full programlar-oyun yamalari-dizi arsivi-msn-cep-telefonu-ipod  

..::Tarih Boyunca Sancak::..

Her Telden Diğer Konular kategorisinde ve Türk Ve Dünya Tarihi forumunda, bulunan ..::Tarih Boyunca Sancak::.. konusunu görüntülemektesiniz. Tarih Boyunca Sancak'ın Statüsü Sırp tarihinde Sancak bölgesi 11. yüzyılda kurulan bir Sırp krallığının adı olan “Raşka” ile anılmaktadır. Bunun ...


Geri Git   full programlar-oyun yamalari-dizi arsivi-msn-cep-telefonu-ipod > Her Telden,Konular > Her Telden Diğer Konular > Türk Ve Dünya Tarihi

Maşaallah

Kayıt SSS Üye Listesi Takvim Konuları Okundu İşaretle



..::Tarih Boyunca Sancak::..






Yeni Konu Gönder Cevap Yaz

 

LinkBack Konu Araçları Mod Seç
Eski 02-07-2007, 14:03   #1 (permalink)
Varsayılan ..::Tarih Boyunca Sancak::..

Tarih Boyunca Sancak'ın Statüsü

Sırp tarihinde Sancak bölgesi 11. yüzyılda kurulan bir Sırp krallığının adı olan “Raşka” ile anılmaktadır. Bunun dışında Sırplar bölgeyi güneybatı Sırbistan olarak da isimlendirmektedirler.

Sancak’ın fethi Osmanlılarca Bosna ve Hersek’in fethinden öncedir. Yeni Pazar’ın güneybatısında bulunan Gluhovitsa, 28 Mayıs 1396’da I. Bayezit tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır. Yeni Pazar’ın ise, Fatih Sultan Mehmet zamanında, 1461 yılından önce kurulduğu bilinmektedir. O yıllara ait eski bir belgede de bölgenin ismi Novipasar olarak geçmektedir

Yeni Pazar, Türk komutan İshakoğlu İsa Bey tarafından Joşanitse Deresi’nin Raşka Irmağı’na döküldüğü bir üçgende kurulur. Kendisine göre daha eski olan Tırgovişte kolonisine 10 kilometrelik bir mesafede olan bu yeni askeri-sivil koloniye İsa Bey tarafından Yeni Pazar adı verilir. Yeni Pazar kısa bir süre içinde Türk askeri ve ticari merkezi haline dönüşür. Yeni fethedilen bu bölgede bir sancak kurularak sancak beyliği Minnetoğlu Mehmed Bey’e verilir. Sancak 1463’te yeni kurulmuş olan Bosna Sancak’ına bağlanır. Bosna ise Rumeli Beylerbeyliği’nin bir parçası olur.
1521’de Bosna Sancağı Rumeli eyaletinden ayrılarak müstakil bir eyalet oldu. Daha sonraları Bosna Paşalığı adı ile de ün kazanacak olan eyalet ilk teşkili sırasında Bosna, Hersek, Kilis, Pojega, Orahoviçe (Rahoviçe), Kırka, İzvornik sancaklarından meydana geliyordu. Ayrıca Krupa ve Yeni Pazar sancak haline getirilerek buraya bağlanmıştı. 16. yüzyılın sonlarına ait bazı kayıtlara göre eyalete Zacesne (Çernik) sancağı da ilave edilmiş ve sancak sayısı sekize yükselmişti.

Osmanlı Devleti’nin 15. yüzyıla kadar kurulan Anadolu, Rumeli ve Amasya Beylerbeylikleri’nin arkasından, Balkanlar’da Bosna 1590 yılında Beylerbeyliği haline getirilmiştir. Özerk bir yönetim birimi olarak Yeni Pazar Sancak’ından, ilk kez, Bosna Sancak’ının yedi bölgesinden biri kabul edilerek 1578’de söz edilmiştir.

Bundan yaklaşık 100 sene sonra Viyana kapılarında gelen yenilgi Avusturya ve müttefiklerinin 1699 Karlofça Anlaşması’na kadar devam eden taarruzunu getirdi. Osmanlıların Avrupa’ya karşı akınlarında anahtar rol oynayan Bosna-Hersek ve Sancak bundan sonra imparatorluğun savunmasında da aynı şekilde önemli bir işlev üstlendiler. 18. yüzyılda Avusturya-Macaristan, Venedik ve Rusya’ya karşı yürütülen savaşlarda, Boşnak Müslümanlar büyük kayıplar verdiler.

