full programlar-oyun yamalari-dizi arsivi-msn-cep-telefonu-ipod  

Osmanlı Barışı (Pax Ottomana)

Her Telden Diğer Konular kategorisinde ve Türk Ve Dünya Tarihi forumunda, bulunan Osmanlı Barışı (Pax Ottomana) konusunu görüntülemektesiniz. Osmanlı Barışı (Pax Ottomana) B. Mümtaz AYDIN Demirperde’nin yıkıldığı ve buna bağlı olarak Asya ve Balkanlarda asayişin bozulduğu 1990’lı yıllardı. ...


Geri Git   full programlar-oyun yamalari-dizi arsivi-msn-cep-telefonu-ipod > Her Telden,Konular > Her Telden Diğer Konular > Türk Ve Dünya Tarihi

Maşaallah

Kayıt SSS Üye Listesi Takvim Konuları Okundu İşaretle



Osmanlı Barışı (Pax Ottomana)






Yeni Konu Gönder Cevap Yaz

 

LinkBack Konu Araçları Mod Seç
Eski 27-06-2007, 14:06   #1 (permalink)
Arrow Osmanlı Barışı (Pax Ottomana)

Osmanlı Barışı (Pax Ottomana)

B. Mümtaz AYDIN

Demirperde’nin yıkıldığı ve buna bağlı olarak Asya ve Balkanlarda asayişin bozulduğu 1990’lı yıllardı. Bu dönemde asayişi bozulmuş ülkelerden biri olan Arnavutluk, bir taraftan yeni yönetim şeklini arıyor, diğer taraftan da eski rejimin kalıntılarından kurtulmaya çalışıyordu. İnsanlar sokaklara dökülmüş, yürüyüş yapıyorlardı. Bu hâdiseleri haber olarak veren televizyon kanalının kamerası bir gencin taşıdığı ‘PAX OTTOMANA’ yazılı pankarta odaklanmıştı. Bu sırada spikerin de tercümesini verdiği pankarttaki “OSMANLI ADALETİ İSTİYORUZ” yazısı, doğrusu, insanlığa çok şey anlatıyordu.

Dünya tarihine bakıldığında görülen bir gerçek vardır: Hemen her çağ ve dönemde askerî, ekonomik, siyasî ve idarî açıdan zamanın en güçlü devletleri, daha zayıf olan diğer ülkeleri -günümüzde örneklerini kolayca görebileceğimiz gibi- ya doğrudan kendi idareleri altına almışlar veya tesirleri altına alarak üzerlerinde dolaylı bir hâkimiyet kurmuşlardır. “Süper güçler”, hâkimiyetleri altındaki ülkelerin idarî, siyasî, malî, askerî her türlü işine karışarak, genelde son sözü söyleyen taraf olmuşlardır. Hâkim güçler, tesir sahalarındaki devletlere ya zor kullanmak suretiyle zulüm, baskı ve sömürü politikaları uygulamışlar veya adaletli davranarak hakemlik yapmışlardır.

Geçmişte süper güç olarak tarif edilen Osmanlı, bu ikinci gruba girmektedir. Osmanlı’nın hükümferma olduğu döneme Batılılarca “Pax Ottomana” denmiştir. Kısaca “Osmanlı Barışı” mânâsına gelen bu tâbir, Osmanlı’nın, süper güç olduğu 15. ve 18. yüzyıllar arasında hâkim olduğu geniş coğrafyada tesis ettiği dünya barışını ifade etmek için kullanılmaktadır.

Fatih’in İstanbul’u fethiyle büyümeye başlayan devlet, çok kısa sürede Balkanlara, Ortadoğuya, Kuzey Afrikaya, Kafkasyaya ve Avrupa’nın bir kısmına sahip olmuş ayrıca buralara komşu ülke ve coğrafyalarda da hâkim unsur hâline gelmiştir. Osmanlı bu hâkimiyet öncesi siyasî dengelerin bozuk olduğu ve milletler arası barışın olmadığı bu mekânlarda uyguladığı hakkaniyetli ve adaletli politikalarıyla “barışı tesis eden otorite” olmuştur.

Osmanlı, Balkan Yarımadası’na 15. yüzyılın ikinci yarısı ile 16. yüzyılın başlarında hâkim oldu. Hemen hemen tamamı Hıristiyan olan Sırplar, Bulgarlar, Hırvatlar, Boşnaklar, Karadağlılar, Macarlar, Ulahlar’dan oluşan bölge halkı, aralarındaki anlaşmazlıklardan dolayı çatışma ve kaos içindeydi. Hattâ “Balkan” kelimesi pek çok milletin dilinde; bölünmüşlüğü, parçalanmışlığı ve kargaşayı ifade eden bir tâbir olarak kullanılır olmuştu. Bölgeye büyük bir askerî güç ve siyasî akıl ile giren Osmanlı, burada istikrarı kurdu ve yüzyıllarca buraları müsamahaya dayanan bir siyasetle âdil bir şekilde yönetti. Osmanlı, daha önce zaptettikleri topraklardaki Müslümanları kılıçtan geçiren bu insanlara, aynı şekilde davranmayıp aksine din, dil ve kültür hürriyeti verdiği gibi, herhangi bir etnik temizliğe veya zorla din değiştirme gibi bir yola da başvurmadı. Ayrıca Osmanlı, onların kendi kimliklerini korumalarına özen gösterdi asla, asimilasyon politikası uygulamadı.

