Her Telden Diğer Konular kategorisinde ve Türk Ve Dünya Tarihi forumunda, bulunan Bosna-Hersek ile İlgili Arşiv Belgeleri (1516-1919) konusunu görüntülemektesiniz. Coğrafî Konumu ve Adı Bosna-Hersek Avrupa kıtasının güneybatı, Balkan yarımadasının ise kuzeybatı köşesinde yer almaktadır. Neretva nehrinin denize döküldüğü mevkiide ...
|
|||||||
|
Kayıt | SSS | Üye Listesi | Takvim | Konuları Okundu İşaretle |
|
|
#1 (permalink) |
|
Bosna-Hersek Avrupa kıtasının güneybatı, Balkan yarımadasının ise kuzeybatı köşesinde yer almaktadır. Neretva nehrinin denize döküldüğü mevkiide 20 km.lik bir toprak parçası ile denize ulaşır, ancak limanı yoktur. Kuzey ve batıda Hırvatistan, doğuda Sırbistan, güneydoğuda ise Karadağ tarafından çevrelenmiştir. Bosna-Hersek'in yüzölçümü 51.129 km2dir. Osmanlı idaresinin son yıllarında Bosna vilâyetinin ayrılmış olduğu sancaklar ve bunlara bağlı olan kazalar şunlardır: Saray sancağı (merkezi: Saraybosna, kazaları: Visoka, Foyniça, Çayniça, Vişegrad, Çelebipazar, Kladine), İzvornik sancağı (merkezi: Tuzla, kazaları: Maglay, Gradçaniça, Gradaçaç, Breçka, Bjelina, İzvornik ,Birçe), Banaluka sancağı (merkezi: Banjaluka, kazaları: Gradişka, Derbend, Teşene), Bihke sancağı (merkezi: Bihaç, kazaları: Klyuç, Novosel, Sazın, Krupa, Kostayniça, Priyedor), Travnik sancağı (merkezi: Travnik, kazaları: Yayçe, Akhisar, Glamoç, İhlivne), Hersek sancağı (merkezi: Mostar, kazaları: Foça, Koniça, Dumna, Liyubuşka, İstolça, Trebin, Bileke, Nikşik, Gaçka), Yenipazar sancağı (merkezi: Yenipazar, kazaları: Yenivaroş, Mitroviça, Gusinye, Tergovişte, Akova, Kolaşin, Prepol, Taşlıca). Bu taksimât hemen hemen tadile uğramaksızın Avusturya-Macaristan İmparatorluğu zamanında da muhafaza edildiği gibi, eski Yugoslavya Devleti'nin mülkî teşkilâtında da benzer biçimde korunmuştur. Bosna kelimesi, Sava nehrine dökülen Bosna suyundan gelmektedir. Hersek ise ortaçağ sonlarında burada kurulan Hercegovina Dukalığı'ndan adını almıştır. Nüfus ve etnik yapı Osmanlı Devleti'nin idaresi altında bulunduğu devrin sonunda (1875) yapılan bir sayımda Bosna-Hersek'in nüfusu 1.051.000 olarak tespit edilmiştir. Avusturya-Macaristan Devleti'nin idaresi altında iken yapılan 1895 sayımında nüfusun 1.591.036 ve 1910 sayımında ise 1.898.044 kişiye ulaştığı ve aynı sayımda Müslümanların nüfusunun 612.090 olduğu görülmektedir ki bu da genel nüfusun % 32.24'dür. Aynı sayım bu nüfustan 1.668.587 kişinin ziraat ile geçindiğini, geri kalanların ise ticaret ve sanayi ile meşgul olduklarını tesbit ediyordu. I. Dünya Şavaşı'nı müteakip (31 Ocak 1921) yapılan sayımda nüfusun 1.889.929 olduğu tesbit edilmiştir ki, bu rakam 1910 sayımında elde edilmiş olan neticeden biraz eksiktir. Bosna-Hersek'te etnik olarak üç ana grup mevcuttur. Bu gruplar, aynı Slav kökenden gelmesine rağmen mezhep, din ve kültür farklılığı sebebiyle Müslüman Boşnaklar, Ortodoks Sırplar ve Katolik Hırvatlar olarak birbirlerinden tamamen ayrılmışlardır. Bu arada Yahudi ve diğer unsurlar da azınlık olarak bulunmaktadırlar. Muhtelif zamanlarda çeşitli kaynaklarda verilen nüfus bilgilerini bir çizelgeyle aşağıya kaydetmeyi uygun gördük. Bosna'yı 1624'te ziyaret eden Papalık temsilcisi (Visitator) Petros Masarechi'nin verdiği