full programlar-oyun yamalari-dizi arsivi-msn-cep-telefonu-ipod  

Konstantin Kavafis Şiirleri

Her Telden Diğer Konular kategorisinde ve Tiyatro,Edebiyat,Sanat forumunda, bulunan Konstantin Kavafis Şiirleri konusunu görüntülemektesiniz. Yunan şairi. Şiirleri doğu Akdeniz kültürünü yansıtır. Yapıtları iki ana bölümde ele alınabilir, birincisi gençlik dönemine ait anılarını anlattıkları, ve ...




Geri Git   full programlar-oyun yamalari-dizi arsivi-msn-cep-telefonu-ipod > Her Telden,Konular > Her Telden Diğer Konular > Tiyatro,Edebiyat,Sanat

Maşaallah

Kayıt SSS Üye Listesi Takvim Konuları Okundu İşaretle



Konstantin Kavafis Şiirleri






Yeni Konu Gönder Cevap Yaz

 

LinkBack Konu Araçları Mod Seç
Eski 17-08-2007, 13:20   #1 (permalink)
Cool Konstantin Kavafis Şiirleri

Yunan şairi. Şiirleri doğu Akdeniz kültürünü yansıtır. Yapıtları iki ana bölümde ele alınabilir, birincisi gençlik dönemine ait anılarını anlattıkları, ve diğeri Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinin önemli şahıslarıyla ilgili şiirler. Kavafis'in aşk şiirlerinde yaşanan bir an , bir deneyim ele alınarak sonsuzlaştırılmak istenir...İmgeyi pek kullanmaz, Kavafis şiirleri için alaycı ve anlatı denebilir..




Duvarlar

Aldırmadan, acımadan, utanmadan
Kocaman, yüksek duvarlar ördüler dört yanıma.

İşte oturuyorum umutsuz
Bu yazgı kemiriyor beynimi, başka şey yok aklımda;

Yapacak neler vardı dışarda.
Ah, duvarları örerken nasıl görmedim onları?

Ne sesini duydum örücülerin, ne gürültüsünü.
Çıt çıkarmadan kapamışlar bana dünya kapılarını


1903 Günleri

Bir daha bulamadım onları - çabuk yitirilen şeyler...
Şiirli gözler, solgun yüz...
yolun alacakaranlığında...

Bir daha bulamadım onları - rasgele kazanılan şeyler,
kolayca bıraktıklarım;
sonra peşinden koştuğum, acılar içinde.
Şiirli gözler, solgun yüz,
bir daha bulamadım o dudakları.



Anlamları

İlk gençliğimin yılları, cinsel yaşamım
nasıl açık şimdi anlamları.

Ne gereksiz yerinmelermiş onlar, nasıl boş...

Ama bilmiyordum ki o zamanlar.

Düşkün yaşamında ilk gençliğimin, ta derinlerde
şiir yapısı biçimleniyordu
sanat alanım çiziliyordu aslında.

İşte, bu yüzden dengesizdi yerinmeler bile.
Kendimi yenmek için verdiğim kararlar, değişmek
iki hafta dayanıyordu olsa olsa.




Aynı Kentte

Dedin, "Bir başka ülkeye, bir başka denize gideceğim.
Bundan daha iyi bir başka kent bulunur elbet.
Yazgıdır yakama yapışır neye kalkışsam;
ve yüreğim gömülü bir ceset sanki.
Aklım daha nice kalacak bu ülkede.
Nereye çevirsem gözlerimi, nereye baksam
hayatımın kara yıkıntıları çıkıyor karşıma,
yıllarımı kıydığım boşa harcadığım."
Yeni ülkeler bulamayacaksın, başka denizler
bulamayacaksın.
Bu kent peşini bırakmayacak. Aynı sokaklarda
dolaşacaksın. Aynı mahallede yaşayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Bu kenttir gidip gideceğin yer. Bir başkasını umma --
Bir gemi yok, bir yol yok sana.
Değil mi ki hayatını kıydın burada.
bu küçük köşede, ona kıydın demektir bütün dünyada.