Bosna’nın batı ve güney sınırları 1683-1699 sürecinde değişikliğe uğradı. Karlofça Antlaşması’ndan sonra Bosna eyaletinin sınırları kuzeyde Sava Nehri, batıda Una Nehri, güneyde bugünkü Bosna ve Dalmaçya boyu, doğuda ise Yeni Pazar Sancağı sınırlarına çekilmişti. Sancak 17. yüzyılın sonunda Balkan ve Avrupa arenasında Bosna’nın yanında otonom bir bölge olmuştur. Bosna böylece beş sancaktan (Bosna, Hersek, Klis, İzvornik, Bihke) ibaret bir eyalet durumuna geldi. Nitekim 1722-1730 yıllarına ait bir listeye göre eyalette altı sancak vardı ve bunlardan Kırka Sancağı’na hiçbir tayin yapılmamıştı. Bu sınırlar Yeni Pazar Sancağı’nın ayrılması gibi bazı değişiklikler hariç, Bosna-Hersek’in Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun idaresi altına girmesine kadar aynı kaldı.

18. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’daki gücü zayıflamaya başladı ve Boşnak Müslümanlar Osmanlı yönetiminin uygulamaya koyduğu reformlara karşı direniş gösterdiler. Bu direniş zamanla Osmanlı-karşıtı bir havaya büründü ve Boşnaklar, Müslüman olmayan yerel gruplarla anlaşarak merkeze karşı ayaklandılar. Böylelikle, sahip olunan ortak coğrafya din faktörünün önüne geçmiş oldu. Ancak Boşnak Müslümanlarda 19. yüzyılda diğer Balkanlar’daki Hristiyan gruplarda olduğu gibi milliyetçilik hareketleri gelişmedi. Bu dönemde otonomi yanlısı yerel yöneticiler Arnavutluk’ta olduğu gibi Bosna ve Sancak’ta da vardı. Sınır bölgesi olduğundan bölge valisi olan kaptanlıklar ellerinde geniş miktarda güç bulundurmaktaydılar. İmparatorluğun kalan kısmına kıyasla Boşnaklar daha zor şartlar altında yaşamaktaydılar. Bununla birlikte bağımsızlık talebi içermeyen güçlü bir bölgesel kimlik oluşumu için gerekli şartlar mevcuttu.

İçten içe yaşanan kaynama 1831’de bir ayaklanma ile açığa çıktı. Bu noktada Boşnaklar ikiye bölündü ve bir kısmı Gradacaçlı Hüseyin Kapetan’a bir kısmı da Osmanlı Sultanı’na bağlı kaldı. “Bosna Ejderi” olarak nam salan Hüseyin Kapetan, Kosova’da Osmanlı ordusunu gerileterek bir yıldan daha kısa süren müstakil Bosna Eyaleti’ni ilan etti.

Sancaklı Boşnaklar 19. yüzyıl içerisinde statüleri ile ilgili önemli değişiklikler yaşadılar. 1876 Haziran’ında Sırbistan ve Karadağ vilayetleri arasında Venedik’te imzalanan anlaşma daha 93 Harbi çıkmadan bu iki Sırp kökenli topluluğun emellerini ortaya koyuyor, Sancak’ı Sırp ve Karadağ taraflarınca parçalıyordu. Bu anlaşmadan tam sekiz ay sonra ise 2 Şubat 1877 tarihinde Sancak alınan bir kararla Bosna Eyaleti yönetiminden ayrıldı. Bu bölgede Yeni Pazar isminde yeni bir sancak kuruldu. Sancağın merkezi önceleri Yeni Pazar’dı fakat merkez daha sonra Syenitsa’ya kaydırıldı.

Türkiye ve Avusturya arşiv belgelerine göre Berlin Kongresi’nden hemen önceki bu hassas dönemde Sancak 12.000 km2’lik bir alana sahipti ve nüfusunun çoğunu Müslüman Boşnaklar oluşturmaktaydı.

