full programlar-oyun yamalari-dizi arsivi-msn-cep-telefonu-ipod  

fransız ihtilalinin osmanlı devleti üzerinde etkileri

Bilgi Kulübü kategorisinde ve Tarih forumunda, bulunan fransız ihtilalinin osmanlı devleti üzerinde etkileri konusunu görüntülemektesiniz. FRANSIZ İHTİLALİNİN OLUŞUMU Fransız İhtilâli'nin ortaya çıkmasında, Fransa'nın dışındaki ve içindeki gelişmelerin etkisi olmuştur. Siyasal Nedenler Fransa, 16. yüzyıldan beri, ...




Geri Git   full programlar-oyun yamalari-dizi arsivi-msn-cep-telefonu-ipod > Eğitim & Öğretim > Tez & Makale > Bilgi Kulübü > Tarih

Maşaallah

Kayıt SSS Üye Listesi Takvim Konuları Okundu İşaretle
Eski 14-02-2008, 09:51   #1 (permalink)
Varsayılan fransız ihtilalinin osmanlı devleti üzerinde etkileri

FRANSIZ İHTİLALİNİN OLUŞUMU
Fransız İhtilâli'nin ortaya çıkmasında, Fransa'nın dışındaki ve içindeki gelişmelerin etkisi olmuştur.
Siyasal Nedenler
Fransa, 16. yüzyıldan beri, katı bir mutlakıyetle yönetiliyordu. Kral, Tanrı'dan başka kimseye hesap vermek zorunda değildi. Adaletsiz ve güç kullanılarak toplanan vergiler, kralın zevk ve eğlencesine ayrılıyordu. 18. yüzyıl sonlarında halk, bu duruma isyan etmiştir.
Sosyal Nedenler
Fransa'da halk, birbirine eşit olmayan, ayrı hak ve imtiyazlara sahip soylular, rahipler, burjuvalar ve köylüler olmak üzere sınıflara ayrılmıştı. Toplumda eşitliğin olmaması, soyluların ve rahiplerin geniş imtiyazlara sahip olması, zenginleşerek devlete vergi ödeyen burjuvaların siyasal haklar istemesi, hiçbir hakkı olmayan ve en ağır işlerde çalışan köylülerin burjuva sınıfını desteklemeleri, Fransız İhtilâli'nin çıkmasında etkili olmuştur.
Fransız Aydınlarının Etkisi
18. yüzyılda Fransa'da birçok aydın yetişti. Aydınlar, Fransız İhtilâli'nin fikir yapısını hazırladılar. Monteskiyö (İran Mektupları ve Kanunların Ruhu Üzerine), Volter, Dalamber, Didero ve Jan Jak Russo (Sosyal Mukavele), yazdıkları eserlerde Fransa'nın rejimini eleştirdiler, yeni çözüm yolları ileri sürdüler. Aydınların bu çalışmaları, Fransa'da halkın krallık rejimine karşı kışkırtılmasını ve ihtilalin hazırlanmasını sağlamıştır.
Dış Nedenler
1215'ten beri İngiltere'de halkın istekleri, kral tarafından dikkate alınıyordu. 17. yüzyıldan itibaren de İngiltere'de Meşruti Krallık kesin olarak yerleşmişti. Böylece kral, anayasada belirlenen yetkilerin dışına çıkamıyor ve halkın temsilcilerinden oluşan bir meclis, ülke yönetimine katılıyordu. Ayrıca Amerika'da yayınlanan İnsan Hakları Bildirisi, Fransızları derinden etkilemiştir. Fransızlar, İngiltere ve Amerika'daki hakların kendilerine de tanınmasını istemişler, bu da Fransız İhtilâli'nin ortaya çıkmasında etkili olmuştur.

