Bilgi Kulübü kategorisinde ve Tarih forumunda, bulunan Osmanlı Mahallesinde Sosyal Dayanışma Örneği: Avarız Vakıfları konusunu görüntülemektesiniz. Osmanlı'da yerel idarelerin en alt birimi olan mahalle; aile hayatında dine ve örfe uygun, komşuları ile uyumlu bir insan topluluğuydu. ...
|
|||||||
|
Kayıt | SSS | Üye Listesi | Takvim | Konuları Okundu İşaretle |
|
|
#1 (permalink) |
![]() Medeniyetleri bencil ve diğerkâm şeklinde iki guruba ayırabiliriz. İslâm medeniyetinin kaynağı olan Kur'ân-ı Kerîm ve ha-dîs-i şeriflerde, kardeşlik ve yardımlaşma anlamına gelen diğerkâmlığın cennete giden bir yol olduğu ön plâna çıkartılmıştır. Osmanlıdaki hayır müesseselerinin kaynağınının İslâm olduğunu ifade eden d'Ohsson: "Kur'ân, Türkleri, dünyanın bütün milletlerinin en hayırlısı ve en insan severi haline getirmiştir." demiştir. Böyle bir anlayış üzerine kurulan bir medeniyette; insana sevgi, saygı, yardımlaşma, çevresine zarar verecek davranışlardan kaçınma gibi ahlâkî değerler yeşerir. Orta Çağ Batı dünyasında, özlemi çekilen ideal topluma ait "ideolocya" kitapları yazılırken, Cemil Meriç'in ifadesi ile, İslâm dünyasında bunlar yaşanmaktaydı. Toplumların en küçük yapısını oluşturan ailenin fertleri arasında yaşanan bu medenî hayat, toplumun her kesiminde yaşanıyordu. Kaynağı İslâm olan bu hayat, Osmanlı toplumunun her alanında geçerliydi. İslâm; kulluk borcunu yerine getirme, psikolojik olarak huzura erme gibi, fert ile Allah arasında ilişkileri düzenleyici ibadetleri emrederken, insanların birbirine bağlanarak daha barışçı ve üretici bir hale gelmesi için, zekâtı da emretmiştir. Kur'ân, ayrıca zekâtın ötesinde infâk ile yardıma muhtaç insanların elinden tutmanın, Cennet'i kazanmaya vesile olacağından bahseder. İnfâk yollarından biri olan vakıf, bizzat Peygamberimiz tarafından kurularak insanlığın hizmetine verilmiştir. Yöneticisi ve halkıyla birlikte Allah'ın rızasını kazanmaya yönelik bir hayatın yaşandığı, refah seviyesinin yüksek olduğu ve problemlerin en aza indirildiği dönemler, bütün insanlığın özlediği günlerdir. Komşuluk hakları ile ilgili Kur'ân âyetlerini ve "Sizin en hayırlınız, insanlara faydalı olandır.", "Bir insan kardeşine yardım ettikçe Allah da ona yardım eder.", "Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir.", "İnsanların problemleri ile ilgilenmeyen bizden değildir." gibi yüzlerce hadîsi şerifi göz önüne alan atalarımız, komşuluk ilişkilerinde örnek davranışlar sergilemişlerdir. Osmanlı'da mahalle fertleri arasındaki dayanışmanın sosyal bir müessese hâline gelmesinde, mahalle camisinin rolü büyüktü. Camilerin müştemilâtı içinde misâfirhâneler, hastahâneler, öğrencilerin kalabileceği odalar vardı. Osmanlı'da cami mahallenin merkezi idi. Dînî duygularla şekillenen Osmanlı toplumunda, imam; ilmiyle, örnek kişiliği ile mahallenin saygın bir büyüğü olduğu gibi; mahallenin yönetiminden de sorumluydu. Osmanlı'da görevleri sadece camide cemaate namaz kıldırmakla sınırlı kalmayan imamların, belirli bir seviyede eğitim almış olması gerekiyordu. Ülkemizde muhtarlık teşkilatının kuruluşuna (1829) kadar, Kadı'nın temsilcisi durumunda olan kişiler imamlardır. İmamlar tertip edilen imtihanlarda en yüksek puanı alanlar arasından seçilirdi. İmamlar, mahallenin düzeninden, âsâyişinden ve inzibât ile halk arasındaki âhenk ve barıştan da sorumlu idi. Mahalle halkının nüfus işleri, mahallenin temizlik işinin yürütülmesi, gıda kontrolü, ihtikârın önlenmesi gibi belediye hizmetleri ve mahalle halkının temel eğitimiyle de meşgul olan imamlar, Avârız Vakıfları'nın da başkanı idi. Osmanlı, uzun bir savaş devresine girmedikçe, kıtlık yılları birbirini takip etmedikçe, bolluk ve refah ülkesi idi. Diğer taraftan sosyal düzen, fazla para harcamaya müsait değildi. Başta Osmanlı padişahları ve hanımları olmak üzere her seviyedeki