Sancak’ın statüsü ile ilgili bugün de dikkate alınması gereken fakat gerekli özenin gösterilmediği düzenleme Berlin Anlaşması’dır. 1878 Berlin Antlaşması’nın 23. Maddesi uyarınca, idare şeklinde değişiklik yapıldı. Berlin Kongresi azınlık hakları bakımından dini kriterleri gözönünde bulundurmuştur. Alınan kararlarda ulusal azınlık haklarının korunması yönünde hükümlere yer verilmemiştir. Aynı Anlaşma’nın 25. Maddesi uyarınca, Osmanlı sultanının hükümranlık hakkı korunmakla birlikte Avusturya-Macaristan’a Bosna’yı işgal etme yetkisi verildi. Kosova vilayetine bağlı Yeni Pazar Sancağı’nın yönetimi ise 4 Temmuz 1878 tarihinde alınan bir karar gereğince Osmanlı Devleti’ne bırakılmış ancak, 4.000-5.000 civarında Avusturya-Macaristan askerinin Sancak’ta konuşlanması kararlaştırılmıştır. Bu şekilde Avusturya-Macaristan askeri Sancak’ın Priyepolye, Priboy ve Plevliya bölgelerinde konuşlandırılmıştır. Ayrıca Berlin Kongresi kararlarına göre Sancak, Bosna-Hersek’ten ayrı bir bölge olarak ortaya çıkmıştır. Berlin Kongresi’nde Sırbistan ve Karadağ’ın Sancak’ı kapsamayan sınırlarla bağımsız birer devlet olarak tanınmış olması durumu, Sancak’ın bu ülkelerden farklı bir bölge olarak tanındığı şeklinde yorumlanabilir.

O dönemde altı sancaktan oluşan Bosna-Hersek eyaletinin beş sancağı tamamen, altıncı sancak olan Yeni Pazar Sancağı da kısmen Avusturya-Macaristan yönetimine bırakılıyordu. Avusturyalılar Osmanlı Devleti ile yaptıkları 21 Nisan 1879 tarihli Yeni Pazar Antlaşması’na göre Yeni Pazar Sancak’ında askeri birlik ve ticaret merkezleri bulundurma hakkına sahipti.
Coğrafi pozisyonu itibariyle önemli olan Sancak, özellikle Sırbistan ve Karadağ’ı birbirinden ayrı tutmak için kullanılmıştır. Avusturya-Macaristan, Osmanlılar için stratejik bakımdan önemli ve Bosna’ya tek geçiş bölgesi olan Yeni Pazar Sancağı’nı 1909’a kadar elinde tutmuş, böylece Sırbistan ve Rusya’nın Akdeniz’le bağlantısı kesilmiştir.

19. yüzyılda Sırp ve Hırvat ulusal kimlikleri gelişerek Avusturya-Macaristan Devleti’nden mümkün olduğunca fazla siyasi kazanım elde etmeye çalıştılar. Sırp ve Hırvat liderler, Müslümanları kendi saflarına çekmeye çalışırken Müslümanlar, siyasi temsil için kendi kurumlarını oluşturdular.

Boşnakların özerklik yolundaki hareketleri farklı nitelikler taşıyan iki ana evreden oluşmaktaydı. İlki 1899-1902, diğeri 1905-1909 dönemleriydi. İşgalin ilk yıllarında yerel halkın ileri gelenleri şikayetlerini bildiren dilekçeler verdiler. Müslümanların bu girişimleri 1899-1902 arasında geniş çaplı destek bulan bir direniş hareketine dönüştü. Eski bir müftü olan Ali Efendi Dzabiç ve bazı din adamlarının liderlik yaptığı bu süreçte ortak bir siyasi program çerçevesinde toplantılar düzenlendi. Bunun dışında harekete taraftar sağlamak üzere kişisel ilişkiler geliştirildi. Müslüman muhalefetin ülke çapındaki gelişiminde panislamist ideoloji ve Müslümanların İstanbul ile ilişkileri belirleyici rol oynadı. 1902’de durgunluk sürecine giren Müslüman Boşnak hareketinin ikinci evresi, 1905’te siyasi canlılığın yeniden gelmesi ile başladı.