Ekonomik Nedenler
Fransız İhtilâli'nin en önemli ve yakın nedeni, ekonomik durumun bozulmasıdır. Bunun başlıca nedeni, Fransa'nın özellikle 18. yüzyılda katıldığı savaşlar ve devletin gereksiz harcamalarıydı. Bu nedenle vergiler ağırlaştırılmış, halk geçim sıkıntısı çekmeye başlamıştır. Maliyeyi düzeltmek amacıyla alınan tedbirler sonuç vermeyince Fransa Kralı 16. Lui, Fransa'nın bir çeşit milli meclisi olan Etejenero'yu toplantıya çağırarak gerekli tedbirlerin alınmasını istedi (1789).
Bu toplantıda soylular ve rahipler ile halkın temsilcileri arasında anlaşmazlık çıkınca, halkın temsilcileri Etejenero'yu, Milli Meclis ilan ettiler. Milli Meclis, kendi onayları olmadan vergi toplanmaması kararı aldı. Kral, bu kararı kabul etmediği gibi kuvvet kullanarak Milli Meclis'i dağıtmak istedi. Bu gelişme karşısında halkın temsilcileri, anayasa hazırlamadan dağılmamaya karar verdiler.
Milli Meclis, anayasa hazırlıklarına başladıktan sonra kendisini "Kurucu Meclis" ilan etti.
Kral, yabancı askerlerle Meclis'i dağıtmak isteyince, ayaklanan halk, Bastil Hapishanesi'ni
basarak siyasi tutukluları serbest bıraktı (14 Temmuz 1789). Böylece bütün dünyayı
derinden etkileyecek sonuçları ortaya çıkaran Fransız ihtilali başlamış oldu.
İhtilâlin Sonuçları
 Yıkılmaz diye düşünülen mutlak krallıkların yıkılabileceği ortaya çıktı.
 Demokrasi, Avrupa Kıtasında da gelişmeye başladı ve Batı medeniyetinin
vazgeçilmez unsurlarından biri haline geldi.
 Egemenliğin halka ait olduğu kabul edildi.
 Milliyetçilik ilkesi, siyasi bir karakter kazanarak, çok uluslu devletlerin
parçalanmasında etkili oldu.
 Eşitlik, özgürlük ve adalet ilkeleri yaygınlaşmaya başladı.
 Şahsi güçlere, zekâya ve girişim yeteneğine ortam hazırladı.
 Fransız İhtilâli, sonuçları bakımından evrensel olduğundan Yeniçağ'ın sonu, Yakınçağ'ın başlangıcı kabul edildi.
 Dağınık halde bulunan milletler, siyasi birliklerini kurmaya başladılar.
 İnsan Hakları Bildirisi, Fransızlar tarafından dünya çapında bir bildiriye
dönüştürüldü.
 Fransız İhtilâli'nin yaydığı fikirlere karşı İhtilâl Savaşları (1792 -1815) başladı.

