Aşk & Sevgi kategorisinde ve Şiir & Güzel Sözler forumunda, bulunan Fark Eder Mi...? konusunu görüntülemektesiniz. Mahpusluk sadece Demir parmaklıklar arkası mıdır? Yo kurban, öyle değildir elbet. Mahpusluk yanlızlığa mahkum oluştur. Ha içerde, ha dışarda.. Ne ...
|
|||||||
|
Kayıt | SSS | Üye Listesi | Takvim | Konuları Okundu İşaretle |
|
|
#1 (permalink) |
|
Demir parmaklıklar arkası mıdır? Yo kurban, öyle değildir elbet. Mahpusluk yanlızlığa mahkum oluştur. Ha içerde, ha dışarda.. Ne fark eder ki.. Ölüm sadece Kara toprağa mahkumiyet midir? Yok ya, öyle değil sadece Ölüm yaşamaya mahkum oluştur. Ha altta, ha üstte.. Mahkum oluş. Ne fark eder ki.. Vurulmak sadece Kurşunlara mahkum oluş mudur? Yok ya, öyle değil sadece Vurulmak sevgiye mahkum oluştur. Ha göğsünde,ha yürekte Yanmaya mahkum oluştur. Ne fark eder ki.. |
|
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Bakmak, görmek değildir... Duymak, bilmek değil... O yüzden farkında bile değil. Gitmek, gelmek değildir... Konuşmak, söylemek değil... Dokunmak, sevmek değildir... Sarılmak sahip olmak değil... O yüzden farkında bile değil. Almak, kabul etmek değildir... Uzanan el hep sende kalmayacak bunu bil... O yüzden farkında bile değil. |
|
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
dikenli tellere attım seni sürgünlerdeyken sen gözlerini buluta kaparken farkında mısın bakıyorum boşu boşuna ne mi yaptım , kalakaldım şeytan aldı ağzımdan senin adını anlattıracakmış sana başkalarındayken farkında mısın yaşıyorum boşu boşuna sonbahar kondu pervazıma uğuldarken rüzgar yağmalanmışım tüm umutların benleyken farkında mısın sensizleşiyorum boşu boşuna yüzüm de meyhane dağınıklığı var anılar kaldı gözbebeklerimizde kıydı namert sana yarınlarındayken farkında mısın deliriyorum boşu boşuna duygularımın aynasındaydım dönüş yolunu kapadım mavi gülün çoğalsada yokluğun ayıkken farkında mısın sarhoşum boşu boşuna demir atmışken bana saklayamadım seni sen inat ben israr aşk yanarken farkında mısın şairleşiyorum boşu boşuna adam değilmişim şimdi anladım frenlerim patlamış besmele çekeyim ayyaklarının altındayken farkında mısın dualardayım boşu boşuna... |
|
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Düşün ki Bir sabah uyanmışsın hemfikir seninle tüm dünya doğru, yanlış, güzel, çirkin Gördüğün her şey aynı, "Farklılık" lügatlarda tozlanmış nostaljik kavram Düşün ki herkes aynı Kimsenin diğerinden bir farkı yok Fikirler aynı, bakışlar aynı Ne tez, antitez, ne sentez Solunum bile artık fotosentez... Baksana güller bile çeşit çeşit Sarı, kırmızı, beyaz hepsi de gül, neden, düşün biraz Hem neden türlü türlü ağaçlar Yetmez miydi ağaç niyetine bir tek çam, Ne hoş huzur veriyor değil mi çınar... Bir de söğüdün gölgesinde Cennetten ödünç saatler yaşamak var Unutma Tonlar rengarenk gökkuşağında Cümlesine beyaz diyorlar Ben, sen, o, biz, siz onlar, Cümlemize insan diyorlar... |
|
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Yavaş yavaş ayrılık gel diyor artık, O güzeller güzeli el diyor artık, Senin aşkın coşmuş bir sel diyor artık, Beyhude çırpınışlar fayda vermiyor. Sevip sevip ayrılmak benim kaderim, Azalması bir yana artar kederim, Boşuna üzülüpte feryad ederim, Beyhude çırpınışlar fayda vermiyor. Ağır Ağır sararken hasret dumanı, Felek bir kere olsun vermez amanı, Bu aşk burada bitiyor, geldi zamanı, Beyhude çırpınışlar fayda vermiyor... |
|
