Her Telden Diğer Konular kategorisinde ve Türk Ve Dünya Tarihi forumunda, bulunan Osmanlı Devleti İle Türkistan Hanlıkları Arasındaki İlişkiler: konusunu görüntülemektesiniz. Osmanlı Devleti İle Türkistan Hanlıkları Arasındaki İlişkiler: Daha önce belirtildiği gibi, 19. yüzyılın ortalarında Türkistan'da; Buhara Hanlığı (1500-1868), Hîve Hanlığı ...
|
|||||||
|
Kayıt | SSS | Üye Listesi | Takvim | Konuları Okundu İşaretle |
|
|
#1 (permalink) |
|
Osmanlı Devleti İle Türkistan Hanlıkları Arasındaki İlişkiler:
Daha önce belirtildiği gibi, 19. yüzyılın ortalarında Türkistan'da; Buhara Hanlığı (1500-1868), Hîve Hanlığı (1512-1873), Hokand Hanlığı (1710-1865) ve Kaşgar Hanlığı (1865-1878) bulunuyordu. Yani Türkistan Türkleri arasında siyasi birlik yoktu. Üstelik bu hanlıklar arasında sürekli çekişmeler vardı. Bu durumun ve Rusya'nın Doğu'ya yayılma politikasının özellikle 1856'dan sonraki gelişmeleri sonucunda, 1865'te Hokand, 1868'de Buhara, 1873'te Hîve Hanlıkları Rusların, 1878'de de Kaşgar Hanlığı Çinlilerin ege¬menliği altına girmişti. Türkistan'da, Rusların ve Çinlilerin bu yayılma ve işgal harekâtı sırasında ise; Rusya, İngiltere, Çin arasında bölge üzerindeki rekabetten doğan siyasi çekişmeler ve gelişmeler olmuş, buna zaman zaman Osmanlı Devleti de katılmıştı. Aslında, Osmanlı Devleti ile Türkistan Hanlıkları arasındaki ilişkiler ol¬dukça eski tarihlere dayanmaktaydı. Özellikle Rusya'nın 1552'de Kazan ve 1556'da Astrahan Türk Hanlıklarını ele geçirip doğuya doğru yönelmesi, bu¬nunla da Türkistan'ı istilayı amaç edindiğinin anlaşılması, bu ilişkilerde önemli rol oynamıştır7. 16. yüzyıldan 19. yüzyılın ortalarına kadar geçen sürede, bölgede artan Rus baskısı ve yayılması karşısında Türk Hanlıkları, Osmanlı Devleti'ni kendilerine en yakın ve en uygun müttefik olarak görmüşler, onunla iyi ilişkiler içinde olmaya özen göstermişlerdir. Bu arada, bölge ile ilgili olabilecek diğer devlet İran'a ise, mezhep farklılığının da etki¬siyle bir yakınlık duymamışlardır8. Öte yandan Osmanlı Devleti de, Şiî İran ile sürekli güneye inme siyaseti izleyen Rusya'nın tehdidi altındaydı. Bu bakımdan Osmanlı Devleti ile Tür¬kistan Hanlıkları aynı tehdit ve tehlikeyle karşı karşıya idiler. Bu da, onların aralarındaki ilişkileri bir bakıma ittifak havasına sokmuştur. Ancak bu ortak düşmandan Rusya, tarafların varlığını en çok tehdit eden bir tehlike haline 7) Bkz. Mehmet Saray, Rus İşgali Devrinde Osmanlı Devleti ile Türkistan Hanlıkları Arasındaki Siyasi Münasebetler, İstanbul 1984, s. 3 vd. 8) T. C. Başbakanlık Devlet Arşivleri (T. C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü), Osmanlı Devleti İle Kafkasya, Türkistan ve Kırım Hanlıkları Arasındaki Münâse¬ betlere Daîr Arşiv Belgeleri (1607-1908), Ankara 1992, s. XXXV. 312 ■ Siyasi Tarih geldiği için, Osmanlı Devleti ile Türkistan Hanlıkları arasındaki ilişkileri de en çok etkileyen devlet olmuştur9. Bu genel çerçevede Osmanlı-Türkistan Hanlıkları ilişkileri 19. yüzyıla kadar gelmiş ve aynı nitelikleriyle bu yüzyılda da sürmüştür. 