en eski ve en önemli merkezlerinden biri olan
Meryemlik’e varılır. Meryemlik’in tarihi Azize Tekla’nın buraya gelişi ile
başlar.
İsa Peygamber’in havarilerinden St. Paul’ün vaazlarından etkilenen 17
yaşındaki Tekla kendini Hristiyanlık dinine adar. St. Paul’ün bu değerli
öğrencisi Konya ve Yalvaç’ta Hristiyanlığı yaymak için propaganda yaparken
paganların baskılarına maruz kalıp, öldürüleceğini öğrenince kaçıp Seleucia’ya
gelir ve sonradan kiliseye çevrilen bir mağarada saklanır. Sığındığı mağaradan
yöredeki insanlara çok tanrılı dine karşı Hristiyanlık inancını yayarken
mucizeler yaratarak hastaları da iyileştirir. Yine öldürüleceği bir sırada bu
mağarada kaybolduğuna inanılır.
Aya Tekla’nın içinde yaşadığı mağara onun
kayboluşundan sonra Hristiyanlarca kutsal sayılmış; ta ki bu din İ.S. 312
yılında serbest bırakılıncaya kadar gizli bir ibadet yeri olarak kullanılmıştır.
Bu mağara daha sonra IV. yy’da kiliseye dönüştürülmüştür.
Hristiyanlığın
resmen kabulünden sonraki dönemlerde birçok yapı ile bezenen Meryemlik’te Mağara
Kilisesinden başka, bu mağaranın üzerinde bugün sadece apsisinin bir bölümü
ayakta kalan Azize Tekla Kilisesi; imparator Zenon tarafından Aya Tekla’ya
ithafen yaptırılan kilise ile Kuzey Kilise; hamam, birçok sarnıç, mezarlıklar ve
şehir suru kalıntıları günümüze kadar
gelmiştir.
ERDEMLİ
PAŞA TÜRBESİ
Ayaş- Korykos
yolu üzerinde olan bir Selçuklu eseridir. Türbe 1220 yılında Aktaşoğlu Sinan Bey
tarafından yaptırılmıştır.
GÜLNAR
ZEYNE
TÜRBESİ
Gülnar'dan Mut'a giderken 26 'ncı km. de Zeyne (Sütlüce)
Kasabasındadır. Geniş bir bahçe içerisinde inşa edilen ahşap çatı örtülü ve
ahşap direkli ana geçit kısmına, zaman zaman mezar odalarına ilavesi ile meydana
gelmiştir.
Bahçede ise mezarlar bulunmaktadır. Zeyne Türbesi olarak bilinen
Şeyh Ali Semerkandi Türbesi, Beylikler dönemi eseridir.
Bir küllüye olması
gereken yapı gruplarından sadece türbe ayakta kalabilmiştir. Görünüşte
psikolojik rahatsızlığı olan hastaların ziyaret ettikleri ve kurban kestikleri
türbenin, külliyenin bir parçası olduğuna dair yazılı bir kaynak
bulunamamıştır.
Ali Semerkandi ile ilgili bir efsane anlatılır. Çobanlıkta
yapmış olan Semerkandi öğle sıcağında hayvanları susuzluktan yanmış vaziyette
iken, yoldan geçen bir Türkmenin sert sözleri ile karşılaşır. Buna çok üzülen
Semerkandi dua ederek elindeki sopasını kayaların ortasına vurur ve su
fışkırır.Hayvanlarını sulayarak susuzluktan kurtarır. Bu yer halen mesire yeri
olarak kullanılmaktadır.
ŞEYH ÖMER TÜRBESİ
Gülnar İlçesi'ne
bağlı Şeyh Ömer Köyündedir. Türbede Bahri Ölüm adlı Kur-an tefsirinin yazarı
yatmaktadır.Türbe sekizgen planlı olup, düzgün kesme taşlarla örülmüştür.
Üzerindeki büyük kubbe betonla tamir edildiğinden eski özelliği hakkında tam
olarak bilgi alınamamıştır.
 
 
__________________
[LinkLeri Görmek İçin Lütfen Üye oLunuz Üye oLmak için tıkLayın]


Türkiye'nin Paylaşım Platformu...










LokuMm... Çevrimdışı  
Alıntı Yaparak Cevapla
Reklamlar
Cevap Yaz

Etiketler
kiliseler, camiler


Şu an bu konuyu görüntüleyen üye sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)

 
Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Yeni cevap yazamazsınız
Eklenti gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hızlı Geçiş


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:08 .



Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
THE SECURITY SYSTEM CBACK.de ACTIVE

TOPlist Rambler's Top100


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201