Her Telden Diğer Konular kategorisinde ve Tiyatro,Edebiyat,Sanat forumunda, bulunan Airaudo: Türkiye’de dansçı olmak zor konusunu görüntülemektesiniz. Modern dansın dünyaca ünlü isimlerinden Malou Airaudo, “Türkiye gibi zengin bir folkloru ve dinamizmi olan bir ülkede, dansa gönül verenlerin ...
|
|||||||
|
Kayıt | SSS | Üye Listesi | Takvim | Konuları Okundu İşaretle |
|
|
#1 (permalink) |
|
Uzun yıllar tantztheater’ın (dans tiyatrosu) annesi olarak bilinen Pina Bausch ile birlikte çalışan Malou Airaudo, 8 yaşında Opera de Marseille’de dans etmeye başlamış. 17 yaşında Monte-Carlo Operası’nın ünlü yönetmeni Louis Ducreaux’un öğrencisi olan Airaudo, 1970’lerde New York’ta eğitimine devam ettiği sırada Bausch ile tanışmış. Airaudo ve Bausch, birlikte çalıştıkları Wuppertal Tanztheatre’da, içlerinde “Cafe Müller” ve Iphygenie en Tauride” adlı oyunların da bulunduğu onlarca esere birlikte imza atmış. 1984’ten beri koreofgrafi öğretmenliği yapan Airaudo, İspanyol yönetmen Pedro Almodovar’ın “Konuş Onunla” adlı filminde de rol almış. İstanbul’u ilk kez ziyaret ettiğini ve şehrin kültürel mirası ile hareketliliğinden çok etkilendiğini söyledi. TÜRKİYE’DE DANSIN GELİŞMESİ İÇİN OLANAKLAR YETERSİZ Türkiye’de çok vakit geçirme fırsatım olmadı. Fakat Zeynep Tanbay’ın dans atölyesinde iki saatliğine ders verme imkanı buldum. Hem Avrupa’da tanıştığım Türk dansçılardan, hem de burada rastladıklarım sıkça duyduğum bir şey var: Türkiye’de dansa ilgi duyanların kendisini geliştirebileceği alanlar ve dans kumpanyaları ne yazık ki yeterli sayıda değil. Türkiye, bu kadar zengin bir folklore ve kültürel birikime sahip olduğundan çok iyi dans çıkarmak için büyük bir potansiyel de barındırıyor. Dansı iyi icra edebilmek için büyük stüdyolara, alana, kaynağa ve iyi yetişmiş öğretmenlere ihtiyacınız var. Hatta farklı ülkelerle değişim programları hazırlanmalı ve Türk dansçılar Almanya’ya, Fransa’ya ve diğer ülkelere giderek hem eğitim almalı, hem de kendi birikilmlerini paylaşmalı. Eğer burada eğitim amaçlı büyük bir dans stüdyosu kurulur ve ilgi duyanlar kendilerine bir alan yaratabilirse, ben seve seve gelip öğretmenlik yaparım. İSTANBUL BÜYÜLEDİ İstanbul’a ilk defa geliyorum. Sadece, balık-ekmek, pazarlar, iskeleler değil; şehrin mimarisi de beni çok etkiledi. Bu şehirde bazen köyde, bazen büyük bir metropolde, bazen Paris’te, bazen Berlin’de gibisiniz. New York’tan daha hızlı, durmak yok. Dinamik ve sevimli. İnsanlar gülümsemeyi becerebiliyor. Pina’nın İstanbul üzerine hazırladığı “Nefes” oyununu ilk gördüğümde İstanbul’u henüz ziyaret etmemiştim. Fakat geldikten sonra anladım ki, oyunda görüp çok etkilendiğim hareket ve sükunet birlikteliği gerçekten İstanbul’da aynı anda var olabiliyor... DANS, NEFES GİBİ Yaklaşık 50 senedir durmaksızın dans ediyorum, bu benim hayatım. Neden dans? Çünkü dans hareket demek. Hayata bakıp, üzüntüden, acıdan, depresyondan mutlu detaylar çıkarmak demek. Baktığınızda herkes ve her şey hareket halinde. Ben de sabit kalmayı sevmiyorum. Hayatımda da öyle. Bir yerde birkaç seneden fazla kalamıyorum. Özgür olmalıyım. Duygularım, düşüncelerim net ve berrak olmalı. Bu da hareket etmekle, dans etmekle geliyor. Temiz hava almak gibi. Pina ile olan bağım da öyle. Birbirimizi çok seviyoruz ama birbirimize bağımlı değiliz. Birbirimizi anlıyoruz, birlikte yürüyoruz, ama birbirimizi asla sahiplenmiyoruz. ANNELİK VE DANSÇILIK ARASINDA... Dansı bırakmayı hiç düşünmedim. Fakat üç çocuğum var. Gerçekten çok iyi bir dansçı olmak istiyorsanız gece gündüz stüdyoda çalışmak zorundasınız. Bu hem dünyanın en güzel hissi, hem de çok bencilce, çünkü sadece kendinizi düşünmeniz gerekiyor. Ben ise anne olmayı tatmak istiyordum. Çünkü o zaman sadece kendinizi değil, bir başka insanı da düşünüyorsunuz. Bu da insanı zenginleştiren bir his. Fakat “annelik” üzerine bir dans hazırlamadım. Sahnede anne gibi durmak yeterli çünkü, her şeyi söze dökmeye gerek yok... UYKULUYDUM, ALMODOVAR’I REDDETTİM! Pina birgün beni arayıp “Malou, Almodovar filmini senin Cafe Müller performansınla açmak istiyor” dedi. Ben uykuluydum ve “Almodovar kim? Umrumda değil.” diye cevap verdim. Fakat, Pina’yı kıramayıp kabul ettim. Sonrası çok keyifli geçti. Pedro’yu tanıdığım için çok mutluyum. Çok samimi ve duygulu bir insan. Filmi vizyona girdikten bir sene sonra izleyebildim, çünkü kendimi ekranda görmekten çekindim açıkçası. Zaten film, benim yüzümle açılıyor ve sonra dans başlıyor. O kadar utandım ki. “Aman Allahım, herkes beni dans ederken gördü!” diye düşünüp heyecanlandım. Ama, Pedro’nun filmi için hazırladığımız performansın çekimleri üç gün sürdü, dans ise benim 50 seneyi aşkın hayatım..
__________________
![]() Bir gül olmak isterdim,, dalımdan koptuğum an yalnız senin için kopayım ve yalnız senin avuçlarında solayım.. seηiηLe αηLαmLıчım beη
|
|
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| airaudo, dansçı, olmak, turkiyeand#8217de, zor |
Şu an bu konuyu görüntüleyen üye sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) |
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Türkiye’nin En Beğenilen Pick- Up’i; Yeni Nissan Navara | Darkman | Oto Yaşam | 0 | 01-04-2008 17:27 |
| Türkiye’de İlk ve Avrupa’nın En Büyük Engelli Oteli | Darkman | Engelliler Dünyası | 0 | 12-01-2008 12:05 |
| Türkiye’de Kadin Olmak | LokuMm... | Kadın Dünyası | 0 | 09-08-2007 11:52 |
| Pamuk: Türkiye’yi Avrupa’ya yaklaştırmak için yazıyorum | Darkman | Tiyatro,Edebiyat,Sanat | 0 | 09-05-2007 12:19 |
| Türkiye’de 1802 kişi HIV’li | Ma{X}imum | Fitness & Sağlıklı Yaşam | 0 | 12-04-2007 10:40 |