full programlar-oyun yamalari-dizi arsivi-msn-cep-telefonu-ipod  

Su üzerinde Oynanan Oyunlar

Atatürk Özel Bölümü kategorisinde ve Nasıl Bir Türkiye forumunda, bulunan Su üzerinde Oynanan Oyunlar konusunu görüntülemektesiniz. SU SAVAŞLARI 100 yıl önce dünyanın herhangi bir yerinde insanlara hayatın temeli olan suyun bir gün ticari bir **** gibi ...


Geri Git   full programlar-oyun yamalari-dizi arsivi-msn-cep-telefonu-ipod > Eğitim & Öğretim > Atatürk Özel Bölümü > Nasıl Bir Türkiye

Maşaallah

Kayıt SSS Üye Listesi Takvim Konuları Okundu İşaretle
Eski 03-08-2007, 17:14   #1 (permalink)
Exclamation Su üzerinde Oynanan Oyunlar

SU SAVAŞLARI

100 yıl önce dünyanın herhangi bir yerinde insanlara hayatın temeli olan suyun bir gün ticari bir **** gibi satılacağını söyleseler buna kimse inanmaz, ciddiye bile almazdı. Su bütün insanların hatta bütün canlıların doğal hakkı ve ortak zenginliği idi. Suyu **** olarak satma düşüncesi ilk kez Fransa’da ortaya çıktı III. Napolyon döneminde su ticareti amacıyla kurulan Suez Lyonnaise şirketi bugün dünyanın su konusunda en büyük çok uluslu firması durumunda. Bütün medeniyetler suyun çevresinde kurulmuştur. Roma İmparatorluğunun en başarılı olduğu konulardan biri çok yaygın ve kolay ulaşılır bir su ağı sistemi kurmuş oluşuydu. Osmanlı döneminde halka açık alanlarda görkemli çeşmeler yapılmıştı. İstanbul’da hepsi birer mimari harikası olan çeşmeler iyi korunamadı. Artık suları akmıyor, muslukları koparılmış halde. Anadolu kültürü suyu nimet saymıştır. Yerleşim bölgelerine su getirmek en büyük hayır sayılırdı. Çeşme bulunmayan yollarda belirli yerlerde önü açık üstü kapalı küçük kulubeler yapılır, içlerine büyük toprak kaplarda veya fıçılarda su konurdu. Hayırseverler bu istasyonlara su taşırdı. Öyle ki suyu kimin getirip koyduğunu bilemezdiniz. Halka açık çeşmelerde hayvanların payı unutulmaz, aynı yerlerde kendilerine ayrılan bölümlerde su içerlerdi.
Şehirleşme artıp, yaygın su şebekeleri kurmak zorunlu hale gelince suya bir bedel ödenmesi gerekti. Suyu uzak kaynaklardan getirmek, dağıtmak masraflıydı. Enerji kullanılıyordu. Suyun israfının önlenmesi için de makul bir bedel ödenmesi normaldi. Zaten su sistemleri kamu kuruluşlarının kontrolundaydı ve önemli sorunlar yaşanmıyordu.
20 yıldan beri çokuluslu su şirketleri dünyanın her yerinde suyu kontrol etme çabasına giriştiler. Dünya Ticaret Örgütü’nü ve İMF’yi arkalarına alarak su sistemlerine ve su kaynaklarına sahip olma yarışına girdiler. ABD, İngiltere, Fransa, Kanada, Avustralya gibi zengin ülkelerde bazı şehirlerin su şebekesi özelleştirildi. Yoksul ülkeler ise özelleştirmeye zorlandı. Şirketler gittikçe artacak su sıkıntısını da göz önüne alarak su satmanın ve kaynakları kontrol etmenin çok karlı olacağını farkettiler. Kendi isimlendirmeleriyle su mavi altındı. Birleşmiş Milletler Örgütünün tahminlerine göre 2015 te dünya nüfusunun % 40’ı yeterli su temin edemiyecektir. Önümüzdeki yüzyılın su savaşları yüzyılı olacağı öngörülüyor. Su kaynakları azalırken israf artıyor. Tatlı su kaynakları kirlenip, yer altı suları tükeniyor. Dünyanın tatlı su kaynaklarının %65’i endüstriel tarımın geniş çaplı su gereksinimi için harcanıyor.
