full programlar-oyun yamalari-dizi arsivi-msn-cep-telefonu-ipod  

AMASYA GENELGESI (BILDIRISI) 21-22 Haziran 1919

Bilgi Kulübü kategorisinde ve Tarih forumunda, bulunan AMASYA GENELGESI (BILDIRISI) 21-22 Haziran 1919 konusunu görüntülemektesiniz. AMASYA GENELGESI (BILDIRISI) 21-22 Haziran 1919 Havza'daki çalismalarini tamamladiktan sonra Mustafa Kemal ve arkadaslari, 12 Haziran 1919'da Amasya'ya geçtiler. Milli ...




Geri Git   full programlar-oyun yamalari-dizi arsivi-msn-cep-telefonu-ipod > Eğitim & Öğretim > Tez & Makale > Bilgi Kulübü > Tarih

Maşaallah

Kayıt SSS Üye Listesi Takvim Konuları Okundu İşaretle
Eski 27-06-2008, 19:57   #1 (permalink)
Varsayılan AMASYA GENELGESI (BILDIRISI) 21-22 Haziran 1919

AMASYA GENELGESI (BILDIRISI) 21-22 Haziran 1919
Havza'daki çalismalarini tamamladiktan sonra Mustafa Kemal ve arkadaslari, 12 Haziran 1919'da Amasya'ya geçtiler. Milli Mücadele çalismalarini sürdüren Mustafa Kemal, Hüseyin Rauf Orbay, Refet Bele ve Ali Fuat Cebesoy birlikte Amasya Genelgesi'ni hazirladilar. Hazirlanan bildiri, Erzurum'da 15. Kolordu Komutani Kazim Karabekir'e sunuldu. O'nun da onayinin alinmasindan sonra, bildiri, 22 Haziran 1919'da tüm mülki amir ve askeri komutanlara telgrafla Abdurrahman Rahmi Efendi tarafindan ulastirildi. Amasya Genelgesi, milli mücadelenin temel gerekçe, amaç ve yöntemini ilk olarak belirtmis oldu. Amasya Genelgesi'nin yayinlanmasi Istanbul'da bulunan isgal güçlerinin tepkisini çekmisti. Özellikle Ingilizlerin, Mustafa Kemal'i geri getirmek için Istanbul Hükümeti üzerindeki baskilari iyice artmisti. Mustafa Kemal, Istanbul'a dönmedigi için daha sonra görevinden alinacaktir. O sirada Içisleri Bakani olan ve Milli Mücadele'ye sicak bakmayan Ali Kemal Bey, bir genelge yayinlayarak, Mustafa Kemal'in iyi bir asker oldugunu, fakat Ingiliz baskisi sonucu görevinden alindigini duyurmustur.
Amasya Genelgesi'nin içeriği şöyledir:
Vatanın bütünlüğü, milletin istiklâli tehlikededir.
İstanbul Hükümeti, üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirememektedir. Bu hal, milletimizi âdeta yok olmuş göstermektedir.
Milletin istiklâlini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
Milletin içinde bulunduğu bu duruma göre harekete geçmek ve haklarını yüksek sesle cihana işittirmek için her türlü tesir ve denetimden uzak milli bir heyetin varlığı zaruridir.
Anadolu'nun her bakımdan emniyetli yeri olan Sivas'ta bir kongre toplanacaktır.
Bunun için her ilden milletin güvenini kazanmış üç temsilcinin mümkün olduğu kadar çabuk yetişmek üzere yola çıkarılması gerekmektedir. Bu temsilciler, Müdafaa-i Hukuk, Redd-i İlhak cemiyetleri ve belediyeler tarafından seçilecektir.
Her ihtimale karşı, bu meselenin bir milli sır halinde tutulması ve temsilcilerin, lüzum görülen yerlerde, seyahatlerini kendilerini tanıtmadan yapmaları lazımdır.
Doğu illeri için, 10 Temmuz'da Erzurum'da bir kongre toplanacaktır. Bu tarihe kadar diğer illerin temsilcileri de Sivas'a gelebilirlerse; Erzurum Kongresi'nin üyeleri, Sivas genel kongresine katılmak üzere hareket edecektir.
