full programlar-oyun yamalari-dizi arsivi-msn-cep-telefonu-ipod  

Bilimin gör dediği

Erkek Dünyası kategorisinde ve Fitness & Sağlıklı Yaşam forumunda, bulunan Bilimin gör dediği konusunu görüntülemektesiniz. İnsan ufkunu açan kuantum fiziğinin bilimsel gerçekliği “maddenin özü madde değil; fikirler, kavramlar ve bilgidir” diyor. Bu üç öğenin vücut ...


Geri Git   full programlar-oyun yamalari-dizi arsivi-msn-cep-telefonu-ipod > Erkekçe > Erkek Dünyası > Fitness & Sağlıklı Yaşam

Maşaallah

Kayıt SSS Üye Listesi Takvim Konuları Okundu İşaretle



Bilimin gör dediği






Yeni Konu Gönder Cevap Yaz

 

LinkBack Konu Araçları Mod Seç
Eski 08-07-2008, 22:52   #1 (permalink)
Varsayılan Bilimin gör dediği

İnsan ufkunu açan kuantum fiziğinin bilimsel gerçekliği “maddenin özü madde değil; fikirler, kavramlar ve bilgidir” diyor. Bu üç öğenin vücut bulduğu yer ise düşüncedir. Düşünen insan bilinçlidir. Bilinç ise tam anlamıyla bedeni yaratır. İnsan bilinci gözardı ederek, bedenlere iyilik hali verilemez. Hastalıklar düzeltilemez.

Beyin vücudu, hormonal ve sinirsel yolları kullanarak kontrol eder. Rehberliği ise beyin-beden ilişkisini bütünleştiren hologram yapısından alır. Beyinde oluşan her düşünce, bedende bulunan her hücreden hissedilir. Dolayısıyla hekimler için öncelikli rehber beyin olmalıdır. Beyin çalışma özelliklerini değerlendirip düzeltebilme yöntemi, güncel ve gelecek hekimlik anlayışının temeli olmalıdır.
Günümüz sağlık anlayışı ve yansıması olan uygulamaları, hastaları birer hastalık olarak görme durumunda olup insanı bütün olarak değerlendirmekten ziyade maddenin tamirine yöneliktir. Oysa o hastalığın nedeni ve tedavisi; organa yönelik olan tetkiklerle ve sadece yakınmaları bastıran ilaçlarla değil, düşüncede aranmalıdır. Ayrıca madde olarak organa yönelik geçici tedavi yöntemleri, altta yatan asıl sorunu düzeltemeyeceğinden, gelecekte olaşacak olan diğer hastalıkların da gözardı edilmesine yol açacaktır.
Her yakınmayı dindiren ilacı bulabilirsiniz ancak ilaçlarla nedeni ortadan kaldıramazsanız. Çünkü neden; bedenin mimarı, düşüncenin uygulayıcısı olan beyindir. Yakınmalar tabi ki durudurulmalıdır. Ancak sonrasında beyin araştırılmalı ve kaynak temizlenmelidir.
Tıp fakültesinde 1.sınıf deontoloji dersi şu özlü değişle başlar. Hastalık yoktur, hasta vardır. “Her hasta kendine ait özellikleriyle değerlendirilmeli, yaklaşımlar ona göre düzenlenmelidir” der. “Hastalar değerlendirilirken genellemelerden uzak durulmalıdır” der. 3.sınıf klinik bilimlere giriş ile birlikte hastalar unutulur. Tüm yöntem ve yönelimler, hastalıklar ve tedavileri üzerine gelişir. Hastalıkları sınıflandıran yöntemler genç beyinlere dikte ettirilir. Hastalar insan değil; kol, bacak, kulak, göz, kalp’dir artık.
Bu etik anlayış içinde mesleğini alan bir hekim başka bir anlayış içinde olabilir mi? Akıl-bilinç özelliklerine en çok değer vermesi beklenen psikiyatri uzmanları bile hastalıkları ilaçlarla tedavi yönüne gitmektedir. Üstelik hastalardan aldıkları subjektif veriler üzerine kurdukları tanı yöntemlerini, nasıl çalıştığını bilmedikleri beyin üzerine etki eden ilaçlarla tedavileri bina ederler. Beyine yaptıkları bu saygısız saldırı dışında da başka bir seçenekleri yoktur. Çünkü ilaç tedavisi kabul görmüş, sistem yeri yerine oturmuştur. Sistemi sorgulama gereği duyulmamıştır.
Akıllarının bir köşesinde yeralan ve zaman zaman vicdan muhasebesi yaptıran acaba şüphesini, araştırma olanağı olmadığı ve elinden bir şey gelmeyeceği savunmasıyla bastırırlar. Bastırmak zorundadırlar çünkü üniversitelerde yapılacak araştırmalar sisteme uyumlu olmalıdır. Kimse sistemin dışında kalmak istemez. Sürünün elemanı olma bilincinin verdiği korunma ve rahatlık duygu-durumunu bırakıp kim sistemi sorgulama yoluna gitmeye cesaret edebilir. Üniversite dışında kalan bağımsızların mazareti ise günlük yaşamın koşturmacasında ne zamanları vardır ne de olanakları…
Hekimler hastayla uğraşmak istemezler. Eğitimleri öyle gerektirir. Muayene et, tetkik iste, reçete yaz ve gönder. Hasta ise anlatmak ister. Derdini anlatmaktaki ihtiyacı paylaşım isteğinden gelir. Paylaşsın ki karşıdaki daha iyi anlayabilsin diye… Ancak hekimler hastanın çok konuşmasını istemezler. Materyalist yaklaşımı içinde, sorunu tahlil sonuçlarıyla bulacağı öğretisiyle yetişmiş. Bu yol alternatifsiz, kesin ve bilimseldir (!). Hastanın ne dediği değil tahlil sonuçlarının ne gösterdiği önemlidir. Materyalist dünyanın materyal insanıdır hasta…
Bir yakınmayla çıkarsınız hekim karşısına… Tahlil sonuçları, örneğin kan şekerinin yüksek olduğunu gösterir ve yafta yapıştırılır. Sizde şeker hastalığı var. Zaten duyarlı olan beyin çalışmasının yükselttiği kan şekeri, aldığı bu haber ile büsbütün hastalık duygusuna bürünür. Hologram etkisiyle bedeninin tüm hücreleri, şeker hastası olduğu konusunda yoğun bir bilgi bombardımanına uğrar. O artık benliğinde ve bedeninde hasta olma olgusunu iyice kabullenmiştir. Kullandığı şeker düşürücü ilaçlar, şeker hastası olma bilincini kazanmış hücrelerle savaşır artık, yaşamının sonuna kadar… Sık sık diğer uzman hekimlere görünür, acaba şeker organları vurmuş mu diye! Hastalığın yayılma beklentisi içinde bedenini besleyen beynin başka bir seçeneği kalmamıştır artık. Hastalığı yaymak zorundadır tüm hücrelere…
Homestaz (homestasis), bedenin normal çalışmasını ifade eder. Allostaz (allostasis), homestaz bozulmaya başladığında gelişen vücut çalışma değişikliklerine verilen addır. Allostatik yüklenme (allostatic load ya da over load) ise hastalığın adıdır. Homestaz ve allostaz oluşumu ya da vücudun kontrolü, beyinde bulunan hipotalamus aracılığıyla sağlanır.