1906 yılında Slovonski Brod’da Boşnakların ilk partisi kuruldu; Müslüman Halk Organizasyonu (Müslimanska Narodna Organizacija- MNO). Yeni parti ilk olarak şehirlerde örgütlendi. Fakat 1910 meclis seçimleri bu partinin köylerde de destek bulduğunu gösterecekti. MNO’nun yayın organı bazen görüşleri parti ile tam uyuşmasa da Musavat dergisiydi. Dergi Osmanlı Devleti’nin Bosna-Hersek’teki hükümranlık hakkını desteklemekteydi. MNO, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu içerisinde Müslümanların, kültürel, dini ve eğitim alanındaki özerkliğini sağlamayı amaçlıyordu. Bu durum siyasi bir parti şemsiyesi altında statü konusunda örgütlü olarak yapılan ilk hareketti.

1908’de Boşnakların ikinci partisi olan İlerici Müslüman Partisi (Muslimanska Npredna Stranka) kuruldu. İlerici Müslüman Partisi’nin kuruluşu Müslümanların özerklik hareketinin ortaya çıkarttığı kültürel rönesansın bir sonucuydu. Dzabiç ve arkadaşları dini özerklik elde etmek için çaba gösterirken, bu akım öncelikle Boşnakların kültürel açıdan gelişmeleriyle ilgilenmekteydi. Partinin adı 1910 yılında Otonom Müslüman Parti (Muslimanska Samostalna Stranka) olarak değiştirildi. Partinin yayın organı Müsliman Sloga idi. Bu parti 1910 yılında MNO ile birleşmek suretiyle Birleşik Müslümanlar Organizasyonu’nu (Ujedinjene Muslimanska Organizacije) oluşturdu. Zeman gazetesi partinin yayın organıydı.

23 Temmuz 1908 tarihinde II. Meşrutiyet’in ilanı Avusturya’nın Bosna-Hersek’i ilhakına zemin hazırlamıştır. Bu ilhak 5 Ekim 1908’de gerçekleşti. Osmanlı Devleti, bu oldu-bittiyi 26 Şubat 1909’da Avusturya ile yaptığı bir anlaşma ile kabul etti.

Boşnaklar kendilerini Osmanlı siyasi sisteminin Hristiyan bir devlet içindeki ayrılmaz parçaları olarak görüyorlardı. Bu nedenle Avusturya-Macaristan hükümetine muhalefetlerini devam ettirdiler. Bu durum Bosna’nın ilhak edildiği ve Sancak’ın tekrar Osmanlı idaresine bırakıldığı 1909’a kadar devam etti. Bu tarihte Boşnaklara otonomi verilmesi Boşnak muhalefetini ortadan kaldırdı. Bosna milleti politikası doğrultusunda neşredilen “Vatan” ve “Boşnjack” dergileri de Osmanlının unutturulması ve yeni devlete bağlılık noktasında önemli görevler üstleniyordu.

Sancak 30 sene sonra yeniden Osmanlı sınırlarına dahil ediliyordu. Fakat şartlar artık daha zordu. Osmanlı’nın durumu belliydi ve bir kurtlar sofrası olan Avrupa’da denge politikası güderek devletin ömrünü birkaç on yıl uzatabilmiş olan II. Abdülhamit de yoktu. Nitekim çok geçmeden 1912-1913 I. ve II. Balkan Savaşları ile yeni felaketler dizisi Sancaklılar için başlamıştı. Balkan Savaşları Sancak’ın Sırp ve Karadağlılarca işgal edildiği dönem olmuştu. Savaş sonrası Bükreş Konferansı’nda Sancak’ın büyük bir bölümü Karadağ’a verildi. Karadağ bu anlaşma ile Sancak’a ait olan 5.000 km2’lik bir alanı işgal etti. Karadağ ile Sırbistan 7 Kasım’da Belgrad’da imzalanan bir anlaşma ile bu toprak bölüşümünü teyit etti.

I. Dünya Savaşı’nın yaklaştığı tarihlerde, Boşnaklar, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu içerisinde kalma ya da ayrılma konusunda ayrılığa düştüler. Bazı Boşnak liderler, Bosna’nın özerkliği durumunda imparatorluk içerisinde kalmayı desteklerken, bazıları tam bağımsızlığı savundular. Bazıları ise Güney Slav birliğinin zorunlu olduğunu düşünüyorlardı. Sırp ve Hırvatlar ise Güney Slav sorunu konusunda farklı taraflarda yer alıyorlardı. Sonuçta, Müslümanlar bu konuda çok az söz sahibi olabildiler ve Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı kuruldu.