ERZURUM KONGRESI (23 Temmuz - 7 Agustos 1919)
Anadolu'da milli mücadele birliginin kurulmasinin ikinci adimi Erzurum Kongresi ile atildi. Amasya Genelgesi'nden sonra Istanbul ve askerlikle iliskisi kesilen Mustafa Kemal'e, basta Kazim Karabekir olmak üzere Anadolu'daki komutan ve mülki amirlerin büyük bir çogunlugu verdikleri destegi sürdürmeye devam ettiler. Amasya Genelgesi'nde yer aldigi gibi, Mustafa Kemal bu dönemde milli bir kongre toplayarak, milli mücadele ile ilgili tüm faaliyetleri birlestirmeyi planliyordu. Kazim Karabekir, milli bir kongreden önce Dogu illeri için bölgesel bir kongre toplanmasinin faydali olacagi görüsündeydi. Mustafa Kemal, bölgesel bir kongreye karsi olmasina ragmen, Kazim Karabekir ve Dogu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin israrlari karsisinda bir kongre toplanmasini ve kongreye katilmayi kabul etti. Kongre, 10 Temmuz'da toplanmasi kararlastirilmis olmasina ragmen, 23 Temmuz'da bir okul salonunda 54 delege ile çalismalarina basladi. Mustafa Kemal'in davetli olarak katildigi bu kongreye asil üye olabilmesi için, Erzurum delegesi Cevat Dursunoglu istifa ederek, kendi yerine Mustafa Kemal'in seçilmesini sagladi. Ilk gün, Mustafa Kemal kongre baskanligina seçildi. Milli bir hal alan kongrede, genel degerlendirmeler yapildi ve dogu illerinin durumu görüsüldü. Milli mücadelenin temelleri açisindan önemli kararlar alindi. Erzurum Kongresi'ne katilanlar, 17 çiftçi ve tüccar, 5 emekli subay, 4 emekli memur, 5 ögretmen, 4 gazeteci, 5 hukukçu, 2 mühendis, 1 doktor, 6 din adami, 3 eski milletvekili, 1 general ve 1 eski bakan olmak üzere 54 delegeden olusmustu.
Alınan Kararlar
Milli sınırlar içinde vatan bölünmez bir bütündür; parçalanamaz.
Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı millet top yekün kendisini savunacak ve direnecektir.
Vatanı korumayı ve istiklali elde etmeyi İstanbul Hükümeti sağlayamadığı takdirde, bu gayeyi gerçekleştirmek için geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümet üyeleri milli kongrece seçilecektir. Kongre toplanmamışsa, bu seçimi Temsil Heyeti yapacaktır.
Kuva-yı Milliyeyi tek kuvvet tanımak ve milli iradeyi hakim kılmak temel esastır.
Hıristiyan azınlıklara siyasi hakimiyet ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez.
Manda ve himaye kabul edilemez.
Milli Meclisin derhal toplanmasını ve hükümet işlerinin Meclis tarafından kontrol edilmesini sağlamak için çalışılacaktır.
Milli irade padişahı ve halifeyi kurtaracaktır.
BALIKESIR KONGRELERI
Balıkesir Kongresi, bölgedeki milli kuvvetlerin sayılarının artması karşısında, bunların bir düzen altına alınması, beslenme ve teçhizatın sağlanması amacıyla düzenlendi. 28 Haziran - 12 Temmuz 1919 günleri arasında Hacım Muhittin Çarıklı başkanlığında toplandı. Balıkesir ve çevresinde Yunanlılar'ı Anadolu'dan çıkarmak için bir direniş hattı oluşturuldu.