FRANSIZ İHTİLALİNİN ETKİLERİ

Fransa’da 1789 yılında halk ve burjuva denilen orta tabakanın kral’a, asillere ve ruhbanlara karşı ayaklanmasıyla başlayan, dünya ölçüsünde siyasi ve sosyal sonuçlar doğuran hareketin adıdır. Dünya tarihinin dönüm noktalarından birini teşkil eden 1789 Fransız ihtilâli, yeniçağın kapanıp yakın çağın başlamasını sağlayan büyük bir olaydır.
Milleti sınıflara ayrılarak üstün sınıflardan asil ve ruhbanların, burjuva ve köylülerin kazançlarının büyük kısmını elinden aldığı bir ekonomik düzenin yaşanmasıdır. Ayrıca kiliselerin ve din adamlarının mal edinmelerinin doruk seviyeye çıkması, ahiret işlerinde kendi dünyalık kazançlarını öne almaları, kendilerine inananlarda aşırı düşmanlık doğuruyordu. Buna dayalı olarak, Avrupa’da yayılma istibdadı gösteren dinsizlik, fikirleri, bu gayri memnun insanlar arasında kendine uygun zemin bulmuş oluyordu.
Fikir hürriyeti savunuculuğu ile Voltare gibi dinsizler çeşitli aksaklıkları bahane ederek, Hıristiyanlığa hatta ileri giderek İslamiyet şiddetle saldırıyorlar, yazılarında dine inanmadığını açıkça bildiriyorlar, hatta öldüğünde cenazesinde dini merasim yapılmamasını vasiyet ediyorlardı. Beri taraftan Jan Jak Russo sonradan komünizme dönüşecek fikirleri düzeninde eşitliği savunuyor, bu eşitliği sağlamak için kişi hürriyetlerinde her türlü kısıtlamanın mübah olacağını söylüyordu.
İslamiyet’in gelişmesinin, yayılmasının reaksiyonu olarak; başta papalar olmak üzere kral ve derebeyleri; zedelenen menfaatlerini kurtarmak için Haçlı seferleri tertipleyerek, bir milyondan ziyade dadaşlarının ölümüne sebep oldular. Bu kinleri 1453 de İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet Han tarafından fethi ile doruk noktaya ulaştı. Avrupa’da Hıristiyan ahali asker olarak doğuya yaptıkları seferde Müslümanları ve idarecilerini yakından tanıdılar. Halkın hükümdarın elinde bir esir olmadığını, halkın devlete, devletinde halka karşı görev ve sorumlulukları olduğunu anladılar. Hele ayrı dinlerden olanlara da tanınan; ibadet, sanat ve ticaret serbestlikleri Hıristiyan halk arasında sevgi ve dostluk fikirlerini yerleştirdi. Artık papa ve krallar haçlı ordusu toplayamıyorlar, donanmalar kuramıyorlardı. Fransız İhtilalinin evvelinde 1700’lü yıllarda Avrupa’da halk yoksul, güçsüz, krallar, kiliseler zengin ve güçlü idi. Bu dengesizlik 1789’daki ihtilalle patlama noktasına geldi.
Fransız ihtilali bir vergi meselesinden dolayı patlak vermişse de, aslında bu, ihtilalin patlaması için bir kıvılcım olmuştur. Maliye bakanları o güne kadar mali durumu düzeltememişler, vergi meselesini de halledememişlerdir.
Kral vergi meselesini halletmek için 1914’ten beri toplanmayan Etajenero denilen ruhban, asiller ve burjuvalılar sınıfı temsilcilerinden ibaret bulunan millet meclisini toplantıya çağırdı. 5 Mayıs 1789‘da toplanan bu mecliste ekseriyeti elde eden ahali sınıfı temsilcileri, 17 Mayıs 1789 kendileri Milli Meclis ilan ettiler.