nüfus : Müslümanlar 900.000 (% 66) Katolikler 300.000 (% 22) Ortodokslar 150.000 (% 11) Bölgeyi l807-1808 tarihleri arasında gezen Fransız seyyahı Chyamette des Fosses'in verdiği nüfus : Müslümanlar 600.000 (% 49.18) Katolikler 120.000 (% 9.83) Ortodokslar 500.000 (% 40.98) Fransız bilgini Ami Bove'nin verdiği 1836 tarihli nüfus bilgileri ise şudur: Müslümanlar 700.000 (% 70) Hıristiyanlar 300.000 (% 30) Ahmed Cevdet Paşa 1863'teki müfettişliği esnasında Bosna-Hersek'in nüfusu hakkında Tezâkir'de şu bilgiyi vermiştir: Müslümanlar 472.000 (%41.25) Katolikler 184.000(%16.08) Ortodokslar 488.000(%42.65) 1870 tarihinde Türk makamlarınca yapılmış bulunan istatistik de şöyledir: Müslümanlar 315.228 (%50.84) Katolikler 78.383 (%12.64) Ortodokslar 226.312 (%36.50) Şemşeddin Sami , Kâmûsü'l-a‘lâm adlı eserinde şu bilgiyi vermektedir: Müslümanlar 500.000 (%40) Katolikler 150.000 (%12) Ortodokslar 580.000 (%46.4) Avusturya'nın Bosna-Hersek'i ele geçirdikten sonra yaptığı resmî sayım çok mühimdir. Çünkü bu sayım ile işgal esnasında şehit düşenler, sürgün edilenler ve hicret edenlerden sonra geriye kalan nüfus miktarı tesbit edilmiştir. Buna göre: Müslümanlar 448.613 (% 38.73) Katolikler 208.391 (%18.08) Ortodokslar 496.485 (%42.88) Daha sonra Avusturya'nın çeşitli bölgelerinden Katoliklerin Bosna'ya akını, Müslümanların ise hicret etmesinden dolayı Müslüman nüfusunun gittikçe azaldığı görülmektedir. Bölgenin 1895'te yapılan nüfus sayımı ise şöyledir: Müslümanlar 548.632 (%34.99) Katolikler 334.142 (%21.31) Ortodokslar 613.246 (42.94) Avusturya'nın bölgeyi ilhak ettikten sonra 1910 senesinde yaptığı sayım neticesi : Müslümanlar 588.244 (%32.25) Katolikler 417.152 (%22.87) Ortodokslar 793.264 (%43.49) 1921 tarihinde Yugoslavya'nın kuruluşundan sonra yapılan nüfus sayımında Bosna-Hersek'teki Müslümanların sayısı 612.137 (genel nüfusa oranı %31.12); 1931 senesindeki Müslüman nüfusu ise 716.584 (% 30.92) olarak kaydedilmiştir. Bosna-Hersek Hükümeti'nin verdiği son yıllara ait nüfus bilgileri ise şöyledir: Müslümanlar 1.889.122 (%43.41) Sırplar 1.367.155 (%31.25) Hırvatlar 753.242 (%17.22) Diğerleri 354.860 (% 8.11) Toplam. 4.374.379 (%100) Osmanlı Hâkimiyetine Kadar Bosna-Hersek Tarihi Balkan yarımadasının kuzeybatı bölgesi eski tarihlerden beri, güneydoğudan gelip batıya giden veya kuzeyden gelip güneye inen muhtelif kavimlerin geçtikleri bir köprübaşı vazifesi görmüştür. Bölge eski çağlarda İlliryalılar ve daha sonra da Romalıların nüfuzu altında kalmıştır. Avarlar ve Slovenler'in VII. asırda burayı istilâ etmesi ile Roma medeniyetinin nüfuzu ortadan kalkmıştır. 626-640 seneleri arasında Sırp ve Hırvat kimliğini taşıyan kabileler Balkan yarımadasının kuzeybatısını işgal etmişlerdir. Hırvatlar, Hıristiyanlığın Katolik, Sırplar ise Ortodoks mezhebini benimsemişlerdir. Ne Katoliklik ne de Ortodoksluk Bosna'da tam bir zafer kazanamamıştır. Bu kavmin iki din sahası arasında kalması, Bogomilizm denilen, papazlar ile Macar ve Sırp krallarının şiddetli takiplerine rağmen gittikçe genişleyip yerleşen ve Bosna tarihinde orijinal bir iz bırakan yeni bir mezhebe zemin hazırlamıştır. Bogomillerin, vaftizi, Meryem Ana ile azizler kültürünü, mukaddes resimleri ve haçı reddetmeleri yanında papaz sınıfını da kabul etmediklerinden dolayı İslâmiyeti kabul etmeleri kolay olmuştur. Bogomill mezhebi, Bosna-Hersek'te XII. asırda gelişmiş ve Papalık buna karşı şiddetli tedbirler almıştır. Bosnalılar, mezhep farkıyla birbirinden ayrılan Sırp ve Hırvat milletleri arasında, dili aynı, fakat dini farklı bir unsur olarak ortaya çıkmıştır. Bosna-Hersek'in Osmanlı Devleti Tarafından Fethi Bosna üzerine ilk Osmanlı akını 1386'da olmuştur. 