26-30 Temmuz arasında, I. Balıkesir Kongresi'nde kurulan Merkez Heyeti, teşkilatı kuvvetlendirmek için Erzurum Kongresi sürerken, ikinci bir kongre topladı. Kongreye katılanlar bütün güçlerini birleştirmeyi, Yunanlılara karşı savaşmak için asker toplamayı ve gereken diğer bütün önlemleri almayı kararlaştırdı. Kongre, direniş hareketinin meşruiyetini sağlayacak bir dil kullandı. Yöre halkına ve İstanbul'a yumuşak mesajlar göndererek, faaliyetlerinin ittihatçılık ve çetecilikle alakası olmadığını, amaçlarının saltanatın ve hilafetin korunması olduğunu belirtti. Ayrıca, mücadelelerinin Yunan işgalini bertaraf etmekle sınırlı olduğu ve herhangi bir iktidar kaygısına düşmedikleri vurgulandı. Bu kongre, asker toplamanın yanında, bütün kongrelerde olduğu gibi, padişaha olan bağlılığını da bildirmişti. İşgal devletlerinin temsilcilerine telgraflar çekilmişti.
ALASEHIR KONGRESI (16-25 AGUSTOS 1919)
Erzurum Kongresi sürerken, Ege'deki vatanseverler de Balıkesir'de büyük bir kongre toplamıştı. Erzurum Kongresi bittikten sonra, bu vatanseverler Alaşehir'de tekrar bir araya gelip yeni bir kongre topladılar. Bu kongrede, Balıkesir Kongresi ve Erzurum Kongresinin kararları görüşüldü. İki önemli konuda karar alındı. Batı Anadolu'da Yunanlılara karşı direnilecek ve ölünceye dek bu direniş sürecekti. Bu amaçla silahlanma ve askere alma gibi her tür işlem yapılacaktı. Gerekirse İtilaf Devletlerinden yardım istenecekti. Kongreye katılanlar, mutlaka gerekli ise bölgelerinin Yunanlılar yerine İtilaf Devletlerince işgalinin daha uygun olacağını saptamışlardı
SIVAS KONGRESI (4 -11 Eylül, 1919)
Sivas Kongresi, Amasya Genelgesi ile milli bir kongre olarak öngörülmüştü. Erzurum Kongresi'nden sonra kongre ile ilgili çalışmalar yapılıyordu. Bu arada, Fransızlar Sivas Kongresine karşı bazı önlemler alıyordu. Fransız Binbaşı Brunot, kongrenin toplanması halinde Sivas Valisi Reşit Paşa'ya şehrin işgal edileceğini söylemişti. Hatta, Elazığ Valisi Ali Galip, kongreyi basmakla görevlendirilmişti. Tüm engellemelere rağmen, kongre 4 Eylül 1919'da bugün lise olarak kullanılan binada saat 15:00'de toplandı. (Katılanlar) Mustafa Kemal'in Kongre başkanlığına seçilmesine kimi üyelerden itirazlar geldi. Ancak yapılan seçimde kongre başkanlığına Mustafa Kemal Paşa getirildi. Kongre ilk günlerinde, İttihat ve Terakki Cemiyeti ile ilişkisi olup olmadığını tartıştı. Daha sonra manda sorunu gündeme geldi. Sivas Kongresi, ilk milli kongre niteliğinde olduğu için kararlar da bu doğrultuda alınmıştır. Erzurum Kongresinde alınan kararların tümü kabul edilmiştir. Yurtta ayrı ayrı bölgesel olarak çalışan tüm cemiyetlerin birleştirilmesi ve tek yönetim altına alınması sağlandı. Yeni bir Temsil Heyeti oluşturuldu ve bu heyetin başına Mustafa Kemal getirildi.
Sivas Kongresi Kararları
Milli sınırları içinde vatan bölünmez bir bütündür; parçalanamaz.
Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı millet top yekün kendisini savunacak ve direnecektir.
İstanbul Hükümeti, harici bir baskı karşısında memleketimizin herhangi bir parçasını terk mecburiyetinde kalırsa, vatanın bağımsızlığını ve bütünlüğünü temin edecek her türlü tedbir ve karar alınmıştır.
Kuvay-ı Milliye'yi tek kuvvet tanımak ve milli iradeyi hakim kılmak temel esastır.
Manda ve himaye kabul olunamaz.
Milli iradeyi temsil etmek üzere, Meclis-i Mebusan'ın derhal toplanması mecburidir.
Aynı gaye ile, milli vicdandan doğan cemiyetler, "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" adı altında genel bir teşkilat olarak birleştirilmiştir.
Genel teşkilatı idare ve alınan kararları yürütmek için kongre tarafından Temsil Heyeti seçilmiştir.