Osmanlı’nın hâkim olduğu diğer bir coğrafya ise, halkının büyük çoğunluğu Müslüman olan Ortadoğu idi. Bu tarihten önce Moğol zulmü ve Fâtımî baskısı altında uzun yıllar geçiren Arap dünyası, Osmanlı bayrağı altında geçirdiği bu huzurlu asırlarını daha sonra hiçbir zaman yaşayamamıştır. Bugün önemli problemlerin yaşandığı Filistin, İsrail ve Lübnan, Osmanlı döneminde barış hâlinde yaşanan bölgeler idi. Bu yerler, sadece bölge insanlarının değil, dünyanın her tarafından gelen tüccarların rahatça ticaret yapabildiği, zengin bir ticaret merkezi vazifesini yüzyıllarca sürdürdü. Ortadoğu, tarihin hiçbir döneminde Osmanlı’nın hâkim olduğu dönem kadar, bir barış ve huzur dönemi yaşamadı. Osmanlı buralarda sadece âsâyiş ve huzuru temin etmekle kalmamış, dine ve Hz. Peygamber’e (sas) olan hürmetinden dolayı her yıl gönderdiği Sürre Alaylarıyla buralara büyük maddî yardımlar yapmış, kurduğu vakıflarla da bu hayırları devamlı kılmıştır.

Osmanlı’nın hâkim olduğu Kafkaslar ve Kuzey Afrika’da da âsâyiş bundan farklı değildi. Rus ilerleyişinin kesafet kazandığı 18. yüzyıldan sonra Kafkasya, barış dolu günlerini bir daha göremedi. Halbuki Osmanlı’nın hükmettiği diğer bölgelere benzer şekilde çok kavimli ve çok dinli olan Kafkasya, tarih boyunca bünyesindeki unsurları bütünlüğe dönüştüremeyen bir bölge olarak karşımıza çıkmaktadır. Zıt unsurları bir pota içerisinde değerlendirerek renkliliği koruyan ama bu renkliliği çatışmaya götürmeyen bir politikanın varlığı ile bu milletler, o dönemi barış içinde geçirdiler ve günümüze kadar varlıklarını korudular. Osmanlı hâkimiyetinde yaşayan milletlerdeki bu barış havası, diğer bölgelerde de oldukça tesirliydi. Meselâ; binlerce kilometre uzaklıktaki Açe’de yaşayan Müslümanlar, kendilerini tehdit eden Portekizlilere karşı Osmanlı’dan yardım istemiş, Osmanlı’nın bir donanma göndermesi ile Portekizliler geri adım atmıştı. Diğer devletler, Osmanlı’nın hâkimiyeti ve koruması altında olan devletlere zarar vermeye cesaret edemedikleri gibi, özellikle Avrupa’da devletler arası münasebetlerde Osmanlı asla göz ardı edilmezdi. Diğer Avrupa ülkelerinin ilk dikkate aldıkları ve kendi aralarındaki münasebetlerde bile ne söyleyeceğine baktıkları Osmanlı, buralarda da devamlı denge unsuru olmuştur.

Etnik yapıları ve dinî inançları birbirinden oldukça farklı toplulukların farklı beklentilerini, ortak bir noktada buluşturan Osmanlı, kilise, cami ve havranın yan yana durduğu bir üst kültür tesis edebilmişti. Osmanlı’nın kurmaya uğraştığı “Nizâm-ı Âlem” mefkûresinin özünde “İlâhî Mesuliyet” şuuru bulunmaktadır. Osmanlı’nın yaptığı fetihler de, bu mesuliyet duygusuna dayanır. Yeni devletler fethetmek, geniş topraklar elde etmek, güçlü devlet kurmak, halk kitlelerini yönetmek gibi pek çoklarınca büyük görünen hedefler, Osmanlı için birer vasıta olmaktan ileri gitmiyordu. Çünkü İslâm dininin bu konudaki emri “dünyalık elde etmek” değil; “İ’lây-ı Kelimetullah” yani Allah’ın adının ve dininin her yere duyurulması, yüceltilmesi ve İslâm nimetinden bütün insanlığın istifade etmesinin sağlanmasıydı.