19. yüzyıldaki ilişkiler ise, bazı gelişmelere kısaca değinilerek şöyle belirtilebilir: Bir defa, daha önceki dönemlerde olduğu gibi 19. yüzyılda da, Türkistan Hanlıkları için, Osmanlı Devleti tarafından tanınmış olmak, bir "meşruiyet" nedeni, iktidarlarını sağlamlaştırma ve kendilerini komşularına kabul ettir¬menin dayanağı olarak kabul edilmiştir. Bu da, Osmanlı Devleti'nin Tür¬kistan Hanlıkları tarafından dini ve siyasi lider olarak kabul edildiğini gös¬termiştir. Nitekim; Buhara'da, 1800 yılında tahta çıkan Haydar Şah (1800-1826), hem hükümdarlığını bildirmek, hem de bağlılığını belirtmek için bir elçisini Osmanlı Padişahına göndermiştir. Daha sonra da, çevresindeki Hokand, Hîve Hanlıkları, Afganistan ve İran ile savaş etme durumuyla karşılaşınca, hepsi Müslüman olan bu komşularına üstünlük sağlayabilmek için, aynı zamanda Halife olan Osmanlı Padişahının desteğini sağlamak üzere, 1813 ve 1816 yıllannda İstanbul'a yeniden elçiler göndermiştir. Bu elçilerle de, bazı din kitaplarıyla birlikte, kendisinin Kazgan ve Hârezm Emiri olarak tanındığını gösteren bir "Menşur (Ferman)"ın verilmesini istemiştir. Ancak İstanbul'da, Buhara Emiri'nin "menşur" isteği kabul edilmemiş, ona otuzbeş kitap gön¬derilmekle yetinilmiştir. Bunun üzerine Haydar Şah, 1819 yılında, bu defa Osmanlı Padişahına "biat" ettiğini yani, onun koruyuculuğunu tanıdığını bildirmiştir. Ne var ki, Osmanlı Hükümeti, konuyu "devlet için zarar ve ya¬rarlan" yönünden inceledikten sonra, Rusya ile ilişkileri de dikkate alarak, bu "biat"ın kabul edilmemesine karar vermiştir10. Osmanlı Hükümeti'nin "biat" konusunda bu şekilde davranması; Os-manlı-Rus ilişkilerindeki gelişmelerin etkisi ile Buhara Hanlığı'nın İstanbul'a çok uzakta bulunmasından ve Türk Hanlıkları arasında süren çekişmelerde, taraf tutarak, "Müslüman halk arasında çatışmanın devamına sebep olacak"11 bir hareketten kaçınma siyasetinden kaynaklanmıştır. Buna karşılık aynı tarihlerde, Rusya, Haydar Şah'ın bir elçiyi kendisine göndermesi üzerine, bunu fırsat bilip Buhara'yı yanına çekebilmek için, kala¬balık bir elçilik heyeti ve onu koruyan askeri birlik ile Haydar Şah'a top ve silah göndermiştir. Ruslann bu yardımı da, Hîve ve Hokand Hanlıklarını tedirgin etmiş ve bunlann Buhara'ya karşı tutum almalanna neden olmuştur12. 9) Mehmet Saray, aynı eser, s. I. 10) Bu konudaki belgeler için bkz. Mehmet Saray, aynı eser, s. 30-36. 11) Bkz. Başb. (Başbakanlık) Arşivi, Hatt-ı Hümâyun, nr. 36547. Nakleden Mehmet Saray, aynı eser, s.37. 12) Mehmet Saray, aynı eser, s. 38. 1871 -1908 Yılları Arasında Osmanlı İmparatorluğu 313 Bu gelişmelerin yanı sıra , 19. yüzyıl boyunca Türkistan Hanlıkları çe¬şitli amaçlarla ve isteklerle İstanbul'a elçiler ile diğer görevlileri göndermeyi sürdürmüşlerdir. Zaman zaman Osmanlı Devleti de bazı nedenlerle Han¬lıklardan isteklerde bulunmuştur. Nitekim, Buhara'da tutuklanan iki İngiliz subayının kurtarılması için, İngiltere'nin yardım başvurusu üzerine Padişah Abdülmecit, 1840 yılında Buhara Emiri'ne iki mektup (Nâme-i Hümâyûn) yazarak, subayların serbest bırakılmasını istemiştir. Ancak Buhara Emiri, Osmanlı