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
|
Çilenin tohumu toprağa düştü, Eridi kabuğu çekirdeğinin. Işıklar yakıldı, kuşlar ötüştü, Geceler içinde bir geceleyin. Uzandı toprağı deldi bu filiz, Saplandı göğsüne sessiz gecenin. Uzaktan uzağa bir ses: Geliniz! Sırrını çözelim bir bilmecenin. Yemyeşil rengiyle kızıl toprakta, Büyüdü çiçekle, tohumlar verdi. Çağlayan pınarda, düşen yaprakta, Gölgesi görünen bir şaheserdi... |
|
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
|
Sustursana müziği dinlemek istemiyorum Anlasanıza beni aşık oldum seviyorum Durdurun lütfen beni, hızımı alamıyorum Tanrım suçum ne benim, mutlu olamıyorum. Lanet olsun bu senaryo yine yarıda kaldı Bu film başlamaz aşk beni benden aldı. Aşkının ateşi bedenimi büsbütün sardı. Bu adam acaba kendi kendini mi yaktı. Aşk benim en büyük en önemli sorunum Normal değilim şu an çok kötü durumum Sanki her yerde aranan sabıkalı bir suçluyum Artık bunu duymalısın ben seninle mutluyum. Paylaşmayı sevmiyorum aşkın sadece benim Bütün bunlar ortada sensin benim herşeyim Yine kötü bir grafik eksi yönde eğilim Yine bi tarafa kaydım ben kendimde değilim. Bir hiç için mi serdim yerlere bu gururu Kolay kazanmadım ki ben bu lanet onuru Sence çok önemsiz basit bir durum mu? Yoksa aşk sadece çok kısa bir oyun mu? Sıkıldım karanlıklardan aydınlık olmayacak mı? Güneş benim için bir kez bile doğmayacak mı? Kalbim gerçek aşkı acaba bulamayacak mı? Kulakların haykırışlarımı artık duymayacak mı? Yolunu çizdi bu adam bu yoldan gidecek Bu günahkarı hiç kimse affetmeyecek Bu aşk bitmeyecek, ebediyen sürecek Bu filmin sonu bu, bu böyle bitecek.... |
|
|
|
|
|
|
#8 (permalink) |
|
Hafif meşrepli arzularca kuşatılmış Dağ bayır serpilmiş gerilla yüreğim Devriyeler kol geziyor Mıntıkam ateş çemberi Kurşunlar sürülmüş namluya Gıyabımda vur emri... Kuş uçurtmuyorlar düş mahsülü şafaklarda Yaralı ve kaçak kokusu almış besili itler Eşgalim yansımış ayışığına Anılar katlime ferman Cebimde bulunmuş hıyanete uğramış emanetler... Firari duyguların esiri olmuşum Pusular sonbahar hüznü Baskınlar yıldızlar geçidi Tütsülenmiş türkülerle yoğrulmuşum Kan kaybediyorum umarsız Nabzım kördüğüm Keskin Nişan sırtımdan vurulmuşum... Medet budalası umutlar Serzeniş baş belası İnandığın sevdalar adına Başkoyduğun kavgalar aşkına Gelip sığınmışım kapına Aç yüreğini Yum gözlerini Ele verme beni... |
|
|
|
|
|
|
#10 (permalink) |
|
Fosillerin gözyaşı turbaları emziren Bir gözün öfkesidir sonsuzluktaki şimşek! Öyküsü yalnızlığın izbeleri ezdiren Canlardaki yaradan, rahat olmayan döşek! Mutluluğu çökerten bir rüya görüntüsü Elemlerin koyağı gözyaşlarının göğsü Metânet, sabır, rızâ yaşamanın ölçüsü İmkânsız son dâveti reddetmek ve gitmemek Başkaldıran neyine güveniyor, nesi var? Issızlık kurur muydu, dönse geri yolcular? Dökülmese damlalar kahrolurdu acılar Ağlamak, gerekince, olur mu hiç gülmemek? Yer neyi varsa verir, nispet ederek göğe Dalların canı çıkar, başını eğe eğe Arıya bal yaptıran, balı koyan çiçeğe Bilgiyi yok edemez, anlamamak, bilmemek!.. Düğümler, kördüğümler: canı rehine alan Doğruları öldüren ihânet, isyan, yalan Hiçbir şeyi olmazsa edemez kimse talan Ölümsüzlük düşünen, elinde mi ölmemek? Almak ise muradın; ver hep, karşılıksız ver! Karşılık istiyor mu, bak! Verirken yerler, gökler Emredileni işle, inan ki sana yeter Sakla ve saklan haydi, mümkünse görünmemek.... |
|
|
|
|