insan, servetinin bir kısmını hayır işlerinde harcamaktaydı. Bu konuda devlet adamlarıyla, zengin vatandaşlar birbirleriyle yarışmaktaydılar. Vakıflar kurarak mallarının bir kısmını insanların ve diğer canlıların hizmetinde harcamanın sevap olduğu inancı İslâm toplumlarında yaygındır. Osmanlı toplumunda yardımlaşma kurumlarından olan vakıfların, kuruluş, şekil ve hizmetler bakımından pek çok çeşidi bulunmaktaydı. Osmanlı'daki vakıflar genel anlamıyla; eğitim, belediye, sağlık, bayındırlık gibi hizmetleri karşılamaktaydı. Modern toplumlarda devletlerin eğitim, sağlık, bayındırlık gibi hizmetler için ayırdığı bütçeyi, Osmanlı'da vakıflar karşılıyordu. Osmanlı döneminde kurulan vakıflardan biri de; geliri köy veya mahalle sakinlerinin ihtiyaçlarına sarf edilmek üzere tesis edilmiş avârız vakıfları idi. Hastalık dolayısıyla, güç ve kazançtan âciz kalanların, giydirilip, yedirilip, içirilmesine, tedavilerinin sağlanmasına, sermaye bulamayanlara para verilmesine, fakirlerden ölenlerin kefenlenmesine, borcunu ödeyemeyenlerin borçlarının ödenmesine, fakir kızların çeyizlerine, köy ve mahallelerin, yol, kaldırım, kuyu, su yolu gibi yerlerinin tamirlerine sarf olunmak üzere tesis olunan vakıflar bu kabildendir. Bu gibi vakıflar, bir hayır sahibi tarafından tesis olunduğu gibi, zenginlerden veya esnaftan para toplanarak da kurulurdu. Avârız vakıflarının gelirlerinden mahalledeki ihtiyaç sahibi gayri müslimler de faydalanırdı. Günümüz devletlerinde, toplumun geleceğini güvence altına alabilmek için tesis edilen sosyal güvenlik kurumları, Osmanlı ve diğer İslâm ülkelerinde avârız vakıfları yoluyla devletin katkı ve koordinatörlüğü olmaksızın gerçekleştirilmiş, hattâ bugünkü seviyeden daha ileri noktalara ulaştırılmıştır. Kaynaklar 1. Dilâver Cebeci, Tanzimat ve Türk Ailesi, Ötüken Yay., İst.,1993, 100. 2. Yılmaz Öztuna, Büyük Türkiye Tarihi, Ötüken Yay., İst., 1983, X, 319. 3. Emre Kongar, İmparatorluktan Günümüze Türkiye'nin Toplumsal Yapısı, Cem Yay., İst., 1976, s. 37 4. Ahmed Akgündüz, İslâm Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müesseseleri, Türk Tarih Kurulu Yay., Ankara 1988, s.16-17. 5. Ziya Kazıcı, İslâm Kültür ve Medeniyeti, Timaş Yay., 200-201. 6. Kemal Beydilli, Osmanlı Devrinde İmamlık, T.D.V. İ.A., XXII, 181-182. 7. Nazif Öztürk, Menşe'i ve Tarihi Gelişimi Açısından Vakıflar, Vakıflar Gen. Md. Yay., Ankara 1983, 85-86.
__________________
![]() Hatırlatmayın bana dokuzu beş geçeyi Hele puslu geçen o geceyi Söyletmeyin kasım adlı iki heceyi Bu benim en büyük yasım Bu atamın öldüğü tarih on kasım Türkle Kürdün yoldaş olduğu, Çerkezle Lazın adaş olduğu Alevi Sünninin gardaş olduğu, Mukaddes topraktır vatan Şehitlerin koyun koyuna yattığı, Dosta gurur düşmana korku saldığı Dünyanın hayran kaldığı, Cennet Türkiyem’dir vatan Dağda Üç Beş Domuz Sürüsü Tutturmus Bir Kürdistan Türküsü Eline Almış Bayrak Diye Bir Masa örtüsü Soyu Soysuz Olan Sensin Toprak Senin Neyine İte İtlik Yapıp Kafa Tutma Beyine Anlasa Dediğimi Sokaktaki Köpek Ağlar Haline Duy Ulan Soysuz Ne Mutlu Türk'üm Diyene!!! ![]() |
|
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| avariz, dayanisma, mahallesinde, ornegi, osmanli, sosyal, vakiflari |
Şu an bu konuyu görüntüleyen üye sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) |
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Havlu kenarı şablonu ve örneği... | DarkgirL | El işi & Örgü | 1 | 16-07-2008 16:49 |
| Toplumsal Dayanışma ve Atatürkün Eğitime verdiği önem | Darkman | Lise | 0 | 26-05-2008 20:41 |
| Sosyal Fobi (Sosyal Kaygı Bozukluğu) | rx3004 | Ruh Sağlığı | 0 | 12-04-2008 19:29 |
| Osmanlı Toplumunda Yoksulluk ve Sosyal Yardım | LokuMm... | Osmanlı Tarihi | 0 | 11-04-2008 20:58 |
| Bluz Örneği Yapılışı Açıklamalı ve Resimli | DarkgirL | El işi & Örgü | 0 | 02-04-2008 14:10 |