Kanserden şeker hastalığına, kan basıncı yüksekliğinden depresyona kadar geniş bir yelpaze içinde olan hastalıkların gelişim yeri, beyinde yer alan ve hem hormonal hem de sinirsel yollarla vücudun çalışmasını sağlayan hipotalamusun normal dışı çalışmasıdır. 1-15
Hipotalamus, diğer beyin yapılarından ve özellikle beyin ön bölgesinden (prefrontal korteks) kontrol edilir. 16- 29
Beyin ön bölgesi (PFK), beynin yönetim merkezidir. Zaman yönetimi, yargılama, planlama, düzenleme, davranış kontrolü, ayrıntılı düşünme ve etkiye gösterilen tepki (dürtü kontrol) düzenlenmesi bu bölgede gerçekleşir. Nerede, ne şekilde tavır ve davranışlarımızın olabileceği, amaca ulaşmak için gereken davranış modeli, işin oluşması için gereken yönetim şekli, olgun ve etkili kişilik özellikleri bu bölgede şekillenir. Neyi, nasıl, ne şekilde söyleyeceğimize karar verir. Dengeli davranmamızı, iş ve sosyal deneyimlerin sentezini yaparak alternatifleri doğru saptamamızı sağlar.

Örneğin iyi çalışan bir prefrontal bölgeniz varsa, eşinizle olan bir tartışmayı kolaylıkla tatlıya bağlayabilirsiniz. Duyarlılık var ise davranışlarınız tartışmanın daha da büyümesine yol açacaktır. Kuyrukta bekleyemeyen sabırsız kişiye öndeki yerini veriyor ise sabırsız olanın PFK sorunu vardır, sırasını veren kişide ise iyi çalışan bir PFK.
PFK sorunların çözümünde ve durum tespitinde size yardımcı olur. Düzenli aralıklarla satranç oynayanlar iyi bir beyin ön bölge işlevine sahip olabilirler. Hatalardan ders almamızı sağlar. PFK iyi çalışan hata yapmaz demek değildir ama hatalarını tekrarlamazlar. PFK iyi düzeyde olanlar elindeki işleri zamanında ve strese girmeden bitirirler. Sorunu olan ise işi son ana bırakır. Zaman darlığı nedeniyle aşırı strese girerler. Sorunu olmayan önceki deneyimlerinden işini zamanında yapmayı öğrenmiştir. Sorunu olan davranışlarını ve amaçlarını deneyimlerine değil anlık düşüncelerine göre gerçekleştirir. Bu nedenle sık hata yaparlar.