Başlangıçları

Tadına duymuşlar sapkın,
tensel eğlencelerin. Doğruluyorlar şilteden
ve konuşmadan çabucak giyiniyorlar.
Sırayla çıkıyorlar evden, gizlice,
kuşkudalar; hallerinden anlaşılacak
az önce nasıl bir yatakta yuvarlandıkları.

Ama nasıl kurulur ki bir sanatçının yaşamı?
Yarın, öbür gün, yıllar sonra bestelenecek
başlangıçları burda olan canlı satırları



Elden Geldiğince

Dilediğin gibi değilse yaşamın,
hiç olmazsa çalış
elden geldiğince: kirletme onu
kalabalığında yeryüzünün,
koşuşturmalarla, konuşmalarla.

Kirletme yanına alıp sürükleyerek,
sunarak ilişkilerin
toplantıların
günlük bayağılığına,
yaşamak yabancı, ağır bir yük oluncaya.



Okumaya Gelmişti

Okumaya gelmişti. Önünde açık kitaplar,
tarihçiler, şairler.
On dakika zor dayandı,
sonra bıraktı okumayı. Şimdi uyukluyor
sofada. Kitaplara verdi kendini--
ama yirmi üç yaşında ve çok yakışıklı
ve bu ikindi geçti Eros
kusursuz teninden, dudaklarından.
Safi güzellik olan teninden
geçti erotik bir sıcaklık
saçma bir utanç duymadan zevkin aldığı biçemden...



Yaşlı Bir Adam

Gürültülü kahvenin içerlek odasında
yaşlı bir adam, masada iki büklüm;
önünde bir gazete, yapayalnız.

Sefil yaşlılığın ezikliği içinde
düşünüyor, ne kadar az çıkardı hayatın tadını
güçlü olduğu yıllar, yakışıklı,

Biliyor, nasıl yaşlandı; farkında, görüyor her şeyi,
ama gençlik yılları daha dün gibi
geliyor ona. Hayat ne kadar kısa, ne kadar!

Düşünüyor, Bilgelik denen şey nasıl da aldattı onu;
nasıl hep güvendi -- ne çılgınlık!--

"Yarın, bol bol zamanın var" diyen o yalancıya.

Dizginlediği coşkular geliyor aklına; gözden çıkardığı
onca sevinç. Yitip gitmiş her fırsat
Şimdi alay ediyor kafasız sağgörüsüyle

... Bunca düşünce, bunca anımsayış
başını döndürüyor yaşlı adamın. Ve gidiyor gözleri
kahvenin masasında iki büklüm.




Limanda

Yirmi sekizinde, genç bir adam, Emis
koku satıcısı olma sevdasıyla
Suriye'nin bu küçük limanına geldi bir Tinos teknesinde.

Ama yolda hasta düşmüştü; karaya çıkar çıkmaz
öldü. Ucuzundan bir törenle
buraya gömdüler onu. Ölmeden birkaç saat önce,
"memleket", "büyükler... yaşlı... çok" gibi sözler sayıkladı.

Ama kimsenin tanıdığı yoktu onları,
ne de ülkesi belliydi koca panhelen dünyasında.
Böylesi daha iyi.
Ölüsü yatarken bu küçücük limanda,
büyükleri sanacak hep, o yaşamakta.



İkindi Güneşi

Bu oda - ne kadar iyi bildiğim bir yer burası.
Şimdi bu da, bitişik oda da işyeri olarak
kiralanmış. Acentelerin, tüccarların,
şirketlerin yazıhanesi olmuş bütün ev.

Ah, ne kadar bildik bir yer bu oda.

Bir divan vardı kapının yanında,
onun önünde bir Türk seccadesi;
hemen yanında, üzerinde iki sarı vazo duran raf.
Sağda, hayır, karşıda, aynalı bir dolap.
Ortada yazı yazdığı masa
ve üç büyük iskemle.
Pencerenin yanında yatak dururdu,
üzerinde kaçkez seviştiğimiz.

Hala buralarda olmalı bütün o zavallı eşya:

Pencerenin yanında yatak dururdu,
yarısı ikindi güneşiyle aydınlanan.

