Her Telden Diğer Konular kategorisinde ve Tiyatro,Edebiyat,Sanat forumunda, bulunan CharLes BaudeLaiRe Yaşamı ve ŞiirLeRi konusunu görüntülemektesiniz. Charles Baudelaire (9 Nisan, 1821 – 31 Ağustos, 1867) Alıntı: 19. yüzyılın en önemli Fransız şairlerinden. 1821’de Paris'de doğdu. Mutsuz ...
|
|||||||
|
Kayıt | SSS | Üye Listesi | Takvim | Konuları Okundu İşaretle |
|
|
#1 (permalink) | |
|
Charles Baudelaire (9 Nisan, 1821 – 31 Ağustos, 1867) ![]() Alıntı:
ALBATROS
sık sık eğlenmek için gemi adamları, yakalarlar albatrosları, koca kuşları denizlerin, geminin izindeki, miskin yoldaşları, uçurumlarında kayan iç yakan genizlerin bırakıldıklarında döşemelerin üstüne, maviliklerin bu yeteneksiz ve çekingen kralları, unuturlar iki yanda, gariban bir halde bir çift kürek gibi, o büyük beyaz kanatları bu kanatlı seyyah, böylesine acemi ve bitkin! biraz evvel ne kadar güzel idi, şimdiyse komik ve çirkin! biri, suretyakanıyla gagasını sinir eder! uçuyordu ya demin bu âciz, öteki aksayarak yapar taklidini! şairdir, bulutların prensine benzeyen fırtınalarla görünüp, okçularla alay eden; yuhalamalar arasında dünyaya sürülen, devasa kanatlarıdır, rahatça yürümesini engelleyen. ALIP GÖTÜREN KOKU Gözlerim kapalı, bir sonbahar akşamında; Sıcak göğsünün kokusunu içime çeker, Dalarım; gözlerimden mesut kıyılar geçer, Hep aynı günün ateşi vurur sularına. Sonra birden görünür baygın, tembel bir ada; Garip ağaçlar, hoş meyveler verir tabiat; Erkeklerin biçimli vücutlarında sıhhat Ve bir safiyet kadınların bakışlarında. O güzel iklimlere sürükler beni kokun; Bir liman görürüm, yelkenle, direkle dolu; Tekneler, son seferin meşakkatiyle yorgun. Burnuma kadar gelen hava kokular taşır. Yemyeşil demirhindilerden gelen bu koku İçimde gemici şarkılarına karışır. ÂŞIKLARIN ÖLÜMÜ Yatağımız olacak, hafif kokuyla dolu, Divanımız olacak, bir mezar gibi derin; Bizim için açılmış, en güzel iklimlerin O garip çiçekleri süsliyecek konsolu. Son sıcaklıklarını sarfedecek hovarda, Birer ulu meşale olacak kalblerimiz; Çifte ışıklarından gidip gelecek bir iz İkimizin ruhunda, o ikiz aynalarda. Pembe, ilahi mavi bir akşam saatinde, Veda'la dolu, uzun bir hıçkırık halinde Yanacak aramızda bir tek şimşeğin feri; Nihayet kapıları biraz aralıyarak, Sadık ve şen bir melek gelip uyandıracak Buğulu aynaları ve ölmüş alevleri. DÜŞMAN Gençliğim bir karanlık fırtına oldu, Birkaç yerinde parlak güneşler açan; Öyle harap çıktım ki bu fırtınadan, Bahçemde kızarmış tek tük meyve kaldı. İşte fikirlerin güzüne ulaştım, Suyun mezarlar gibi çukur açtığı sel basmış toprakları durmayıp gayrı, Kürekler, tırmıklarla onarman lazım. Boyatacak mı ki sırrî gıdayı bulup hayal ettiğin yeni çiçekler acap Bir kumsal gibi yıkanmış bu topraklardan -Ey acı! ey acı! Zaman ömrü yiyor, Ve kalbimizi kemiren sinsi düşman Kaybettiğimiz kanla gelişip büyüyor! BALKON Hâtıralar annesi, sevgililer sultanı Ey beni şâdeden yâr, ey tapındığım kadın. Ocak başında seviştiğimiz o zamanı, O cânım akşamları elbette hatırlarsın. Hâtıralar annesi, sevgililer sultanı. O