AMASYA GÖRÜSMELERI ve PROTOKOLÜ (20-22 Ekim, 1919)
Ali Rıza Paşa Hükümeti'nin temsilcisi Bahriye Nazırı Salih Paşa ile Sivas Kongresi Temsil Heyeti adına Başkan Mustafa Kemal Paşa, Rauf (Orbay) ve Bekir Sami (Kunduh) Beyler arasında Amasya'da görüşmeler yapıldı. Amasya görüşmesi ve imzalanan protokoller, Anadolu'da başlatılan milli mücadelenin İstanbul Hükümeti'nce tanınması bakımından önemlidir. Yapılan toplantılar sonunda, önemli kararlar ve hükümler içeren, üçü açık ve ikisi gizli beş protokol hazırlanıp kabul edildi.

AMASYA GENELGESI:

- M.Kemal'in amaci: Anadolu ve Rumeli'de kurulmus olan milli cemiyetseri tek amaç dogrultusunda birlestirmekti. iste bu düsünceler içinde Amasya Genelgesi'ni hazirladi.
- Amasya Genelgesinde:
- Vatanin içinde bulundugu durumu
- Istanbul Hükümetinin tutumu
- Bu durumdan nasil kurtulunacagini ve neler yapilmasi gerektigini bildirdi.

MADDELERI:
- Vatanin bütünlügü ve milletin bagimsizligi tehlikededir.
- Istanbul'daki hükümet, üzerine aldigi sorumlulugu yerine getirmemektedir.
- Milletin bagimsizligini, yine milletin azmi ve karari kurtaracaktir.
- Milletin durumunu gözden geçirmek ve hakli sesini dünyaya duyurmak için, her türlü etkiden uzak milli bir kurulun toplanmasi gereklidir.
- Anadolu'nun en güvenilir yeri olan Sivas'ta milli bir kongrenin acele toplanmasi kararlastirilmistir.
- Bu amaçla bütün illerden, milletin güvenini kazanmis ücer delegenin hemen yola çikarilmasi gerekmektedir.
- Bu durumun milli bir sir olarak sakli tutulmasi lazimdir.

ÖNEMI:
- Kutulus Savasi için atilmis önemli bir adimdir.
- Kurtulus Savasinin ilk defa gerekçesi, amaci ve yöntemi belirtilmistir.
- Türk milleti'ne egemenligi eline almasi için bir çagridir.
- M.Kemal yeni bir meclis ve hükümet daha dogrusu yeni bir devlet kurmayi amaçliyordu.
- Artik millet yönetilmeyecek, yönetecekti.
- M.Kemal, Istanbul, Anadolu'ya egemen degil, bagli olmalidir demistir.