Kurulan Sırp-Sloven-Hırvat Krallığı ile bölge Boşnakları için şüphesiz yeni bir dönem başlıyordu. Bosnalı siyasetçiler uzun tartışmalar ve fikir ayrılıkları yaşamışlar sonuç olaraksa yeni devletin sınırları içerisinde yer almışlardı. Sancaklı Boşnaklar ise Balkan Savaşları sonrasında 1913 Belgrad Anlaşması ile Sırbistan ve Karadağ arasında paylaştırıldıklarında büyük bir şok içerisine girmişlerdi. I. Dünya Savaşı sonlarına doğru ise 1917 yılında Syenitsa’da toplanan Sancak’ın siyasi liderleri, bölgenin tarihi sınırları içerisinde Sancak’ın bağımsızlığının tanınması gerektiğini dünyaya duyurdular. Syenitsa Kurultayı Sancaklı Boşnakların bağımsız olmakla, Bosna’ya katılmak arasında kaldığı çok özel durumların tartışıldığı önemli bir toplantı olmuştur. 1918 yılında bağımsızlık çabalarında bulunan bu kişiler tutuklanarak hapsedilmişlerdir. Yugoslavya kurulurken de Sancak’ın durumu değişmemiş, suçsuz insanların baskı altında tutulduğu bir yer olmuştur.

1878-1918 yılları arasında Karadağ Müslümanlarının siyasi hayatlarından bahsetmek zordur. Fakat buna rağmen Karadağ prensinin rejimine ve yeni devlete sadakatlerini sunanlar ile Osmanlıların dönüşünü umutla bekleyerek prense karşı çıkanlardan bahsedilebilir. Bu durum 1878-1880 yılları süresince çeşitli olaylara yol açmıştır. Bunların en önemlisi rejime karşı komplo kurduğu iddia edilen bir grup Müslümanın 1880’de Podgoritsa’da yargılanmalarıdır. Fakat bu hadise fazla büyütülmeden durum kontrol altına alınmıştır.

I. Dünya Savaşı sonrasında her yerde milli devletlerin kurulduğu bir Avrupa’da karışık bir halklar mozaiğine sahip Yugoslavya’nın etnik ve kültürel farklılık sorunu öylesine belirgindi ki, her halk farklı tarihi ve kültürel nedenler sebebiyle, kendini yeni devlete yabancı hissediyordu. Baskılardan kurtulmanın yolunu politik mücadelede gören Boşnaklar 1919’da Yugoslavya Müslümanlar Teşkilatı’nı (JMO), Mehmet Spaho önderliğinde Saraybosna’da kurdular. Boşnak uleması da “el-Hidaye” adlı siyasi bir teşkilat kurdu. El-Hidaye’ye bağlı “Mladi Müslümani” “Genç Müslümanlar” ise İslami kimliğin yeniden kazanılabilmesi yönünde çalışmalar yapıyordu.

Mladi Muslimani özellikle anti-faşist ve anti-komünist olduğunu beyan ettiğinden II. Dünya Savaşı öncesinde aşırı milliyetçi Çetnik ve Ustaşalardan, savaş sırasında ve savaş sonrasında ise Partizanlardan baskı görmüştür. Bu totaliter baskılardan dolayı tam olarak yasal bir çerçeve içerisine yerleştirilemeyen hareket, faaliyetlerine illegal olarak devam etmiştir.

Müslümanlar kendilerini Krallık içerisinde de karmaşık bir durum içinde buldular. Bazı Müslüman elitler Sırp ve Hırvat organizasyonlarına katılarak onları desteklediler. Bir grup orta sınıf şehirli Müslümanın kurduğu JMO Bosna-Hersek’in özerk olarak Krallık içinde kalmasını destekliyorlardı. JMO ile Boşnaklar dini ve kültürel alanlarda kazanımlar elde ettiler. Ancak Müslümanlar yine de Sırp ve Hırvatların baskıları altında yaşamaya devam ettiler. Onlar için Müslümanlar “ayrı bir varlık” ifade etmiyordu, her iki grup da Müslümanları kendi tarafına çekmeye çalışıyordu.