Padişahının bu mektuplarına rağmen, iki İngiliz subayını idam ettirmiştir. İngiliz subaylarının idamının ise, İngiltere'de büyük tepkilere neden ol¬duğu ve Londra Hükümeti'nin, Türkistan'a doğru ilerleyen Ruslar üzerindeki baskısını hafiflettiği, bunun da, Rusların Türkistan'a daha kolayca girmelerine yol açtığı belirtilmektedir13. Yukarıda belirtilen olayın bir benzeri de 1863 yılında olmuştur. Belirtilen tarihte, Buhara'ya ticaret için giden üç İtalyan tüccar bazı şüpheler üzerine tutuklanmıştır. Bu durum karşısında İtalya Devleti, bu tüccarların serbest bırakılması için Osmanlı Devleti'nden yardım istemiştir. Padişah Abdülaziz de, bu isteğin yerine getirilmesini sağlamak üzere Buhara Emiri'ne bir mektup göndermiştir. Osmanlı hükümdarının bu girişimi İtalya'da memnunluk ya¬ratmış ve Padişahın yazısı İtalyan gazetelerinde yayınlanmıştır. Bu da, ka¬muoyunda olumlu etki yapmıştır14. İngiltere ve İtalya'nın yurttaşlarının kurtarılması için Osmanlı Devleti'ne yaptıkları bu başvurular, onun Türkistan üzerindeki etkisinin Avrupa devlet¬leri tarafından da kabul edildiğini göstermektedir. Diğer taraftan Osmanlı Devleti, İstanbul'a Türkistan'dan gelen elçileri daima iyi karşılamıştır. Her ne kadar bunların getirdiği her isteği yerine ge-tirememişse de, ülkelerine dönüşlerinde hanlarına ve kendilerine genelde hediyeler vermiştir. Bu arada değişik amaçlarla Türkistanlılara yardımda bulunmuştur. Bunlara örnek olarak: 1841 yılında İstanbul'a gelen ve buradan hacca git¬mek isteyen Harezm elçisine, Anadolu'ya öğrenim için gelen ve 1844'te mem¬leketine dönmek isteyen bir Buharalı'ya, hac dönüşünde İstanbul'a gelip bura¬dan memleketine gidecek olan Hokand Şeyhülislâmı'nın oğluna yolluk veril¬miş, 1852'de de bir Harezm "asilzadesi" ile Afgan Şehzadesi özel bir gemiyle hacca gönderilmiştir15. 1868 yılında ise, İstanbul'a gelen Hokand Elçisi'ne 13) Bkz. Mehmet Saray, aynı eser, s. 44; Ayrıca, Buhara Emiri'ne gönderilen 27 Ocak 1840 tarihli "Name-i Hümâyûn" için bkz. T. C. Başbakanlık Devlet Arşivleri, aynı eser, s. 110-112, Belge 54,55. 14) Bkz. Başb. Arşivi, İrâde-Hâriciye, nr. 11667, 11751. Nakledilen yer: T. C. Başbakanlık Devlet Arşivleri, aynı eser, s. 131-132, Belge 73,74. 15) Bkz. T. C. Başbakanlık Devlet Arşivleri, aynı eser, s. 24-27, Belge Özetleri 56, 57, 61, 65. 314 Siyasi Tarih ülkesine dönüşünde yetmiş beş bin kuruş "bahşiş (veya yolluk)"16 ile örnek olmak üzere ikişer adet "iğneli ve şeşhâneli tüfek" ve Osmanlı askerlerinin erden üst-subaylara kadar giydiği resmi elbiselerden birer kat verilmiştir17. 1870 yılında, Buhara ve Harezm taraflarındaki Türkmen Kabileleri Reisi, İstanbul'a bir mektup göndererek, Rusların bulundukları yerleri istila ede¬ceğini bildirip, Padişah'tan himaye isteğinde bulunmuştur.Osmanlı Hükü¬meti bu isteğe karşılık, bunların himayeye muhtaç olmalarına rağmen, ara¬larındaki mesafenin uzaklığından ve arada başka devletlerin bulunmasından dolayı, fiilen bir yardım yapılmasının mümkün olamayacağına, mektubu ge¬tiren elçiye dönüş yolluğu olarak yirmi beş bin kuruş hediye edilmesine karar