ERZURUM KONGRESİ
Erzurum Kongresinin hazırlıkları devam ederken Mustafa Kemal Paşa'ya yaptıkları baskılarda devam ediyordu. Zamanın Harbiye Nazırı Ferit Paşa Mustafa Kemal'den İstanbul'a geri dönmesini istemektedir. Padişah ise eğer isterse hiçbir işe karışmadığı sürece Anadolu'da kalabileceğini, İstanbul'a dönmesinin şart olmadığını belirtir.
Fakat daha sonra hem Ferit Paşa, hem de Padişah Mustafa Kemal'e Istanbul'a geri dönmesi için çagri yaparlar. 8 Temmuz'u 9 Temmuz'a baglayan gece yaklaşik olarak 1 aydan beri sahneye konulmakta olan oyun sona erer ve Mustafa Kemal Paşa Istanbul'a dönmeyecegini teblig eder.
Hükümetin kendisini resmi görevinden alması ile birlikte Mustafa Kemal Paşa önce Harbiye Nazırı Ferit Paşa'ya, yaklaşık 10 dakika sonrada Padişaha yanlızca resmi görevinden değil, aynı zamanda askerlik mesleğindende çekildiğini bildiren faksları çeker. Bu noktada dikkat çekici bir hususta Padişah'ın hatıralarında yer aldığı üzere, Damat Ferit Paşa'nın bir ara Anadolu'daki mücadeleye katılmak maksadı ile Anadolu'ya geçtiği, ancak Mustafa Kemal'in talimatı gereği mücadele ye katılma isteğinin geri çevrilmiş olduğudur.
9 Temmuz 1919 tarihinde Mustafa Kemal ulusa gelişmeler ile ilgili bir açiklama yapar :
" Kutsal yurdu ve ulusu parçalanmak tehlikesinden kurtarmak, Yunan ve Ermeni emellerine kurban etmemek için açılan ulusal mücadele uğrunda, ulusla birlikte serbestçe çalışmaya resmi ve askerlik sıfatım artık engel olmaya başladi. Bu sebepten dolayı resmi görevimden ve askerlik mesleğinden bugün istifa ettim. Bundan sonra kutsal ulusal amacımız için her türlü fedekarlığı göze alarak çalışmak üzere ulusun bağrında bir mücahit olarak bulunduğumu bildiririm."
Gelişen olaylar ve bagimsizlik mücadelesi ile ilgili hissiyatini Mustafa Kemal şu cümlelerle açiklayacaktir :
" Ulus ve yurt uğrunda kazanılan rütbe ve refahın bir önemi ve kutsallığı vardır. Biz bunlardan ancak yine bu kutsal ulusa ve yurda borçlu olduğumuz son bir namus görevini yerine getirmek için ayrıldık. Ulusun kendi hayatını kurtarmak, kendi meşru hakkını savunmak için çıkardığı sese katılmak her kendini bilen yurttaşın görevidir. Eğer bu ulus ve bu yurt parçalanacak olursa, şerefsiziliğin yıkıntısı altında şunun bunun kişisel şerefi de parça parça olur. Biz ulusal onuru kurtarabilmek için harekete geçen ulusa ruhumuzla katıldık. Katılmamıza engel olabilecek kişisel rütbeleri, mevkileri de ulusal onuru kurtarmayı amaçlayan bir gaye uğruna feda ettik. "
Bütün bu gelişmeler olurken Erzurum Kongresinin hazırlıkları da tamamlanmak üzeredir. Vilayet-i Şarkiye Müdafaa-i Hukuku Milliye
Cemiyeti’nin Erzurum şubesi, Mustafa Kemal Paşa’dan yönetim kurulu başkanligini ve dolayısıyla cemiyetin başına geçmesini isterken, İstanbul’da genel merkez kendi adına söz söyleme yetkisinin Mustafa Kemal Paşa’ya verilmesini istemektedir.
Ayrıca mücadelenin başından beri Mustafa Kemal'in yanında olan Kazım Karabekir Paşa kendisinin ve kolordusunun Mustafa Kemal Paşa'nın emrinde olduğunu açıklar, Ali Fuat Paşa ve Rauf Bey'de Mustafa Kemal'in yanında olduklarını açıklarlar.
Ortadaki tek engel delegelik sorunudur. Bu sorunda kongreye Erzurum delegesi olarak seçilmiş olan Binbaşi Kazim Bey ve Dursunoğlu Cevat Bey'in delegelikten seçilmeleriyle çözülür.
Mustafa Kemal Paşa'nin kongreye katilabilme sorununun çözülmesinden sonra kongreye kimin başkanlik edecegi tartişilmaya başlanir.
Delegelerin bir bölümü askerlerin kongreye girmesine kongrenin askerlerin baskı ve etkisinin olmadığını göstermenin yararlı olacağı görüşündedirler. Ancak Mustafa Kemal Paşa artık bir asker değildir ve kongrenin başlaması ile beraber oybirliği ile kongre başkanlığına seçilecektir. Artık sıra Mustafa Kemal Paşa'nın cemiyetin yönetim kurulu demek olan Heyet-i Temsiliye'ye seçilmesinin doğru olup olmadığını tartışmaya gelmiştir. Mustafa Kemal'in Heyet-i Temsiliye girmesinin sakıncalı olacağını düşünenler başlatılan ulusal hareketin ve çalışmaların tümüyle ulustan kaynaklandığını göstermekte yarar olduğunu, hareketin başında isyancı olarak kabul edilen bir kişinin bulunmasının, bu girişimin ulusal değil, kişisel nedenlerden kaynaklandığı yolunda polemiklere yol
açabileceğini ve bunun yabancı güçler ve kötü niyetli kişiler tarafindan provoke edilebilecegini düşünmektedirler.
Mustafa Kemal Paşa ise başka türlü düşünmekteydi ve Nutuk'ta o zamanki düşüncelerini şöyle açiklamaktaydi :
" Her şeyden önce ben, ne olursa olsun, kongreye katılmalı ve onu yönetmeliydim, çünkü zaman geçirmeksizin ulusal iradenin faaliyete geçirilmesini ve ulusun doğrudan doğruya fiilen ve silahlı önlemler almağa başlamasini saglamanin zorunluluğuna inanıyordum. Bu temel ilkeleri benimsetip karara bağlatabilmek için, kongreyi bizzat idare ederek
çalışmayı ve üyeleri aydınlatmayı elzem görüyordum.