JMO Başkanı Mehmet Spaho kısa zamanda Yugoslav devletinin temel ilkeleri üzerine yapılan tartışmalara dahil oldu. Mehmet Spaho’nun savı Boşnakların dini farklılıkların korunması şartı ile Yugoslavlık etnik temelinde bir bütünlük inşa edilmesi ve Yugoslavya içerisinde özerk bir birim olarak kimliğini muhafaza etmeye çalışması yönündeydi. Fikir kabul gördü ve Boşnaklar katıldıkları Kasım 1920 Kurucu Meclis Seçimleri’nden 20 sandalye kazanarak çıktılar. Mehmet Spaho, Haziran 1939’da öldü. Ardından Cafer Kulenoviç Bosna için özel bir banovina yaratılması çağrısında bulunduysa da, onun bu talepleri dikkate alınmadı.

6 Nisan 1941’de Almanlar Belgrad’ı bombaladılar ve dört gün sonra 10 Nisan 1941’de, Bosna-Hersek’in tamamını da içine dahil ettikleri yeni “Bağımsız Hırvat Devleti” (NDH) ilan edildi. Bombardımanın hemen arkasından Sancak’ı Alman ve İtalyan orduları işgal ettiler. Bu dönemde Sancaklı Boşnaklar Akif Hacıahmetoviç’in liderliğinde işgalci güçlerle anlaşarak, aldıkları tavizler sonucunda Sancak üzerinde hakim olmuşlardı. Fakat Partizanlarla işbirliği içerisinde olan Sancaklılar da bulunmaktaydı.

Aynı dönemlerde Almanlara karşı bir ayaklanma başlatmış olan Yugoslav Komünist Partisi’nin, Bosnalı Müslümanların statüsünün ne olması gerektiği konusunda net bir fikri yoktu. 1936’da, komünist bir entelektüel olan Sloven Edvard Kardelj: “Müslümanlardan bir ulus olarak değil, fakat bir etnik grup olarak söz edebiliriz” diye yazıyordu.

1941 yılının ortalarında Sırplar Bosna ve Sancak’ın Müslümanlardan temizlenmesini istemişlerdir. Fakat Kosovalı Arnavutların da desteği ile Sancak’ın kalbi olan Yeni Pazar kentinin Sırpların eline düşmesi engellenmiştir. 1943’te Tito’nun “Yugoslavya Antifaşist Halk Kurtuluş Konseyi”(AVNOJ) Sancak’ı özerk bir bölge olarak ilan etmiştir. 20 Kasım 1943’te ise Plevliya’da “Sancak Antifaşist Milli Meclisi” (ZAVNOS) oluşturulmuştur. ZAVNOS’un amacı, Yugoslavya’nın geleceğinde Sancak’ın tekrar özerk bölge statüsünü elde etmesini sağlamaktı.

II. Dünya Savaşı yıllarında Sancak, kendi özel idari birimlerini ve askeri örgütünü oluşturmuş, ancak 29 Mart 1945’te ZAVNOS ilga edilerek bölge halkının statüsü elinden alınmıştır. Sancak’ın özerkliğinin elinden alınmasının sebebi olarak etnik, ekonomik ve siyasi yeterliliğin Sancak’ta mevcut olmadığı öne sürülmüştür. Sancak’ın Sırbistan ile Karadağ arasında paylaştırılmasına karar verilerek, bölge ile ilgili 1913 yılındaki sınırlara geri dönülmüştür. 1945’ten bugüne kadar Sancak, kendisine hiçbir hak tanınmayarak “Sırbistan Sancağı” ve “Karadağ Sancağı” olmak üzere ikiye bölünmüştür. Bu düzenleme sonrası Sancak’ın özerkliği konusu ancak 1990 yılında gündeme gelebilmiştir.
__________________
 
 
__________________



çayýmýn þekeri....
_

yeþil
____

gözlü
________

merak etme kýrýlmaz

çaðýran bir þeyler var hep beni uzak þehirlerde
bana ait birþeyler var o sert gülüþlerde
e_MuRi Çevrimdışı  
Alıntı Yaparak Cevapla
Reklamlar
Cevap Yaz

Etiketler
sancak


Şu an bu konuyu görüntüleyen üye sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)

 
Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Yeni cevap yazamazsınız
Eklenti gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hızlı Geçiş


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:59 .

eXTReMe Tracker




Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
THE SECURITY SYSTEM CBACK.de ACTIVE

TOPlist Rambler's Top100


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310