Kralın meclisi dağıtma isteği üzerine galeyana gelen halk Paris’te isyan etti. 14.7.1789’da siyasi mahkûmların bulunduğu Bastil Kale’sini ele geçirerek mahkumları serbest bıraktılar. Fransa’daki bütün manastırlar ve şatolar yakılıp yıkıldı. Kral bir anda bütün yetkilerini kaybetti. Asiller ülkeden kaçmaya başladılar. Seine Nehri’nde 300 papaz bindirdikleri sandallarla beraber sulara gömüldü. Karışıklıkları önlemek için meclis 4 -5 Ağustos gecesi derebeylik sistemini kaldırdı. Herkesten eşit vergi alınmasını ve her vatandaşa bütün memuriyet ve rütbelerin eşit olarak açık bulunmasını kabul etti. Meclis 28 Ağustos’ta bütün vatandaşların hukukça eşit olduklarını bildiren insan hakları beyannamesini yayınladı.
Bütün bu yenilik hareket yanında II. Mahmut döneminde birçok siyaset felaket meydana gelmiştir. Fransız Devriminin getirdiği ulusçuluk ilkeleri Osmanlı ülkesini de etkiler. Osmanlı İmparatorluğunda ilk kez görülen Sırp ayaklanmasından sonra Yunan ayaklanmaları ortaya çıkar. Avrupa devletlerinin kendilerinin çıkarları bu olaylara açıkça müdahale etmeleri ve devleti zor duruma düşürmeleri Rusya’nın emperyalist ve geleneksel siyasetine uygun olarak savaş açması Osmanlı devletinin dağılmasının başlangıcı oldu. Bu olayların sonucunda Sırbistan’a ayrıcalıklar verildi. Daha sonra Mora’da bağımsız bir Yunan devleti kurulur. Rusya Bükreş antlaşması ile Besenabya’yı, Edirne antlaşması ile Doğu Karadeniz sahillerinde Poti ve Anapa’yı alır; Eflak ve Boğdan muhtariyetini sağlar. Fransa Cezayir’i zapt eder. Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa Fransa’nın kışkırtmaları ile iki kez arka arkaya ayaklanır. Büyük devletlerin çabalarıyla Mısır’ın yönetimi bazı koşullarla Mehmet Ali Paşa’ya bırakılır. Önce gayrimüslim topluluklar arasında başlamış olan imparatorluktan kopma eğilimleri II. Mahmut’un son saltanat yıllarında Türk olmayan Müslüman toplulukları arasında da görülür. Araplar ve Arnavutlar arasında da yavaş yavaş kıpırdanmalar başlar.
Pek çok konuda yeniliklerin yapıldığı II. Mahmut döneminde imparatorluk artık, temelden sarsılmıştır. Türklerin eski görkemli dönemlerinde başardıkları, çeşitli din ve ırktan ulusları kaynaştırmaya ve aralarında çıkar birliği kurma olanakları artık kalmamıştır. Türk ve Hıristiyan bölünmüş ve birbirlerine karşı düşman hale getirilmiştir. Araplar Müslüman oldukları halde, mısır Valisi Mehmet Ali Paşa ayaklanmasından sonra, Türk gücünün artık kendilerini koruyamayacaklarına inanmaya başlamışlardır. Osmanlı Devletini oluşturan toplum bağları iyice sarsılmıştır. İmparatorluğun bütünlüğünü oluşturan nüfus bölünmüş ve birbirlerine düşman edilmişlerdir. II. Mahmut’un bunları ortak bir amaca doğru birleştirip yürütmek için giriştiği bütün girişimler başarısız kalır. Özellikle Osmanlı toprakları dış güçlerin başlattığı çıkar çatışmalarının en yoğun olduğu bu dönemde her iyi niyetli girişim adeta başarısızlığa mahkûm olur. II. Mahmut dönemi ıslahat tarihi açısından önemli adımların atılması yanında, imparatorluktan ilk kopmaların başlamasıyla da önemli bir dönüm noktası olmuştur. Mehmet Ali Paşa ayaklanması ise Osmanlı toplumunun genelde dağılma dönemine girdiğinin en önemli belirtisi olduğu kadar devletin güçsüzlüğünü de ortaya çıkarmıştır. Toplumda devlete olan güvende sarsılmıştır.