vermiştir18. Bu arada, Buhara Emiri, artan Rus baskısı ve saldırısının durdurulması için Osmanlı Devleti'nden yardım istemek üzere, İstanbul'a olağanüstü elçi göndermiştir. Osmanlı Hükümeti, bu yardım isteğine karşılık, Osmanlı ülkesi ile Buhara arasındaki uzaklığın fazla olması nedeniyle fiilen yardım gönder¬menin mümkün olamayacağını bildirmiştir. Ayrıca, Buharalılann kendi ara¬larındaki anlaşmazlıklardan ve civarlarında bulunan Hokand ve Hîve hükü¬metleriyle birbirlerinin aleyhinde çalışmaktan vazgeçip ittifak yapmalarını, se¬lamet ve kurtuluşun ancak bu yolla sağlanabileceğini tavsiye etmiştir19. Bundan biraz sonra da, önceki konularda sözü edildiği gibi Buhara Emiri, 1868 yılında uğradığı yenilgi sonucunda, Rusya'nın egemenliğini kabul et¬mek zorunda kalmıştır. Buhara Emiri'nin Ruslarla barış yaptığı öğrenilince bir süredir İstanbul'da bulunan Buhara elçisi ülkesine dönmeye karar vermiştir. Giderken de Os¬manlı Devleti'nden yanına hiç olmazsa savaş tekniğini öğretmek için birkaç subay, tüfek yapmak, top dökmek ve diğer savaş araç gereçlerinin kulla¬nılmasını öğretmek üzere yirmi otuz uzman verilmesini; ayrıca, Padişah'ın nasihat ve bildirisini gereği gibi duyurabilmek için bir elçi atanıp kendisiyle birlikte gönderilmesini istemiştir. Sadrazamın Padişaha sunduğu 20 Şubat 1869 tarihli yazısından an¬laşıldığına göre, Osmanlı Hükümeti, Buhara'ya açıkça elçi ve subay gön- 16) Osmanlı Devleti, yabancı devletler arasında usul olmadığı halde, yabancı ülke elçilerinin Türkiye sınırına girdikleri andan itibaren dönüşlerine kadar her çeşit geçinme masrafını, büyüklük ve konukseverlik duygusundan olarak, karşılamak geleneğine sahipti. Bu gelenek III. Selim (1789-1807) dönemine kadar sürmüştür. Bkz. Faik Reşit Unat, Osmanlı Sefirleri ve Sefaretnameleri, (2. Baskı), Ankara 1987, s. 14-16. Anlaşıldığına göre Osmanlı Dev¬ leti, bu geleneğini Türkistan Hanlıklarına 19. yüzyıl boyunca da sürdürmüştür. 17) Başb. Arşivi, İrâde-Hâriciye, nr. 13785. Nakledilen yer: T. C. Başbakanlık Devlet Arşivleri, aynı eser, 134-135, Belge 77. 18) Bkz. Başb. Arşivi, İrâde - Meclis-i Mahsûs, nr. 1627. Nakledilen yer: T. C. Başbakanlık Devlet Arşivleri, aynı eser, s. 135-136, Belge 78. 19) Başb. Arşivi, İrade- Meclis-i Mahsus, nr. 1510. Nakleden Mehmet Saray, aynı eser, s. 85. 1871-1908 Yılları Arasında Osmanlı İmparatorluğu 315 derilmesinin Rusya'ya şikayet bahanesi vereceğinden, bunun da daha sonra Buharalılara zarar getireceğinden kaygılanarak, yukarıdaki isteklerin yerine getirilmesini reddetmiştir. Bunun yanı sıra elçiye gerekli yolluğun verilerek hemen ülkesine gönderilmesine ve Buhara Emiri'ne uygun bir hediye ile bir¬likte durumun bildirilmesine karar vermiştir20. Buna karşılık, ülkesini Rus işgalinden kurtarmak ümidini taşıdığı anla¬şılan Buhara Emiri, 4 Nisan 1871 tarihli bir mektubunu yeni elçisiyle İstan¬bul'a göndermiştir. Bununla, Buhara'nın Osmanlı Devleti'ne benzer şekilde uygarlık yolunda ilerlemesine çalıştıklarını, ancak Padişah'ın yardımı ol¬madıkça istenilen sonuca ulaşamayacaklarını bildirmiştir. Bu nedenle, dün¬yadaki