Bundan başka daha Amasya'da iken kararlaştirdigim ve bütün ulusa her türlü araçlarla duyurdugum Sivas Genel Kongresinin toplanmasini saglamak, bütün ulusu ve yurdu tek bir kurulla temsil etmek, sonra yalniz Dogu Il'lerini degil, yurdun bütün parçalarini ayni dikkat ve duyarlilikla savunma ve kurtarma yollarini bulmak gibi işleri herhangi bir kurulun başarabilecegi kanisinda olmadigımı açıkça söylemek zorundayım.
Çünkü, bende böyle bir kanaat olsaydı, işe girişeceğim güne kadar, bu konuda girişimde ve faaliyette bulunanların çalışmalarının sonuçlarını bekleyerek görevimden çekilmezdim. Hükümete, Padişah Halifeye karşı başkaldırmayı gerekli görmezdim. Aksine ben de bazı iki yüzlü ve iki yanlılar gibi dış görünüşü pek parlak ve gösterişli olan, o günün ordu müfettişliğini ve Padişah hazretlerinin yaverliği ünvanın elden bırakmazdım.
Gerçi benim açıkça ortaya atılmamda ve bütün ulusal ve askeri işlerin başına geçmemde, kuşkusuz sakınca vardı. Ama o sakınca, başarısızlığa uğradığımda benim herkesten önce ve herkesten çok en ağır cezaya çarptırılmamdan başka bir şey olabilir miydi ? Oysa bütün yurdun ve koskoca bir ulusun ölüm ve kalımı söz konusu olurken 'yurtseverim' diyenlerin kendi sorunlarını düşünmeğe yer var mıdır ?
Ben bazı arkadaşlarca ileri sürülen düşünce ve kuruntuya uysaydım, iki bakımdan büyük sakıncalar doğacaktı.

Birincisi, düşüncelerimde, kararlarimda ve bütün kişiligimde tutarsizlik ve yetersizlik oldugunu itiraf etmekti ki, bu husus benim vicdanen üstlendigim görev bakimindan düzeltilmeyecek bir hata olurdu. Tarih tartışılmaz bir biçimde ortaya koymuştur ki, büyük işlerde başarı için gücü ve yeteneği sarsılmaz bir başkasının varlığı çok elzemdir. Bütün devlet büyüklerinin umutsuzluk ve güçsüzlük içinde, bütün ulusun başsız olarak karanlıklar içinde kaldığı bir sırada 'yurtseverim' diyen bin bir çeşit kişinin bin bir türlü davranış ve inanç gösterdiği kargaşalı bir zamanda, birçok hatırlı ve imtiyazlı kişilerin sözlerine uyma zorunluluğuna inanarak, korkusuz yürünebilir mi ve en sonunda ulaşilmasi çok güç olan hedefe varılabilir mi ?
Tarihte böylece amaca ulaşmiş bir toplum gösterilebilir mi ?

İkincisi, ulus, yurt, siyaset ve ordu yöneticiliğinde hiç bulunmamış ve bu alanda değeri belirmemiş ve denenmemiş gelişigüzel kişilerden kurulması olasılığı bulunan herhangi bir Heyet-i Temsiliye'ye söz konusu görev bırakılabilir miydi ? Bırakıldığında, yurdu ve ulusu kurtaracağız dediğimiz zaman ulusu ve kendimizi aldatmayacak mıydık ? Böylesine bir heyete, perde arkasında yardım edilebileceği düşünülse bile, bu yol güvenceli sayılabilir miydi ? "
Nitekim tarihin akışı içinde gelişen olaylar Atatürk'ün bu düşüncelerinde haklı olduğunu gösterecektir.