1389'da Sırp Knezi Lazar'ın komutasındaki Bosna askerleri Kosova Savaşı'na katılmışlardı. Savaşı Osmanlıların kazanmasıyla Sırp Knezliği, Osmanlı hâkimiyetini kabul etmek zorunda kalmıştır. 1392'de Üsküp'ün fethi Sırbistan ve Bosna'nın durumunda önemli değişikliklere yol açmıştır. Bölgede bir hareket üssü meydana getiren Paşa Yiğit Bey zamanında Bosna'ya önemli akınlar gerçekleştirilmiş, 1428-1429 yılları arasında Osmanlılar tarafından haraca bağlanmıştır. Osmanlıların İstanbul'u fethedip Bizans İmparatorluğu'na son vermesi Avrupa'da büyük bir heyecan yaratmış ve Papa İkinci Pi'nin öncülüğünde yeni bir haçlı seferinin hazırlıklarına başlanmıştır. Papa'nın bu haçlı seferi çağrısına Bosna Krallığı ile Hersek Dükalığı'nın verdiği önem dikkatleri çekmiştir. Fatih Sultan Mehmed Balkanlar'da Osmanlı Devleti aleyhine gelişen bu durumdan oldukça rahatsız olmuş ve hemen yanıbaşında büyüyen bu tehlikeyi ortadan kaldırmak için Balkan fetihlerini tamamlamaya karar vermiştir. Bu arada Bosna Kralı Stephan Tomaşeviç devamlı olarak gönderdiği ellibin düka tutarındaki haracı da kesmiş bulunuyordu. Bu işle ilgilenmesi için İstanbul'dan görevli olarak gönderilen iki elçinin Bosna'da hapse atılması bardağı taşıran son damla olmuş ve Bosna'nın fethi bir zaruret halini almıştır. Bosna'nın fethi daha sonra yapılacak Venedik seferleri açısından da önemliydi. Çünkü Venedik üzerine yapılacak seferlerde Bosna stratejik bir önem arzediyordu. Nihayet 1463 yılında açılan sefere Fatih Sultan Mehmed bizzat kumanda etmiştir. Bosna Kralı, savunma amacıyla önce Yaytse Kalesi'ne, daha sonra burada tutunamadığından Klyuç Kalesi'ne çekilmiş, fakat kaleler fethedildikten sonra teslim olmak zorunda kalmış ve buna rağmen idam edilmiştir. Stephan Tomaseviç'in teslim olduğu halde idam edilmesindeki en önemli sebepler, Osmanlı Devleti'ne verdiği haracı kesip, gönderilen elçileri hapse attırması ve haçlı seferlerinin hazırlıkları sırasında Macaristan'ı, Venedik'i ve Arnavut Kralı İskender'i Türkler aleyhinde kışkırtması ile Türk düşmanlığını ön plana çıkarmış olmasıdır. Stephan Tomaseviç'in "kraldan fazla kralcı" bir tavır içine girmesi âkibetini hızlandırmıştır. Bosna, Osmanlı Devleti'ne dahil olunca idarî bakımdan sancak haline getirilmiş ve ilk sancak beyi de Minnetoğlu Mehmed Bey olmuştur. Hersek sancağı ise 1470'te teşkil edilmiştir. 1463-1550 arası sancak merkezi Bosnasaray iken 1550'de Travnik'e naklolunmuştur. 1583'de Bosna eyalet haline getirilince merkez Banaluka kabul edilmişse de 1684'te tekrar Travnik'e nakledilmiştir. 