Çokuluslu su şirketleri 2001 yılında toplanan Dünya su forumunda “suyun bir insan hakkı olduğu” kavramını değiştirerek “bir insan ihtiyacı” olduğunu ifade ettiler. Bu kavram değişikliği neden çok önemli? Sağlık sistemini sosyal devlet anlayışı ile yöneten Fransa ABD nin baskısıyla sağlıkta kamu sağlık hizmetini Amerikan tarzı özelleştirmeye açarken “sağlık bir haktır” söylemini Dünya Ticaret Örgütü’nün dayatmasıyla “sağlık bir ihtiyaçtır” söylemiyle değiştirdi. Fransa Sağlık Bakanı politika değişikliğini şöyle savundu; “Araba da bir ihtiyaçtır. Renault insanlara bedava araba mı dağıtıyor, Roche firması neden ucuza ilaç satsın ki?” Dünya Ticaret Örgütü’ne göre “insan ihtiyaçları kar amacıyla özel girişimcilerce sağlanabilir ve herkese eşit verilmesi gereken insan haklarından farklıdırlar”. Gelinen nokta İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin ne kadar gerisine düşüldüğünü gösteriyor.
Zengin ülkelerin ve çokuluslu şirketlerin lehine ilerleyen ve yoksul ülkeleri borç batağına sürükleyen küreselleşme şirketlere yeni hareket alanları açıyor. Borç ve faiz baskısı altında ezilen ülkelere İMF sözde kurtarma reçeteleri dayatıyor. Ağır koşullarla yeni borçlar verirken parayı uzun bir sürede ve belirlenen bir takvime göre dilimler halinde veriyor. Her dilimin serbest bırakılması için ülke kaynaklarından birinin veya birkaçının şirketlere terk edilmesi şartını öne sürüyor. Bu amaçla çok acele yasalar çıkarılıyor. Sözleşmeler yapılıyor. Yani borç dilim dilim verilirken ülke kaynakları dilim dilim elden gidiyor. Şirketlerin doymak bilmez kar hırsı ve sonsuz büyüme eğilimi engel tanımıyor. 9 Milyon nüfuslu yoksul Güney Amerika ülkesi Bolivya’da olup bitenler buna iyi bir örnek sayılabilir. İMF nin zorlamalarıyla ülkenin madenleri, kamu iktisadi kuruluşları birer birer özelleştirip, şirketlere terk edildi. 1999 yılı son çeyreğinde İMF den 600 milyon dolarlık bir borç diliminin serbest bırakılmasının zamanı gelmişti. Fakat bu yeni bir yağmaya vesile olmalıydı. Ne var ki yoksul ülkenin satacak bir şeyi kalmamıştı. Bereket akıllı danışmanlar yaratıcı bir çözüm buldular. Su sistemi yabancı şirketlere verilebilirdi. Öyle ya Bolivyalılar da su içmek zorundaydı. Su satışı müşteri bulma sorunu olmayan bir ticaret alanı olarak iştah açıcıydı. Bolivya Hükümeti 1999 kasım ayında ülkenin üçüncü büyük şehri olan Cocahamba’nın su sistemini merkezi ABD de olan çokuluslu Bechtel şirketine 40 yıl süreyle vermeyi kabul etti. İMF, sırası gelen borç dilimini ancak bundan sonra serbest bıraktı. Cocahamba Bolivya’nın yarı çöl bir bölgesinde kurulu. Su az ve çok kıymetli. Bechtel, daha çok inşaat işleriyle uğraşan dev bir şirket. Dünyanın 120 ülkesinde 1900 projeye yatırım yapmış durumda. Su ve arıtma sistemleriyle ilgili 200 dolayında projesi var. Yıllık kazancı 14 milyar dolar. Bechtel kamu kuruluşunun elinden su sistemini alınca ilk iş olarak çalışanların yarıdan fazlasını işten çıkardı. Suyun birim fiyatı 3 hafta sonra 2 katına, 2 ay sonra 3 katına çıktı. Halk protestolara başladı. Aylık asgari gelirin 100 doların altında olduğu ülkede bir aile için 20 doları bulan su faturası çok yüksekti. 