PFK dikkati ve devamlılığı sağlar. Önemli duygu ve düşüncelere yoğunlaşmayı, önemsizleri süzmeyi gerçekleştirir. Kısa süreli hafızayı sağlamada ve öğrenmede bu özellikler çok önemlidir. PFK beynin diğer bölgelerine bilgi verir ve alır. Dikkatin sağlanması için diğer bölgelerden gelen bilgilerin alımını azaltır. Dikkat eksikliği ve/ya da hiperaktivite bozukluğunda bu işlev sağlanamaz. Dolayısıyla dış uyaranlar baskılanamadığından dikkat çabuk dağılır.
Duyguların hissedilmesi ve ifadesi; mutluluk, hüzün, neşe, nefret ve aşk’ı daha ilkel bir yapı olan limbik sisteme aktarır. Sorun olduğunda duygu ve düşünceler doğru bir biçimde ifade edilemez. Çünkü limbik sistem ile olan ilişki bozulmuştur. Düşünebilmek ve tavırları, tepkileri o ölçüde gösterebilmek PFK’in önemli işlevlerinden biridir. (Eş seçimi, insan ilişkileri, çocuklarla ilgilenmek, para harcamak ve araba sürmek). PFK limbik sistemi baskılayıcı mesajlar göndererek duygularla değil mantıklı yönden karar verilmesini sağlar. Bu baskı ortadan kalkarsa limbik sistem baskın hale gelir ve depresyona meyil artar. (Limbik sistem; memeli canlıların eski beyin bölümlerinden biri olan sistem, deneyim ile kazanılan duyguların depolanmasında görev alır, kısaca bilinçaltını oluşturan yapıdır.)
Beyin ön bölgesinin duygu, düşünce, davranış ve kişilik gibi her özellik için farklı duyarlılıklarda çalışmasıyla insanlarda çeşitlilik sağlanır. Duyarlılıklar grinin tonlarına benzetilebilir. Her özelliğin farklı ton yapısı, kişiye diğer insanlardan farklı kişilik yapısı kazandırır.

Sonuç olarak beyin ön bölgesi hem düşünceyi oluşturmasıyla hem de dolaylı olarak vücudun çalışmasını yönetmesiyle insan sağlığı için tartışmasız en önemli gerçektir.
Her kişide özelleşen farklı duyarlılık dereceleri, stres altında artar. Stres ile gelişen yeni duyarlılık derecesi, hasta olma durumunu belirler. Başka bir değişle stres; hastalık nedeni değil, strese maruz kalan beyin çalışma özelliklerinin derecesi hastalık nedenidir. Zaten stressiz bir yaşam düşünülemez.
Bu gerçekler ışığında, tedavi yöntemlerinde beyin ön bölgesi ve diğer beyin üst yapılarının duyarlılık dereceleri önemli olmalıdır. Beyin çalışma özellikleri değerlendirilmeyen ve iyileştirilmeyen hastaların tedavi olabilme olanakları neredeyse yok gibidir.
Günümüz tıbbı bu gerçekleri gözardı ediyor. Sonuçta beyin çalışma özelliklerini değerlendiren yöntemler ve hekimler tukaka ediliyor. Sistem dışına itiliyor. İlgi görmüyor. İlgilenilmiyor. Yok sayılıyor.
Geçirdikleri uzun eğitim süreci ardından aydın olma özelliğini kazanmaları beklenilen hekimlerin bir görevi de içinde bulundukları sistemi sorgulamak olmalıdır. Ancak kabuller sorguya izin vermiyor.
 
 
__________________





Bir gül olmak isterdim,,
dalımdan koptuğum an yalnız senin için kopayım
ve
yalnız senin avuçlarında solayım..


seηiηLe αηLαmLıчım beη
DarkgirL Çevrimdışı  
Alıntı Yaparak Cevapla
Reklamlar
Cevap Yaz


Şu an bu konuyu görüntüleyen üye sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)

 
Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Yeni cevap yazamazsınız
Eklenti gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hızlı Geçiş

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Osmanlıda Bilimin Kökleri DarkgirL Osmanlı Tarihi 0 15-06-2008 15:17
Bilimin açıklayamadığı 13 gözlem NünÜ Efsaneler & Garip olaylar 0 01-05-2008 10:42
Bilimin Cevaplayamadıkları cüneyt Her Telden 0 12-04-2008 18:39
Bilimin çözemediği 10 olgu! clup_HALiKARNAS_bodrum Teknoloji & BiLim 0 20-01-2008 19:48
İlginç İcatlar: Bilimin Geldiği Son Nokta clup_HALiKARNAS_bodrum Teknoloji & BiLim 0 20-01-2008 19:43


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:19 .



Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
THE SECURITY SYSTEM CBACK.de ACTIVE

TOPlist Rambler's Top100


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399