Fransız ihtilâli, bir bakıma 18. yüzyılın başlarından itibaren Avrupa'da gelişen aydınlanma hareketinin (düşünce sisteminde aklı ön plana çıkarma) bir sonucudur. 17. yüzyılın sonlarına kadar adeta devletin hâkimi durumunda bulunan kilise tarafından dondurulmuş devlet ve evren anlayışı karşısında aydınlanma çağının önemli isimleri arasında yer alan Montesgieu (1689 -1755), Voltaire (1694 -1778) Jan Jak Russo(1712 -1755), Diderot (1713 -1784) gibi aydınlar tarafından akıl, her konunun çözümünü sağlayacak bir anahtar olarak ortaya atılınca, toplum hayatının birçok alanında reformen görüşlerin gelişmesine yol açtı. Aydınlar arasında akılcılığın hızla yayılması, toplumu dar kalıplı, kilise tarafından sınırlandırılmış düşünce biçimlerinden belli bir süreç içinde çıkarmayı başardı. Toplum, aydınların öncülüğünde kiliseyi ve devleti sorgulamaya başladı. Hürriyet fikri dalga dalga yayıldı. Bu duruma Fransa'nın içinde bulunduğu iktisadî bunalım da eklenince Kral XVI. Louis bunalıma bir çare bulabilmek ümidi ile istemeye istemeye 1614 yılından beri toplanmayan Etats Generaux'u (Soylular, papazlar ve halk temsilcilerinden meydana gelen ve hükümet tarafından belirlenen zamanlarda toplanan ancak herhangi bir yasama ve yürütme yetkisi olmayan meclis) toplantıya çağırmak zorunda kaldı. Ancak bu meclisin çalışmalarından bir sonuç çıkmadı.
Bunun üzerine 17 Haziran 1789 tarihinde halk temsilcileri, kendilerinin toplumun %96'ını temsil ettiklerini söyleyerek, kendilerinden meydana gelen meclisi "Millî Meclis" olarak ilan ettiler. 20 Haziran günkü toplantıda da bir anayasa yapılıncaya kadar dağılmamaya ant içtiler.
Milli Meclisin Fransa krallığı için bir anayasa yapmak üzere harekete geçmesi, yüzyıllardan beri süre gelen monarşi yönetimini değiştirmeyi hedef alan bir hareketti. Bu bakımdan krala ve kiliseye karşı gelmekti. İşte bu girişimle ihtilâl başlamış oluyordu. 14 Temmuz'da halk, Paris'te yönetime el koyarak Derebeylik sisteminin kaldırıldığını ilan etti. 28 Ağustos 1789'da ise "İnsan ve Vatandaş Hakları Bildirisi" yayınlandı. Bu bildirinin ana hatları şunlardır:
Madde l- İnsanlar, hakları bakımından hür ve eşit doğarlar ve öyle kalırlar...
Madde 2- Bu haklar, hürriyet, mülkiyet, güvenlik ve zulme karşı koymadır...
Madde 3- Her türlü egemenlik esas olarak milletindir... Madde 6- Kanun umumi iradenin ifadesidir...
Madde 10- Kamu düzenini ihlal etmedikçe hiç kimse siyasal ve dinsel kanaatlerinden ötürü kınanamaz.
Madde 11- Her vatandaş hür bir şekilde konuşabilir, yazabilir ve yayında bulunabilir.
Sonuç olarak Fransız İhtilâli, görünüşte sosyo-ekonomik ve hiyerarşik sebeplerle başlamakla beraber, kısa zamanda 18. yüzyılın başlarından itibaren gelişen aydınlanma hareketinin beraberinde getirdiği hürriyet, eşitlik, millî irade, özgürlük, laiklik, cumhuriyet gibi fikir akımlarının etkisi altına girdi.
Fransız ihtilali, milletlerarası siyasi hayata ise; milletlerin hakları, milletlerin kendi geleceklerine kendilerinin hâkim olması, milletlerin eşitliği, doğal sınırlar, tarafsızlar hukuku gibi sonraki yıllarda önce Avrupa'nın sonra da dünyanın sosyal, siyasî ve ekonomik hayatının şekillenmesinde önemli roller oynayacak prensipleri getirdi.
Böylece 1789 Fransız ihtilâli, ortaya koymuş olduğu düşünce akımları, siyasî, sosyal, ekonomik, askeri alanlarda getirdikleri ve bunların etkileri ile günümüze kadar dünya ölçüsünde büyük değişikliklerin ve gelişmelerin meydana gelmesine yol açmıştır.