20 dolar 5 kişilik yoksul bir Bolivya ailesinin 2 haftalık besin harcamasına denkti. İnsanlar su ile gıda arasında bir seçim yapmak durumunda kalınca gösteriler başladı. Bolivya’nın diğer şehirlerinden de göstericiler gelmeye başladı. Göstericiler “Su Tanrının armağanıdır, su hayattır” diye bağırdılar. Karışıklık artınca Bolivya hükümeti sıkıyönetim ilan etti. Göstericilere açılan ateş sonucu yüzlerce kişi yaralandı. 17 yaşında bir genç olan Hugo Daza öldü. Çok sayıda tutuklama yapıldı. Ne var ki olaylar sıkıyönetime rağmen büyümeye devam etti. Hükümet Bechtel şirketiyle yaptığı sözleşmeyi iptal etmek zorunda kaldı ve şirket 2000 yılı nisan ayında ülkeyi terk etti. Bechtel, uluslar arası ticaret anlaşmalarına sığınarak kaybettiği muhtemel kazançlarının telafisi için Bolivya Hükümeti aleyhine 25 milyon dolarlık bir tazminat davası açtı. Bu rakamın iki taraf için ne ifade ettiğine bakmak ilginç olur. Bechtel için yarım günlük kazanca karşılık gelen bu para Bolivya’da 12 bin öğretmenin 1 yıllık maaşı toplamıdır.
Dünya kaynaklarının büyük şirketlerin eline geçmesine yönelik küreselleşme hareketi bazı söylemlerle yola çıkıyor. Verimlilik, serbest ticaret, rekabet ve şeffaflık bunlardan bazılar. Kamu yönetimleri şeffaflığa uymalı ve isteyen herkese bilgi vermek zorunda olmalı deniyor ki, bu iyi bir şey. Fakat her birinin yıllık geliri 10-15 Afrika ve Güney Amerika ülkesinin yıllık bütçelerinin toplamından fazla olan dev şirketlere bu prensip uygulanabiliyor mu? Bu şirketlerin işleyiş biçimi, aldıkları kararlar, ileriye dönük niyetleri ve projeleri ile ilgili bilgi edinebilir miyiz? Giderek hizmet sektörü dahil bütün kamu hizmetlerini devraldıklarına göre halkın bunlardan da hesap sorma hakkı olmamalı mıdır? Ama şirketlerde gizlilik esastır ve onların sırları vardır.
Örneğin su sistemini ele geçiren bir şirket başlangıçta ne vaat ediyor? Daha sağlıklı ve yeterli su sağlamayı, şebekeyi yenilemeyi, ileriye dönük yatırımlar yapmayı ve makul bir fiyat uygulamayı. Ama asıl amaç kar sağlamak olduğu için önce personeli tasarruf adına işten çıkarıyor, ücretleri düşürüyor, servisleri kısıtlıyor ve fiyatları arttırıyorlar. Bu yöntemlerle tasarruf edilen paralar saray misali genel merkez binalarına, üst yöneticilere ödenen abartılı ödemelere harcanıyor. Şirket CEO ları yılda milyonlarca doları bulan maaşlar alıyorlar. Reklamlara büyük paralar harcanıyor. Lobi faaliyetleri için büyük bütçeler ayrılıyor. Bunlar kapalı kapılar arkasında yapılıyor. Şirketler açıklık (ifşa) kurallarına tabi değiller.
Suyun özelleştirilmesinin bazı sonuçlarına göz atarsak söylemle gerçeğin ne kadar ilgisiz olduğu anlaşılabilir.