akşamlar, kömür aleviyle aydınlanan! Ya pembe buğulu akşamlar, balkonda geçen Başım göğsünde, ne severdin beni o zaman! Ne söylediysek çoğu ölmeyecek şeylerden! O akşamlar, kömür aleviyle aydınlanan! Ne güzeldir güneşler sıcak yaz akşamları! Kâinat ne derindir, kalp ne kudretle çarpar! Üstüne eğilirken ey aşkımın pınarı, Sanırdım ciğerimde kanının kokusu var. Ne güzeldir güneşler sıcak yaz akşamları! Kalınlaşan bir duvardı aramızda gece. Seçerdim o karanlıkta gözbebeklerini Mestolur, mahvolurdum nefesini içtikçe Bulmuştu ayakların ellerimde yerini. Kalınlaşan bir duvardı aramızda gece. Bana vergi o tatlı demleri hatırlamak; Yeniden yaşadığım, dizlerinin dibinde O "mestinâz" güzelliğini boştur aramak, Sevgili vücudundan kalbinden başka yerde, Bana vergi o tatlı demleri hatırlamak; O yeminler, kokular, sonu gelmez öpüşler, Dipsiz bir uçurumdan tekrar doğacak mıdır? Nasıl yükselirse göğe taptaze güneşler. Güneşler ki en derin denizlerde yıkanır. O yeminler, kokular, sonu gelmez öpüşler! ÇALAR SAAT Çalar saat! uğursuz Allah, korkunç, bir karar, Parmağı bizi tehdit eder, bize der: "Hatırla!" Bir hedefteymiş gibi dikilecek yakında Dehşet dolu kalbinde ürpermiş ıstıraplar; Kaçacak ufka doğru o buharı andıran Zevk, kulisin nihayetinde bir rakkas gibi; Her insanın bütün ömrü boyunca nasibi Nimeti bir parça yiyor senden de her an. Ve saniye, üçbin altıyüz kere saatte Fısıldıyor: Hatırla! Hatırla! - Koşan böcek Sesiyle, şimdi der: Ben 'Geçmiş Zamanım' gerçek, Ve emdim kirli hortumumla ömrünü işte! 'Remember!' Hatırla ey sefih! 'Esto memor!' (Aşinasıdır hançerim bütün lisanların.) Dakikalar o külçelerdir ki fani çılgın, Altınını almadan atmaması doğrudur! 'Hatırla' ki zaman muhteris bir kumarbazdır Hilesiz kazanır, bu bir kanun, her koyuşta. Gün sona eriyor; gece büyüyor; hatırla Susuzdur her girdap; su saati boşalır. Yakında çalacak saat ve ilâhî kader, Ve şan dolu Fazilet, henüz bâkire zevce, Ne nedamet o dahi (ah! son misafirhane!) Ve hepsi diyecek: "Vakit, koca ödlek! geber!" ÇOKLUKTA BİRLİK Bir tapınaktır doğa, sütunları canlı; Anlaşılmaz sözler duyulur zaman zaman. Sembol ormanları içinden geçer insan; Tanıdık bakışlar süzer gibidir sizi. Bir derin, bir karanlık birlik içinde, Aydınlık kadar sonsuz, gece kadar geniş, Uzaktan söyleşen uzun yankılar gibi, Renkler, sesler, kokular karışır birbirine. Kokular vardır çocuk tenlerinden taze; Obua sesinden tatlı, çayır gibi yeşil; Kokular da vardır azgın, zengin, gürül gürül. İnsana sonsuz şeylerin tadını veren, Misk, amber, aselbent, buhur gibi kokular, Duyuları, düşünceyi alıp götüren. |
||
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| siirleri, yasami, baudelaire, charles |
Şu an bu konuyu görüntüleyen üye sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) |
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Okyanus yaşamı | HaYSeK | Wallpaper (Duvar Kağıtları) | 1 | 13-07-2007 18:46 |
| Yaşamı Kafese Koymayanlara | HaYSeK | Hikayeler | 0 | 13-06-2007 18:03 |
| Davar Başının Yaşamı | Darkman | Fıkralar (16) | 0 | 15-04-2007 19:33 |