son gelişme ve ilerlemelere ulaşmalarını sağlamak için; yönetim işlerinin düzenlenmesi, sivil ve askeri okullarda eğitim-öğretim, sanayi, askeri ve hukuk konularında dersler vermek üzere öğretmenler ile gerekli araç-gereçlerin, aynı zamanda her çeşit yeni silahı ve gereçlerini yapmakta usta uz¬manların gönderilmesini; Osmanlı Devleti'nin Buhara'ya bir elçi atamasını; sınırlan civarında bulunan İngiltere ile Afganistan'a, kendilerine dostluk ve yardım da bulunmaları için girişim yapılmasını dilemiştir21. Görüldüğü gibi Buhara Emiri, Osmanlı Devleti'nden eğitim-öğretim ko¬nusunda yardımla birlikte, aralarında siyasi ilişki kurulmasını, aynı zamanda İngiltere ve Afganistan ile de dostluk ilişkileri kurabilmeleri için yardım is¬temiştir. Osmanlı Hükümeti, Buhara Emiri'nin bu isteklerine karşılık, yine Buha¬ra'nın uzakta olmasından ve Osmanlı Devleti ile arasında başka devletlerin bulunmasından dolayı, silah ve eğitim-öğretim araç-gereçlerinin gönderil¬mesinin zor olacağı, aynı zamanda bu gönderme işinin bazı devletleri şüp¬helendireceği bunun da ileride bazı sakıncalar doğuracağı düşüncesinden, bu konudaki isteklerin yerine getirilmesini kabul etmemiştir. Elçi atama konu¬sunda ise, atamanın siyasi ortam nedeniyle "şimdi sırası olmadığından" ile¬riye bırakılmasını, Buhara Hükümeti ile iyi ilişkilerin sürmesini ve gerek¬tikçe elçi gönderilmesini uygun bulmuştur. Bunların yanında, eğer Buha-ralılar gerek görüp öğrenci gönderirlerse bunların askeri okullarda yetiş¬tirilmesine ve bu arada elçiye Padişah'ın hediyesi olarak elli bin kuruş öden¬mesine karar vermiştir. Böylece Osmanlı Hükümeti, Buhara Emiri'nin isteklerini birtakım siyasi, askeri, ekonomik ve coğrafi nedenlerle yerine getiremeyeceği kararına varmış, 9 Eylül 1872'de Padişah'ın bu karan onaylaması üzerine de durum elçiye bil¬dirilmiş ve elçi, Buhara Emiri'ne verilen hediye ile ülkesine dönmüştür22. 20) Aynı belge. 21) Mehmet Saray, aynı eser, s. 88-89. Ayrıca, Başb. Arşivi, İrâde-Hariciye, nr. 15225. Nak¬ ledilen yer: T. C. Başbakanlık Devlet Arşivleri, aynı eser, s. 136, Belge 79. 22) Bkz. Başb. Arşivi, İrâde-Hâriciye, nr. 15225; İrâde-Dâhiliye, nr. 45559, İrâde-Meclis-i Mahsus, nr. 1814. Nakledilen yer: T. C. Başbakanlık Devlet Arşivleri, aynı eser, s. 136 - 139, Belge 79, 80, 81. Ayrıca, Mehmet Saray, aynı eser, s. 88-90. 316 Siyasi Tarih Bundan sonra, Osmanlı Devleti'nin Türkistan Hanlıkları içinde en uzun ve sıkı ilişkide bulunduğu Buhara ile arasındaki bağlar, bu ülkede artan Rus baskısının da etkisiyle zayıflamaya başlamıştır. Ancak aynı tarihlerde, Tür¬kistan'da yeni kurulmuş olan bir Türk hanlığının yani, Kaşgar Hanlığı'nın Osmanlı Devleti ile ilişkileri güçlenmiştir. . Daha önceki konularda belirtildiği gibi, Hokand Hanlığı ileri gelenlerin¬den Yakup Han, Ruslar ve Çinlilerle yaptığı mücadelelerde kazandığı başarıların sonucunda, 1865 yılında Doğu Türkistan'da Kaşgar Hanlığı'nı kurmuştu. 