1850'den sonra kurulan teşkilâtla Bosnasaray, vilâyet merkezi olmuştur. Bosna-Hersek'in fethi bölgenin sosyal yapısında önemli gelişmelere sebep olmuştur. Timar sisteminin uygulanıp yerli beylerin güçlerinin kırılmasıyla köylülerin üzerindeki baskılar azalmış, hayvancılık ve madencilik gelişmiştir. Hersek bölgesinde ise hayvancılıkla uğraşanların boş ziraat alanlarına yerleştirilmeleriyle, harap bölgelerin islâhı ve ziraatın gelişmesi için yeterince insan gücü sağlanmış oluyordu. Bölge fethedildikten sonra sipahilere timarlar tahsis edilmiştir. Bu sipahilerin çoğu Müslüman, az bir kısmı ise Hıristiyan idi. Hıristiyan sipahilerin Müslüman olan torunları daha sonra sipahi, zaim, kale dizdarı hatta vezir ve sadrâzam bile olmuşlardır. Fethedilen şehir ve kasabalarda klasik Türk el sanatları, dericilik ve kuyumculuk oldukça gelişmişti. Osmanlı'nın esnaf teşkilâtı ve lonca sistemi de bölgenin ticari yapısına büyük katkılar sağlamıştır. Bosna'nın Osmanlılar tarafından fethedilmesiyle, Venedik, denizden ve karadan tehdit edilir hale gelmiştir. Venedikliler bundan dolayı aynı tehlikeyi yaşamaya başlayan Macarlar ile bir ittifak yaparak 1463 senesinde Bosna üzerine taarruza geçmişlerdir. Taarruzun kış mevsiminde yapılması ve Osmanlı kuvvetlerinin yeterli yardım alamamasından dolayı Bosna'nın merkezi Yaytse ile Srebrenice Macarlar tarafından ele geçirilmiş, İzvornik ise kuşatılmış fakat alınamamıştır. 1464 ilkbaharında Fatih Sultan Mehmed ikinci defa Bosna'ya sefer düzenlemiştir. Yaytse geri alınamamış, fakat diğer kalelerin bir kısmı yıkılmış, lüzumlu olanlarına ise asker ve mühimmât konmuştur. (Yaytse ancak 1528 de geri alınabilmiştir). Hersek Dükalığı 1467 yılında Vezir-i Azam Mahmud Paşa tarafından ele geçirilmiştir. Düka Stephan Kassariç bağlılık bildirdiğinden dolayı yerinde bırakılmıştır. Osmanlı tarihinde vezir-i azamlığa kadar yükselen Hersekzade Ahmed Paşa, Stephan Kassariç'in oğludur. Stephan Kassariç'in ölümünden sonra dükalık ikiye ayrılmış ve Kassariç'in diğer iki oğlunun Hersek'i ele geçirmeye kalkışmaları üzerine 1480'de tamamen ortadan kaldırılmıştır. Osmanlı Devleti, Bosna'da, Kıla-i Hakaniye Kaptanları adı verilen idarî bir sistem kurmuştu. İlk kaptanlık 1558'de Gradiçka'da en son kaptanlık da 1802'de Hutovo'da kurulmuş ve toplam kaptanlık sayısı otuz dokuzu bulmuştu. Her kaptanlık belirli bir araziye sahipti ve arazi, dahilinde bulunduğu en büyük kale adına göre adlandırılırdı. Kaptanların vazifeleri arasında, hudutları muhafaza etmek, bölge çevresindeki yolları emniyet altında bulundurmak, kalelere silâh ve cephane temin etmek sayılabilir. II. Mahmud zamanında kaptanlıkların askerî kuvveti 24.000 kişi kadardı. Bosna'da görülen diğer bir özellik timar ve zeâmet usulünün verâset yoluyla intikali idi. Bosna'nın ticareti gelişmiş olsa da iktisadî yönden ziraatin önemi daha büyüktü. Kaptan, ağa ve beylerin elinde bulunan çiftliklerde kiralama usulü vardı. Toprağı işleyen bu kiracılara kmet denilirdi. Bunlar elde ettikleri mahsullerden yarımcılık, üçleme, dörtleme ve beşleme usullerine göre arazi sahiplerine ücret öderlerdi. Fatih Sultan Mehmed, Bosna'yı fethettiği zaman Osmanlı devlet politikasının sonucu olarak bölge halkına dinî serbestiyet getirmiştir. Osman Ergin'in Türkiye'de Şehirciliğin Tarihi İnkişafı adlı eserinde, Fatih Sultan Mehmed'in buradaki Latin papazlarına verdiği ferman suretinde: "Ben ki Sultân Mehmed Hanım. Cümle avâm ve havâssa ma‘lûm ola ki, işbu