19-04-2007, 11:25
|
#1 (permalink)
|
|
|
Dünya Literatüründe Sarımsak
Sarımsağın muhtevası 1951 senedinden itibaren daha sistematik olarak analiz edildi. İçinde iodine, ethereal oil, sinistrin gibi maddeler ve çeşitli vitaminler (A.B,C,D) bulundu. Bunlardan çok daha önemli olarak Allicin denen bir madde analiz edildi. Allicin renksiz, suda eriyen bir maddedir. Ana madde olarak diallyl disulfide ve diallyl trisulfide'dir. Temel formülü C6H10-O-S2 dir. Allicin çok küçük bir konsantrasyonda bile kuvvetli bir mikrop öldürücüdür. Aynı zamanda mantarları ve sivrisinek larvalarını öldürdüğü tesbit edilmiştir. Allicin'in tesir mekanizmasının mikropta enzim fonksiyonunu bozmak suretiyle, olduğu tahmin edilmektedir.
Essiz bir ilaç olarak sarımsak, tedavide çok güzel neticeler verirken yan tesiri de görülmemektedir. Peygamberimiz soğan ve sarımsağın pişirilerek yenmesini emreder. Nakagawa ve arkadaşları pişirilmemiş sarımsağı farelere uzun süre veriyor. Kansızlık (Anemi) kilo kaybı ve gelişmede duraklama olduğu görülüyor. Demek ki, sıhhi olanı sarımsağın pişirilmesidir. Yağlı yiyecek yeme, kolesterolü artırır, fibrinolitik aktiviteyi azaltır. Neticede damar sertliği, dolayısıyla, beyin, böbrek, kalb hastalıkları ortaya çıkar. Gupta ve arkadaşlarının çalışmasına göre pişirilme kaydıyla soğan ve sarımsağın bu kötü tesirleri azalttığı gösterilmiştir. ltokawa ve arkadaşları pişirilmiş soğan ve sarımsağın hiperfipidemi (kanda yağın artması), kan pıhtılaşma değişikliklerini ve damar sertliğini engellediğini göstermiştir. Bu durumda sarımsakla damar sertliğinin azaltılması sağlanabilir. Malik ve arkadaşları sarımsağın tansiyonu düşürdüğünü, yüksek tansiyonlularda kullanılabileceğini göstermiştir. Weisberger'in ABD'deki bir çalışmasıyla, Xing'in Çin'deki bir çalışmasına göre, sarımsak ur tedavisinde kullanılabiliyor.
Huddleson'un araştırmasına göre sarımsak stafilokokus aureus ve Brucella abortus denen mikropları öldürüyor. Cavalito ve Bailey bunun 1/125.000'lik kadar düşük konsantrasyonda sarımsaktan elde edilen allicinle başarıldığını gösteriyorlar. Jezpwa ve arkadaşları sarımsağın stafilokok, streptokok, klebsiella, proteus, escherichia coli, salmonella gibi mikropları, candida albicans gibi mantarları öldürdüğünü gösteriyor. Hatta penisilin, streptomycin, chloramfenikol, eritromisin, tetrasiklin gibi mikrop öldürücü ilaçların öldüremediği mikropları sarımsak öldürebiliyor. Hatta yaka silkdiğimiz, aciz kaldığımız psodomanas mikrobunu sarımsağın öldürdüğünü Sharma ve arkadaşları tesbit etmişler, Johnson da sarımsağın tifodaki yerini göstermişti.
Rao, 2/10.000' lik konsantrasyonda (kesafetde) sarımsağın Mycobakterileri öldürdüğünü ispatlıyor.
Sarımsak mantarları da öldürür. En hassas olanlar Microsporum, Epidermophyton, Trichopyton ve Candida Albicans'tir. Mantar tedavisinde nystatin, griseofulvin ve Amphotericin B gibi ilaçlar kullanılıyor. Bunların çok yan tesiri olabiliyor. Her zaman basarı da alınamiyabiliyor. Kabelik ve arkadaşları sarımsağın basta candida albicans olmak üzere mantarları öldürme açısından nystatin denen ilaçtan üstün olduğunu gösteriyorlar. Prusad, piliçlere ağız yoluyla Candida Albicans'i veriyor. Bir gruba sarımsak vermeyip diğer gruba veriyor. Sarımsak verilen grupta hastalık görülmüyor,
Çin'de de enteresan bir yayın var. Cryptokokuslerin yaptığı menenjitde Çin'li araştırıcılar ağız yoluyla sarımsak veriyor. Beri yandan sarımsağı hususi bir şekilde hazırlayarak kalçadan ve damardan iğne ile veriyorlar. Menenjitde düzelme oluyor.
Daha da enteresanı virüslere karşı da sarımsağın kullanılmasıdır, Virüs hastalıklarında basarı şansı son derece azdır. Japonya'da Nagai ve arkadaşları farelerin burnuna influenza virüsü (grip virüsü) nü ekiyorlar. Sarımsak verilen fareler hastalanmıyor. Ayrıca influenza asısı ile birlikte verildiği takdirde sarımsak notralizon antikor (virüse karsı koruyucu madde) yapısını artırıyor.
Netice itibariyle, arzettiğimiz hususları su pırlanta sözlerle hülasa edebiliriz:
"Sarımsağı pişirmeden yemek doğru değildir."
|
|
|
|