SİVAS KONGRESİ
23 Temmuz 1919'da Erzurum Kongresi toplandı. Artık bütün vatanseverler Atatürk'ün etrafında kenetlenmişlerdi.
Erzurum kongresinde, bir yandan, vatanın ayrılmaz bir parçası olan Doğu illeri halkının düşmanla mücadele için elbirliği ile çalışacağı kararlaştırılmış, bir yandan da milli bir istek olarak İstanbul'daki Meclis-i Mebusan'ın toplanıp gereken önlemleri alması gereği vurgulanmıştı.
Erzurum'da başlayan yerel kongre akimi, Batida Yunan tehdidi altinda bunalan Marmara ve Ege bölgelerinde devam etti. 26 Temmuz 1919'da Balikesir'de, 6 Agustos'ta Nazilli'de, 16 Agustos'ta Alaşehir'de kongreler toplandi. Bu kongreler sonucunda "Kuvayi Milliye" adi altinda vatansever milis güçleri kuruldu.
4 Eylül 1919'da ise, millî egemenlik ilkesine dayalı yeni Türk Devleti'nin kuruluşuna temel olan Sivas Kongresi toplandı.
Kongrede, "vatanın bölünmez bir bütün olduğu" konusunda millet temsilcileri ortak bir karara vardılar. Ülkedeki tüm yerel direniş örgütleri "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" adı altında birleştirildi. Başkanlığına da doğal olarak Mustafa Kemal Paşa seçildi. Kongre sonucunda oluşturulan "Heyet-i Temsiliye" milletin isteklerini yansıtan bir nitelik kazandı. Ancak, İstanbul yönetiminin ruhsal ve duygusal ağırlığı henüz devam ediyordu.
Bundan dolayı, Sivas Kongresi Mustafa Kemal Paşa'nın istediği "kuruculuk" niteliğini gösterememiş, vatanın kurtuluşu için bir an önce Meclis'i Mebusan'ın toplanmasını padişaha bildirilmesine karar vermişti.
Ancak bu karar da önemli bir adımdı. Kurtuluş mücadelesi ve millî egemenliğe geçişin ikinci evresi de tamamlanmıştı. Üçüncü aşamada ise, millî egemenliğin gerektirdiği tüm ilke ve değerlere sahip bir büyük Meclisin kurulması ve Kurtuluş Savaşı'nın millî güçlere dayalı olarak kazanılması süreci başladı.
• MİSAK-I MİLLÎ (ULUSAL AND)
Sivas Kongresi sonuçları ülke çapında büyük coşkuyla karşılanmış, millî hareketin her yerde egemen olduğu düşüncesi giderek güç kazanmıştı. Atatürk, 27 Aralık 1919'da Ankara'ya geldi. Kurtuluş Savaşının ve yeni kurulacak millî Devletin merkezi yönetim yeri de belli olmuştu.
Sivas Kongresi kararına uygun olarak son Osmanlı Meclis-i Mebusan'ı 12 Ocak 1920'de toplandı. Ancak, Meclis içindeki vatanseverler, bütün çabalarına rağmen padişahın egemenliğine dayalı sistemin ortam ve alışkanlıklarını yok edemediler. Bu durum, Meclis-i Mebusan'a bağlanan son ümitleri de yıktı. Ama, yine de anayasal nitelikte önemli bir karar alınabildi. 28 Ocak 1920 tarihli bu karar, "ulusal and" anlamına gelen "Misak-ı Millî" idi.
Misak-ı Millî (ulusal and), daha Erzurum Kongresi sırasında biçimlenmeye başlanmış, Sivas Kongresi'nde olgunlaşmış ve sonuçta esasları doğrudan doğruya Atatürk tarafından yazılmıştı. Temel ilke olarak, "vatanın ve milletin bõlünmezliği" vurgulanıyordu.
Millet adına bu yeminin edilmesi için, millî güçler yanlısı her Meclis-i Mebusan üyesi büyük çaba göstermiş ve sonunda bu kararın alınması gerçekleştirilmiştir,
Millî And, özetle şöyledir :
Osmanlı Meclis-i Mebusanı üyeleri barışa kavuşmak için şu vazgeçilmez şartlari ileri sürerler :
• Dünya Savaşinin bitiminde imzalanan Mütareke Antlaşmasinin çizdigi sinirlar içinde, din, ırk ve asılca birlik oluşturan vatandaşların oturduğu yerler hiçbir biçimde yurttan kopartılamaz.
• Osmanlı Saltanatının ve Halifeliğin merkezi İstanbul’un güvenlik içinde bulunması şartı ile Boğazlar açılabilir. Daha önce bizden ayrılan Batı Trakya'da, Mütareke sınırları dışında tutulmak istenen Kars, Ardahan ve Batum'da halk oyuna başvurulması gerektir.
• Osmanlı Devletindeki Arapların çoğunlukta olduğu yerlerde de halk oyuna gidilmelidir.
• Bağımsızlığımızı sınırlayacak siyasî, ekonomik hiç bir antlaşma kabul edilemez.
• Bu şartlar kabul edilmezse bariş yapmak imkânsızdır.
Meclis-i Mebusan'da alınan ve ilan edilen Misak-ı Millî kararı, Ayan Meclisinde görüşülmedi. Dolayısıyla onaylanmak üzere padişahın önüne de gelmedi.
İtilaf Devletleri bu karar karşısında, İstanbul Hükümetini millî güçlere karşı harekete geçmeye zorladılar. 16 Mart 1920'de İstanbul resmen işgal edildi. Meclis-i Mebusan basıldı. Anadolu hareketi yandaşları ve bir kısım aydınlar tutuklandı. Resmi dairelere el kondu.16 Mart günü Osmanlı Devleti fiilen sona ermişti. İki gün sonra toplanan Meclis, çalışmalarına ara vermek zorunda kaldı.11 Nisan 1920'de padişahça dağıtıldı. Son Osmanlı Meclis-i Mebusan'ı tarihe karışmıştı.
Bugünkü Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında yer alan "Türk vatanı ve milletin bölünmezliği" ilkesinin millî ve hukukî dayanağı, hâlâ yaşayan "Misak-ı Millî" ruhudur.