dârendegân-ı fermân-ı hümâyûn Bosna ruhbânlarına mezîd-i inâyetim zuhûra gelüp buyurdum ki, mezbûrlara ve kiliselerine kimse mâni‘ ve müzâhim olmayıp ihtiyâtsız memleketimde duralar. Ve kaçup gidenler dahi emn ü emânda olalar. Gelip bizim hâssa memleketimizde havfsiz sâkin olup kiliselerine mütemekkin olalar. Ve yüce hazretimden ve vezîrlerimden ve kullarımdan ve reâyalarımdan ve cemi‘-i memleketim halkından kimse mezbûrelere dahl ve ta‘arrûz edip incitmeyeler, kendülere ve cânlarına ve mâllarına ve kiliselerine ve dahi yabandan hâssa memleketimize âdem gelirler ise yemin-i mugallaza ederim ki yeri, göğü yaratan Perverdigâr hakkıçün ve Mushaf hakkıçün ulu Peygamberimiz hakkıçün ve yüz yirmi dört bin peygamberler hakkıçün ve kuşandığım kılıç hakkıçün bu yazılanlara hiç bir fert muhâlefet etmeye. Mâdâm ki bunlar benim emrime mutî‘ u münkâd olalar. Şöyle bilesiz" dediği belirtilmiştir. Bu ferman suretinde de görüldüğü gibi Hıristiyanlar tam bir hürriyet ortamı içinde hayatlarını sürdürmüşlerdir. Fatih Sultan Mehmed, Bosna'yı aldığı zaman sadece Katoliklere değil Bogomill mezhebindeki Bosna Hıristiyanlarına da çok müsamaha göstermiş ve onların devlet hizmetinde yetişmelerini sağlamıştır. Hz. İsa'yı Allah'ın kulu olarak kabul etmeleri ve Hz. Muhammed'i tanımalarından dolayı Bogomiller Müslümanlara daha yakın görülüyorlardı. Türklerin vicdan hürriyetine hürmet göstermeleri, bir kaç asır Katolik kilisesi ile bu mezhepteki kralların ve Macarların zulmüne uğrayan Bogomiller'in toplu olarak İslâmiyet'i kabul etmesine sebep olmuştur. Hatta tarihî bir rivayete göre, Fatih Sultan Mehmed bunlara dileklerinin ne olduğunu sorduğunda, devlet hizmetlerinde görev almak istediklerini öğrenmiştir. Bu suretle Osmanlı Devleti'nin saraylarında ve ordusunda namuslu ve sadakatli olarak görevlerini yapmışlardır. Bogomill mezhebine bağlı Boşnaklar, şavaş kabiliyetleri, Macarları iyi tanımaları ve Papalığa karşı derin bir kin beslemeleri sebebiyle Macaristan ile yapılan şavaşlarda etkin bir rol oynamışlardır. Müslüman Boşnaklar her zaman Osmanlı Devleti'nin kuzeybatı hududunu yalnız başlarına müdafaa etmişlerdir. Serdarların kumandasındaki sipahilik teşkilâtına bağlı bulunan kıtalar, Türk hâkimiyeti devam ettiği müddetçe sadakat ve fedakârlıkla vilâyet makamına tâbi kalmış ve Bosna, Osmanlı Devleti'nin bir kalesi olmuştur. Boşnaklar, İslâmiyet'i kabul etmeleri, devlete bağlılık ve güvenilirliklerini isbat etmeleri sayesinde Osmanlı Devleti'nin çeşitli kademelerinde görev yapmışlar, hatta defterdar, kaptan-ı derya ve sadrâzam bile olmuşlardır. Osmanlı tarihini incelediğimizde beş kez sadrâzamlığa getirilen Hersekzade Ahmed Paşa (1497-1516 ), yine üç kez sadrazâmlık yapan Damad İbrahim Paşa (1596-1601 ) ve bir devre imzasını atmış Sokullu Mehmed Paşa'nın Boşnak asıllı olduklarını görüyoruz. Bunlar haricinde muhtelif tarihlerde sadrâzamlık yapan diğer Boşnak sadrazâmlar şunlardır: Lala Mustafa Paşa (1580-1580), Malkoç Ali Paşa (1603-1604), Lala Mehmed Paşa (1604-1606), Derviş Mehmed Paşa (1606-1606), Kara Davud Paşa (1622-1622), Hüsrev Paşa (1628-1631), Topal Recep Paşa (1632-1632), Salih Paşa (1645-1647), Sarı Süleyman Paşa (1685-1687), Damad Melek Mehmed Paşa (1792-1794). |
|
|
|
|