1870 yılında da Osmanlı Padişahına "biat" ederek, onun koruyu¬culuğunu kabul etmiş ve adına altın ile gümüş paralar bastırmıştı. Yakup Han'ın bu şekilde Osmanlı himayesine girmesi, şüphesiz ki, önce hükümdarlığını "meşru" duruma getirmek ve böylece ülke içinde yerini güçlendirmek, sonra da Hanlığı üzerinde süren Rus ve Çin baskısıyla tehdi-ditlerine karşı, hiç olmazsa siyasi yönden korunmak ve desteklenmek iste-mesindendi. Bu sıralarda ise İngiltere, Rusya'nın 1865'te Hokand, 1868'de Buhara Hanlıklarını egemenliği altına aldıktan sonra, Hîve ve Kaşgar Hanlıklarına yönelmesinden, böylece de Hindistan'a yaklaşmasından endişeye düşmüştü. Bu nedenle Rusya'yı, Osmanlı Devleti'nin topraklarında olduğu gibi Tür¬kistan'da da, olabildiği kadar kuzeyde tutmak, bununla da onun güneye in¬mesini önlemek istiyordu. Bu amaçla Kaşgar Hanlığı'nı, Rusya ve Çin'e karşı bir tampon devlet olarak kullanmayı, aynı zamanda ülkenin doğal zenginlik¬lerini işletmeyi düşünüyordu. Bunun için İngilizler, Yakup Han'a yak¬laşmaya ve onun Osmanlı Devleti ile ilişkilerini geliştirmesine yardım et¬meye çalışıyordu. Bu arada da ilk İngiliz elçilik heyeti 1870 yılı baharında Kaşgar'a gelmiştir. Yakup Han elçiyi çok iyi karşılamıştır. 1872 yılında da Kaşgar Hanlığı ile İngiltere arasında Ticaret Andlaşması imzalanmıştır23. İşte bu ortamda Yakup Han, 1870 yılında İstanbul'a bir elçi göndererek, Osmanlı Devleti'ne bağlılığını bildirmiş ve yardım istemiştir24. - Osmanlı Hükümeti, 1873 yılında, Yakup Han'ın "biat" ve yardım isteğini kabul etmiştir. Bunun üzerine Kaşgar Hanı'na altı adet Krupp topu, bin adet eski ve iki yüz adet yeni tüfek, kapsül ve barut yapım aletleri ile bunların us¬taları gönderilmiştir. Ayrıca, Kaşgar ordusunu eğitmek için, dördü emekli olmak üzere sekiz subayın gönderilmesine karar verilmiştir25. Bunların yanı sıra Kaşgar Hanı Yakup Han'a, "Birinci Rütbeden Murassa Nişân-ı Osmâni" ile iki yüz bin kuruş değerinde bir "murassa" kılıç ve Padişah'ın bir mektu¬bunun gönderilmesi kararlaştırılmıştır26. 23) Mehmet Saray, aynı eser, s. 101-102. 24) T. C. Başbakanlık Devlet Arşivleri, aynı eser, s. XXXIV. 25) Mehmet Saray, aym eser, s. 103-104. 26) Bkz. T. C. Başbakanlık Devlet Arşivleri, aynı eser, s. 33-34, Belgelerin Özetleri 82, 83, 84. 1871-1908 Yılları Arasında Osmanlı İmparatorluğu 317 Böylece Osmanlı Devleti, diğer Türkistan Hanlıklarına genelde uzaklığı gerekçe göstererek reddettiği yardımı, onlardan daha uzakta olan Kaşgar Hanlığı'na yapmıştır. Ayrıca bu Hanlığın "biat" isteğini de kabul etmiştir. Ancak, Osmanlı Devleti'nin, daha uzakta olmasına rağmen Kaşgar Hanlığı'na gösterdiği bu ilginin, siyasi nedenlerinin yanı sıra, ona Hindistan yoluyla ve İngiltere aracılığıyla kolayca ulaşılabilmesinden kaynaklandığı düşünü¬lebilir. Kaşgar Hanı Yakup Han, Osmanlı Devleti'nin yaptığı yardıma 7 Nisan 1875'te İstanbul'a gönderdiği mektupla şükranlarını, aynı zamanda Padişah adına hutbe okutup para bastırdığını bildirmiştir. Bu arada ölümünden sonra yerine en büyük oğlunun geçmesine Padişah'ın izin vermesini istemiştir. Yakup Han'a yazılan cevapta bu isteğinin; Kaşgar'da hutbenin Halife adına kesintisiz okunması, paranın Halife adına basılması ve Osmanlı sancağının, herhangi bir şekil