Mensubu bulunduğu İslâmiyet’in çizdiği bu sınırlar içerisinde, idaresi zulme değil adalete dayanan Osmanlı, insan hak ve hürriyetlerini, çağı itibariyle en geniş mânâda uygulamaktaydı. Osmanlı’da sadece farklı dinlerden olanlara haklarının verilmesi yanında, aynı dinin farklı mezheplerine mensup olanların da haklarına riayet ediliyordu. Meselâ 16. yüzyılda Katolik Habsburgların baskısı altında olan Protestanların, Osmanlı için söylediği, “Türklerin eline düşmek, Frenklerin eline düşmekten daha iyidir.” sözü, tarih kitaplarına kadar girmiştir. Endülüs’ün son şehri Gırnata’nın, İspanya’nın eline geçmesinden sonra dünyada eşine zor rastlanılır dinî baskıya mâruz kalan İspanya Müslümanları ve Yahudileri, çareyi bir başka Avrupa devletine sığınmakta değil, Osmanlı Devleti’ne sığınmakta buldular. İspanya’daki binlerce Müslüman’ın yardımına giden Osmanlı donanması, Yahudileri de Katolik İspanya’nın elinden kurtardı. Hattâ kendi ülkelerinde yerleşmelerine, ticaret yapmalarına, varlıklarını sürdürürken kimliklerini korumalarına yardımcı oldu. Ardından Almanya Yahudilerini saymak lâzım. Osmanlı tarihi uzmanı Robert Mantra ’ya göre Osmanlı’nın barış ve adaleti, onlar açısından nihai mutluluk değildi. Ama tarihin hiçbir döneminde bir daha göremeyecekleri bir mutluluk ve barıştı.

Osmanlı’nın yükseliş döneminde (15. yüzyıl) kurmuş olduğu bu dünya barışı nizamı, 17. yüzyılda başlayan duraklama döneminde de tesirini devam ettirdi. Ancak 18. yüzyılda artık eski gücü kalmayan ve bir çöküş sürecine giren Osmanlı’nın dünyada da tesiri bu sürece paralel azaldı. Dünya sahnesine yeni güçlerin çıkmasıyla Osmanlı idaresi altındaki milletler birer birer ayrılmaya başladılar ve artık dünyada, “Osmanlı Nizâm-ı Âlemi” yerine bu güçlerin istek ve menfaatleri doğrultusunda farklı bir düzen şekillenmeye başladı. Bütün bu gelişmelerin neticesinde bir güç hâline gelen Rusya, Kafkasları hâkimiyeti altına aldı. 1900’lü yılların başlarında ise, Balkanlar, Osmanlı hâkimiyetinden ayrılarak -hâlen de devam eden- bir kargaşaya düştü. Bir müddet sonra da tesirleri ve zararları itibariyle herkese dokunan Birinci Dünya Savaşı patladı. İkinci Dünya Savaşı felâketi ise, bundan sadece çeyrek asır sonra oldu.

Osmanlı Barışı’nın yerine getirilen hiçbir formül, bu tarihten sonra da çözüm olmadı ve Balkanlardaki kargaşa artarak devam etti. Son olarak Yugoslavya’da Sırplar, Boşnaklara karşı bir soykırıma girişti. Dünya devletleri, uzun müddet buna seyirci kaldı. Çok geç de olsa bu soykırıma müdahale edilebildi. Bu sırada bölgeye vazifeli olarak giden ve çaresizlik içerisinde kalan Amerikalı generalin o zamanki Dışişleri Bakanımız Sayın Hikmet Çetin Bey ’e söylediği şu sözler, Osmanlı Barışı’nın büyüklüğünü bu defa askerî bir yetkilinin ağzından bir defa daha duymamızı sağlamıştır: “Sayın Bakanım, Siz Osmanlı döneminde bu lânet olası yeri, bu kadar uzun yıllar hiç kavga-dövüş olmadan sulh içerisinde nasıl idare ettiniz Allah aşkına!”

Aynı dönemlerde Ortadoğu’da da durum bundan farklı değildi. Güç odakları, coğrafyanın parçalanmasına ve hiç bitmeyecekmiş gibi görünen kavgaların başlamasına sebep oldu. Kısacası Osmanlı’nın bu topraklarda tesis ettiği barışın ne mânâya geldiği, bu bölgelerin bugünkü durumuna bakarak da anlaşılmaktadır. Buralarda hâlen devam eden kargaşanın en önemli sebebi, Osmanlı Barışı’nın sona erdirilmesidir.

Bugün biz Osmanlı Devleti’nin kurduğu ve Batılıların da takdir ettiği “Osmanlı Barışı” hakkında sadece güzel şeyler söyleyebiliyoruz. Fakat bugün dünyaya jandarmalık yapan süper güçler hakkında, gelecek nesiller ve tarih kitapları acaba neler söyleyecek?
 
 
Starlife Çevrimdışı  
Alıntı Yaparak Cevapla
Reklamlar
Cevap Yaz

Etiketler
ottomana, pax, barisi, osmanli


Şu an bu konuyu görüntüleyen üye sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)

 
Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Yeni cevap yazamazsınız
Eklenti gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hızlı Geçiş


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:05 .



Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
THE SECURITY SYSTEM CBACK.de ACTIVE

TOPlist Rambler's Top100


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468