...Bir ikindi saat dörtte ayrıldık
yalnız bir haftalığına..Ah, ah,
bir türlü sona ermedi o hafta.



İthaka

İthaka'ya doğru yola çıktığın zaman,
dile ki uzun sürsün yolculuğun,
serüven dolu, bilgi dolu olsun.
Ne lestrigonlardan kork,
ne kikloplardan, ne de öfkeli Poseidon'dan.
Bunların hiçbiri çıkmaz karşına,
düşlerin yüceyse, gövdeni ve ruhunu
ince bir heyecan sarmışsa eğer.
Ne Lestrigonlara rastlarsın,
ne Kikloplara, ne azgın Poseidon'a,
onları sen kendi ruhunda taşımadıkça,
kendi ruhun onları dikmedikçe karşına.

Dile ki uzun sürsün yolun.
Nice yaz sabahları olsun,
eşsiz bir sevinç ve mutluluk içinde
önceden hiç görmediğin limanlara girdiğin!
Durup Fenike'nin çarşılarında
eşi benzeri olmayan mallar al,
sedefle mercan, abanozla kehribar,
ve her türlü başdöndürücü kokular;
bu başdöndürücü kokulardan al alabildiğin kadar;
nice Mısır şehirlerine uğra,
ne öğrenebilirsen öğrenmeye bak bilgelerinden.

Hiç aklından çıkarma İthaka'yı.
Oraya varmak senin başlıca yazgın.
Ama yolculuğu tez bitirmeye kalkma sakın.
Varsın yıllarca sürsün, daha iyi;
sonundakocamış biri olarak demir at adana,
yol boyunca kazandığın bunca şeylerle zengin,
İthaka'nın sana zenginlik vermesini ummadan.
Sana bu güzel yolculuğu verdi İthaka.
O olmasa, yola hiç çıkmayacaktın.
Ama sana verecek bir şeyi yok bundan başka.

Onu yoksul buluyorsan, aldanmış sanma kendini.
Geçtiğin bunca deneyden sonra öyle bilgeleştin ki,
Artık elbet biliyorsundur ne anlama geldiğini
İthakaların.



Uzak

Bu anıyı anlatmak isterdim...
ama nasıl solgun... hiç bir şey kalmamış gibi-
çünkü uzaklarda gömülü, ilk gençliğim yıllarında.

Yaseminden gerilmiş bir ten...
o Ağustos gecesi? Ağustos muydu? - o gece...
Yalnız gözleri hatırımda hayal meyal; gözleri, sanırım
maviydi...
Evet, evet mavi, gökyakut mavisi.


Pencere

Boş günlerde geçirdiğim bu karanlık
odalarda dönenip duruyorum
pencereleri bulmak için.
Öyle rahatlaycacağım ki bir pencere açılsa
Ama bir türlü ortaya çıkmıyor pencereler
Ya ben ulamıyorum onları. Belki de
Bulamamam daha iyi.
Belki başka ikence olacak ışık
Kim bilir neler çıkaracak karşıma


Çok Ender

Yılların, azgınlıklarının yıprattığı,
belini büktüğü yaşlı bir adam, bitkin
ağır ağır yürüyor dar sokakta.
Ama evine girer girmez, gizlemek için
yaşının o acılı halini, düşünüyor
içinde hala sönmeyen gençlik ateşini

Şimdi onun şiirlerini okuyor delikanlılar.
Onların gözlerinde canlanıyor onun düşleri.
Onun hayal ettiği güzellikte ürperiyor
sağlıklı, şevket düşkünü beyinleri,
güzel biçimli, dipdiri bedenleri.

 
 
Mülteci Çevrimdışı  
Alıntı Yaparak Cevapla
Reklamlar
Cevap Yaz

Etiketler
konstantin kavafis iirleri


Şu an bu konuyu görüntüleyen üye sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)

 
Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Yeni cevap yazamazsınız
Eklenti gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hızlı Geçiş


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:23 .



Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
THE SECURITY SYSTEM CBACK.de ACTIVE

sinema TOPlist Rambler's Top100


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474