değişikliği yapılmadan, orada da dalgalandırıl ması ko¬şullarıyla kabul edildiği bildirilmiştir27. Nitekim, 1877 yılında, Osmanlı Devleti'nin Bombay Başkonsolosluğu' ndan İstanbul'a gönderilen yazıda, Kaşgar'da Padişah adına hutbe okutularak para bastırıldığı belirtilmiştir. Ayrıca, Hindistan üzerinden İstanbul'a ve oradan Londra'ya gidecek olan Kaşgar Hanı'nın özel elçisinin yol parası ile yiyecek masrafının Başkonsolosluk tarafından karşılandığı hakkında bilgi veril¬miştir. Bu arada da, yine 1877 yılında, Kaşgar Hanı Osmanlı Devleti'ne olan bağlılığını bildiren bir mektubu İstanbul'a göndermiştir28. Bütün bu gelişmelere yani,Osmanlı ve İngiliz yardımlarına rağmen, Ya¬kup Han, ülkesine göz diken ve saldıran Çinlilerle 1877 yılı ilkbahar ay¬larında yaptığı savaşta yenilmiştir. Bunun hemen arkasından 29 Mayıs 1877'de aniden ölmüştür. Onun ölümünden sonra ise ülkede karışıklık ve iç savaş çıkmıştır. Bu durumdan yararlanan Çin, Kaşgar'ı kolayca işgal ederek, 16 Mart 1878'de bu Hanlığa resmen son vermiştir29. Böylece, hukuk yönünden Osmanlı yönetimine bağlı olan Kaşgar Han-lığı'nın işgal altına düşerek yıkılmasıyla, Türkistan'daki son bağımsız Türk Hanlığı'nın topraklan da yabancıların egemenliği altına girmiştir. Bu da, Osmanlı Devleti'nin Orta Asya ile bağlantısının gittikçe zayıflamasına yol açmıştır. Bununla birlikte, daha sonra İstanbul'a gelen Kaşgar Hanı Yakup Han'ın eski elçisi, 1879 yılında bir yazı ile II. Abdülhamit'e başvurarak, yaklaşık beş milyon nüfusu olan ve zengin yeraltı kaynakları bulunan Kaşgar'ın, Os- 27) Mehmet Saray, aynı eser, s. 105. 28) Bkz. Başb. Arşivi, İrâde-Hâriciye, nr. 16500, İrâde-Dâhiliye, nr. 60716, 60710. Nakledi¬ len yer: T. C. Başbakanlık Devlet Arşivleri, aynı eser, s. 142-143, 145, Belge 86, 87, 89. 29) Baymirza Hayit, Türkistan Rusya ile Çin Arasında, İstanbul 1975, s. 146-147. 318 Siyasi Tarih manii toprağı sayıldığından, Çinlilere bırakılmamasını, bunun için de Çin'e gerekli girişimin yapılmasını istemiştir30. Ancak, bu sırada Osmanlı Devleti, aşağıda belirtilecek olan 1877-1878 Osmanh-Rus Savaşı'ndan yeni çık¬tığından ve bu savaşta uğradığı ağır yenilgiden doğan büyük sorunlarla uğ¬raştığından, Kaşgar için herhangi bir girişimde bulunamamıştır. Bu suretle, Osmanlı Devleti, Rusya'nın gittikçe güçlenmesi ve yayılmacı bir siyaset izlemesi sonucunda sınırlarını ve etki alanını genişlettikçe, Kaf¬kaslar, Karadeniz ve Balkanlar'da olduğu gibi, 1870'li yıllarda Orta Asya'da da bu devletten (Kaşgar Hanlığı dolayısıyla bir de Çin'den) kaynaklanan so¬runlarla karşılaşmış ve sonunda, Türkistan'daki etkisini hemen hemen kay¬betmiştir. Bunda, Osmanlı Devleti'nin gittikçe zayıflaması yanında, aynı ta¬rihlerde dış politikasını da etkileyen büyük iç olaylara ağırlık vermesi de önemli rol oynamıştır.
__________________
|
|
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| iliskiler, arasindaki, hanliklari, turkistan, ile, devleti, osmanli |
Şu an bu konuyu görüntüleyen üye sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) |
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|