İHTİLALİN OSMANLI DEVLETİNE ETKİLERİ
Osmanlı İmparatorluğu 1789'da Fransız İhtilâli başladığında, diğer Avrupa devletlerinde olduğu gibi, gelişmelere Fransa'nın bir iç meselesi olarak yaklaştı. Bir İslam devleti olması, Avrupa ölçülerine göre ayrıcalığa ve eşitsizliğe dayanan siyasî ve sosyal bir yapıya sahip olmamasından bir endişe de duymadı. Üstelik Fransa'nın, Osmanlı Devleti ile ortak hududu da yoktu. Endişe duyulmamasında Osmanlı Devleti'nin Avrupa'da daimi elçiliklerinin bulunmamasından dolayı gelişmelerle ilgili bilgilerin dolaylı yollardan öğreniliyor olmasının da rolü vardı. Bu yüzden Osmanlı yöneticilerinin, ihtilâlin gelişmesinden sonra dahi, ihtilâlin getirdiklerini tam olarak anlayabilmiş oldukları söylenemez.
Bununla birlikte Osmanlı Devleti, Fransa ile mutlak dostluk ilişkilerini devam ettirdi. Hatta o tarihe kadar Osmanlı Devleti'nin Fransa'da daimi elçisi yokken ilk defa olarak Mora'lı Esseyyid Ali Efendi 1797 yılında Paris'e elçi olarak gönderildi. Fakat Temmuz 1798'de Mısır'ın Fransa tarafından işgali iki devletin arasının açılmasına ve Osmanlı Devleti'nin Mısır meselesinden dolayı önce Rusya ile daha sonra da İngiltere ile ittifak yapmasına yol açtı. Bu ittifaktan sonra Napolyon Ağustos 1799'da kuvvetlerini Mısır'da bırakarak Fransa'ya dönmek zorunda kaldı. Fransa'nın Mısır'da bıraktığı kuvvetler, o sırada Mısır'a çıkmış olan Osmanlı kuvvetleri tarafından Mart-Nisan 1801 tarihinde yenilgiye uğratıldı. Bunun üzerine Fransa Mısır'daki kuvvetlerini tamamen geri çekmeye karar verdi. Sonuçta iki devlet arasında 25 Haziran 1802'de Paris'te barış antlaşması imzalandı. Buna göre Fransa Mısır'ı Osmanlı Devleti'ne iade ediyordu.
1789 yılında çıkan Fransız İhtilali, dünya tarihinin önemli ve yazı hürriyetinin olmaması, kralların kullandıkları geniş yetkiler, halkın aralarında büyük farklar olan sınıflara ayrılması idi.
Fransız İhtilali’nin getirdiği yeni fikirler Avrupa’daki krallıkları endişelendirdi. Fransa ile bu devletler (Avusturya, Prusya, İngiltere...)arasında savaşlar yapıldı. Bu savaşlar, Fransızların düşmanlarına karşı birleşmelerini sağladı. Böylece millet milliyet milliyetçilik duyguları daha ön plana çıktı.
Osmanlı Devleti ise Fransız İhtilali’ni başlangıçta Avrupa’nın bir iç meselesi olarak kabul etti. Fakat Fransız İhtilali Osmanlı Devleti’ni etkilemekte gecikmedi. Özellikle milliyetçilik fikirleri Osmanlı topraklarında yayıldı.
Osmanlı Devleti içerisinde birçok millet yaşamaktaydı. Bu milletler milliyetçilik fikirlerinden etkilendiler. Çünkü Osmanlı Devleti, sınırları içinde yaşayan diğer milletler dil ve dinleri ile sosyal yaşantıları bakımından farklılık gösteriyordu. 19.yüzyıla girerken güçlü devletler, özellikle Avusturya ve Rusya Balkan milletleri arasında milliyetçilik ve bağımsızlık propagandaları yaptılar. Kışkırtmalar kısa süre sonra etkisini gösterdi ve Osmanlı topraklarında isyanlar çıktı. İsyanlar sonucu Osmanlı Devleti 19.yüzyıla büyük sıkıntılarla girecekti ve bütün yüzyıl boyunca uğraştıracaktı. Bunun sonucu olarak Balkan milletleri, zaman içerisinde Osmanlı Devleti’nden ayrılarak kendi bağımsız devletlerini kurdular.
Fransız İhtilali’nin getirdiği düşünce ve prensipler Osmanlı devlet adamlarını ve aydınlarını da etkiledi. Bu etki, Tanzimat Fermanı’nın ve 1.Meşrutiyetin ilan edilmesinde rol oynadı.
Fransızlar, ihtilalle mutlak krallığın devrilebileceğini göstermiş oldular. Avrupa kralları, krallık yönetimini korumak için Fransa’ya saldırdılar. Avusturya ve Prusya hükümdarları halk için çalışmaya başladılar. Fakat bu önlemler, demokrasi için girişilen eylemlere ve ayaklanmalara engel olmadı.
rx3004 Çevrimdışı  
Alıntı Yaparak Cevapla
Reklamlar
Cevap Yaz

Etiketler
fransiz, ihtilalinin, osmanli, devleti, uzerinde, etkileri


Şu an bu konuyu görüntüleyen üye sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)

 
Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Yeni cevap yazamazsınız
Eklenti gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hızlı Geçiş

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
16 Türk Devleti Funda Bilmediğimiz Yalanlar 1 06-07-2008 16:51
Akkoyunlu Devleti rx3004 Tarih 0 14-02-2008 09:36
anadolu şelçuklu devleti rx3004 Tarih 0 14-02-2008 09:31
kredi portföyü çeşitlendirmesinin banka performansı üzerinde etkileri DarkgirL Bankacılık 0 13-02-2008 14:10
Osmanlı Devleti İle Türkistan Hanlıkları Arasındaki İlişkiler: Darkman Türk Ve Dünya Tarihi 0 03-05-2007 14:14


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:18 .



Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
THE SECURITY SYSTEM CBACK.de ACTIVE

TOPlist Rambler's Top100


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297