1998 de Avustralya Sydney’de şehir su sistemi Suez Lyonnaise tarafından satın alındıktan kısa süre suda yüksek oranda parazit ve bakteri kontaminasyonu oldu.
Kanada Ontorio Walkerton’da suyun test hizmeti özelleştirildikten sonra 7 kişi sudan bulaşan E.Coli bakterisi nedeniyle öldü.
Güney Afrika’da Johannesburg’da su sitemi Suez Lyonnaise tarafından özelleştirildikten sonra su yoksullar için ulaşılamaz, bedeli ödenemez hale geldi. Binlerce abonenin suyu kesildi. Kolera salgını çıktı.
Filipinler’de Subic Bay şehrinde Biwater şirketi su fiyatlarını 4 kat arttırdı.
İngiltere’de şirketlerin kaliteli su temin etmemeleri yüzünden dizanteri olguları 6 kat arttı. Ama bir başka artış su fiyatlarında oldu. Suyun bedeli % 450 artarken, şirket karları 7 kat arttı. Ceo ların maaşlarında da yine % 700 artış oldu.
Fas’ta Kasablanka’da su özelleştikten sonra fiyatlar 3 kat arttı.
Sayılan olumsuz örneklerin çoğu zengin ülkelerden olmakla birlikte uygulamada en büyük tahribat yoksul ülkelerde olacaktır. Çokuluslu şirketlerin asıl amacı su kaynaklarını ele geçirmek ve kontrol altına almaktır. İnsanların en doğal hakkı olan su kişi mülkiyetine geçecektir. Zamanla nehirlerin ve göllerin adının değiştiğini ve şirketlerin adıyla anıldığını görebiliriz. Dünya gıda ticaretinin ve üretiminin büyük bölümü şimdiden sayıları bir elin parmaklarını geçmeyen dev şirketlerin eline geçmiş durumda. Geriye şimdilik bedava olarak hava kalıyor. Ama büyük sermayenin hizmetindeki bilim adamları havanın da insanlara satılabilir hale gelmesi için zekice çözümler bulacaklardır. Onlara güvenebiliriz. En azından suyun kişi malı olması bir bakıma bu konuda bir başlangıç sayılabilir. Unutmayalım ki su kaynakları yağmurlarla oluşuyor. Yağmur da havanın içindeki nemden ibarettir. Havanın kendisi şimdilik tümüyle satılamasa da içindeki buhar pazarlanabilir hale geldi. Bilim ilerliyor, dünya iyiye gidiyor.Bekleyip görelim. Çetin Altan’ın deyimiyle enseyi karartmayalım.

27.11.2006 Cengiz Başkaya












Üç ana,bir de iç denize sahip,gölleri,akarsuları ile su zengini ülke olduğumuz halde,doğayı bilinçsizce mahvetmemizin bedelini,şimdi çok ağır ödettiriyor doğa.İleriyi göremeyen,acemi icraatlar ve su politikası da eklenince,felaket, "geliyorum" dedi sonunda.Sonumuz hayır olur inşallah.





Sevgiler.
 
__________________
.
.
.

[LinkLeri Görmek İçin Lütfen Üye oLunuz Üye oLmak için tıkLayın]
Gizem_Lee Çevrimdışı  
Alıntı Yaparak Cevapla
Cevap Yaz

Etiketler
oyunlar, oynanan, uzerinde


Şu an bu konuyu görüntüleyen üye sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)

 
Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Yeni cevap yazamazsınız
Eklenti gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hızlı Geçiş


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:25 .

eXTReMe Tracker




Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
THE SECURITY SYSTEM CBACK.de ACTIVE

TOPlist Rambler's Top100


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468