AMASYA GENELGESI:

- M.Kemal'in amaci: Anadolu ve Rumeli'de kurulmus olan milli cemiyetseri tek amaç dogrultusunda birlestirmekti. iste bu düsünceler içinde Amasya Genelgesi'ni hazirladi.
- Amasya Genelgesinde:
- Vatanin içinde bulundugu durumu
- Istanbul Hükümetinin tutumu
- Bu durumdan nasil kurtulunacagini ve neler yapilmasi gerektigini bildirdi.

MADDELERI:
- Vatanin bütünlügü ve milletin bagimsizligi tehlikededir.
- Istanbul'daki hükümet, üzerine aldigi sorumlulugu yerine getirmemektedir.
- Milletin bagimsizligini, yine milletin azmi ve karari kurtaracaktir.
- Milletin durumunu gözden geçirmek ve hakli sesini dünyaya duyurmak için, her türlü etkiden uzak milli bir kurulun toplanmasi gereklidir.
- Anadolu'nun en güvenilir yeri olan Sivas'ta milli bir kongrenin acele toplanmasi kararlastirilmistir.
- Bu amaçla bütün illerden, milletin güvenini kazanmis ücer delegenin hemen yola çikarilmasi gerekmektedir.
- Bu durumun milli bir sir olarak sakli tutulmasi lazimdir.

ÖNEMI:
- Kutulus Savasi için atilmis önemli bir adimdir.
- Kurtulus Savasinin ilk defa gerekçesi, amaci ve yöntemi belirtilmistir.
- Türk milleti'ne egemenligi eline almasi için bir çagridir.
- M.Kemal yeni bir meclis ve hükümet daha dogrusu yeni bir devlet kurmayi amaçliyordu.
- Artik millet yönetilmeyecek, yönetecekti.
- M.Kemal, Istanbul, Anadolu'ya egemen degil, bagli olmalidir demistir.
__________________





Hatırlatmayın bana dokuzu beş geçeyi
Hele puslu geçen o geceyi
Söyletmeyin kasım adlı iki heceyi
Bu benim en büyük yasım
Bu atamın öldüğü tarih on kasım


Türkle Kürdün yoldaş olduğu, Çerkezle Lazın adaş olduğu
Alevi Sünninin gardaş olduğu, Mukaddes topraktır vatan
Şehitlerin koyun koyuna yattığı, Dosta gurur düşmana korku saldığı
Dünyanın hayran kaldığı, Cennet Türkiyem’dir vatan



Dağda Üç Beş Domuz Sürüsü
Tutturmus Bir Kürdistan Türküsü
Eline Almış Bayrak Diye Bir Masa örtüsü
Soyu Soysuz Olan Sensin Toprak Senin Neyine
İte İtlik Yapıp Kafa Tutma Beyine

Anlasa Dediğimi Sokaktaki Köpek Ağlar Haline
Duy Ulan Soysuz
Ne Mutlu Türk'üm Diyene!!!









IceMaN Çevrimdışı  
Alıntı Yaparak Cevapla
Reklamlar
Cevap Yaz

Etiketler
1919, 2122, amasya, bildirisi, genelgesi, haziran


Şu an bu konuyu görüntüleyen üye sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)

 
Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Yeni cevap yazamazsınız
Eklenti gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hızlı Geçiş

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Balam'ın İlk Bildirisi rx3004 Hristiyanlık 0 21-04-2008 14:39
İznik İman Bildirisi rx3004 Hristiyanlık 0 21-04-2008 01:05
Vahit Halefoğlu ( 19.11.1919) rx3004 Büyük Elçiler 0 23-02-2008 13:13
Mehmet Ata ( 1856)- (1919) rx3004 Gazeteci 0 15-12-2007 14:46
Dünya Tiyatro Günü Uluslararası Bildirisi - 2007 Darkman Tiyatro,Edebiyat,Sanat 0 03-05-2007 14:44


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:26 .



Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
THE SECURITY SYSTEM CBACK.de ACTIVE

TOPlist Rambler's Top100


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153