full programlar-oyun yamalari-dizi arsivi-msn-cep-telefonu-ipod  

Atatürk'ün Yozgat'a Gelişi

il il Türkiyem kategorisinde ve Yozgat forumunda, bulunan Atatürk'ün Yozgat'a Gelişi konusunu görüntülemektesiniz. Atatürk'ün Yozgat'a Gelişi ATATÜRK’ÜN YOZGATA İLK GELİŞLERİ (15 Ekim 1924) Atatürk'ün 29 Ağustosta 1924 te Afyon’dan başlattığı Sonbahar Yurt Gezisi, ...




Geri Git   full programlar-oyun yamalari-dizi arsivi-msn-cep-telefonu-ipod > Her Telden,Konular > Her Telden Diğer Konular > il il Türkiyem > Yozgat

Maşaallah

Kayıt SSS Üye Listesi Takvim Konuları Okundu İşaretle



Atatürk'ün Yozgat'a Gelişi






Yeni Konu Gönder Cevap Yaz

 

LinkBack Konu Araçları Mod Seç
Eski 19-11-2007, 12:58   #1 (permalink)
Dikkat Atatürk'ün Yozgat'a Gelişi

Atatürk'ün Yozgat'a Gelişi

ATATÜRK’ÜN YOZGATA İLK GELİŞLERİ (15 Ekim 1924)


Atatürk'ün 29 Ağustosta 1924 te Afyon’dan başlattığı Sonbahar Yurt Gezisi, Marmara'dan Karadeniz bölgesine, buradan Doğu Anadolu’ya uzanmıştı. Atatürk, Kayseri, Yozgat, Kırşehir’den sonra Ankara'ya dönüyordu. 15 Ekim 1924 yağmurlu bir gündü. Atatürk o gün Kayseri'den Yozgat’a geçecekti. Yozgat Valisi Aziz Bey, konukları almak üzere Kayseri'ye kadar gelmişti. Yağmur dinse mesele yoktu, hemen hareket edebilirlerdi. Ne var ki; yıllardır böyle bir yağmur görülmemişti. Bardaktan boşanırcasına yağıyordu. Yozgat’a otomobillerle gidileceği için yollardan endişe edenler vardı. Aziz Bey: "Yozgat halkı büyük kurtarıcıyı bu gün bu gece aralarında görmezse gözüne uyku girmez. Hareket edelim." dedi. Öğleden sonra hareket ettiler Yol boyunca köylüler kurbanlarla bekliyorlardı. Toplulukları gördükçe arabasından inerek hatırlarını soruyor, dertlerini dinliyorlardı. Boğazlıyan ilçesinde kısa bir moladan ve Hükümet Binası balkonundan halkı selamladıktan sonra, yollarına devam edip, gece geç vakit Yozgat’a girdiler. Karşılama töreni yapılmaması istenildiği halde o gece yediden yetmişe çevre köylerden gelenlerle Yozgat ayaktaydı. Hem de yağmur altında.. Gündüz beklemişler, akşamdan sonra geleceğini öğrenince dağılmamışlardı. Herkesin elinde bir fener vardı. Meydana koca bir ateş yakmışlardı. Birkaç yüz atlı şehrin dışında Atatürk’ü karşılayacak, Hükümet Konağı önüne gelecekti. Öyle oldu. Bir ışık seli Yozgat’a aktı.

Atatürk, eşi Latife Hanım ve arkadaşları geceyi "Miralay Şerifbey Konağı”nda geçirdiler. Ertesi gün 16 Ekim 1924 sabahı Atatürk, doğruca beraberlerinde Yozgat Milletvekilleri olduğu halde, halkın alkışları ve "Çok yaşa Büyük Gazimiz" dilekleriyle yürüyerek Hükümet Konağına geldiler. Memur ve öğretmenleri kabul ederek, her birinden görevleri ve faaliyetleri hakkında bilgi ve izahat aldılar. Öğretmenlerle çeşitli ders programları hakkında görüş alışverişinde bulundular. İzahata göre, İlin 400 km ye varan yolları baştanbaşa tamire muhtaç bir haldedir. Yeniden 100 km yol yapılması gereklidir.

İl dâhilinde sükûn ve asayiş yerindedir. Vakıflara ait emlakin yenilenmesi ve onarımına teşebbüs edilmiştir. Göçmenlerin durumu nispeten iyidir. Koskoca Yozgat Hastanesinde doktor olarak bir operatör var. İlçelerin hiçbirinde doktor yoktu. Atatürk, yanındaki milletvekillerine dönerek: "İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlerdeki doktorları bütün milletin hayatı ve sağlığı ile ilgilendirmek çarelerini bulmalıyız. Bu böyle olmaz." dedi.

İlin idaresinde gösterdiği başarıdanve izahattan dolayı, Vali Aziz Beye teşekkür ettiler. Hükümet konağından ayrılışlarında öğrenciler tarafından, milli şiirler okunmuş ve buketler verilmişti.Belediye'ye gelişlerinde, halk veesnaf dernekleri tarafından samimi tezahürat yapılmış ve yüz kadar kurban kesilmiştir. Belediye'de, parti, şehrin ileri gelenleri, esnaf ve tüccar temsilcileriyle bir saatten fazla sohbette bulundular. Dile getirilenler memleket ihtiyacı idi. Herkes memleketin gelişmesi için, trenin Yozgat'tan geçirilmesini, tüccarlar iş Bankası'nın bir şubesinin açılmasını diliyorlardı. Gazi Hazretleri önleyici bir durum, fennen sakıncası yoksa arzularının yerine getirileceğini ve olmadığı takdirde, bir şube hattıyla bağlantı sağlanacağını vaat ettiler.Bu sırada Yozgatlı kadınlar, Latife Hanımla sıkı bir dostluk kurmuşlardı. Aralarında bir toplantı yaparak Latife Hanımı davet ettiler, bilişip görüştüler. Sonra da Latife Hanım'a: "Gazi Paşa bizim babamızdır. Kaç-göç tanımayız. Bizi O'na götür, ziyaret edeceğiz, elini öpeceğiz." Kadınların içtenlikle söyledikleri bu dileklerini Latife Hanım yerine getirdi. Halk gündüz davul ve zurna çalgılarıyla, gece de fener alayı düzenleyerek eğlenmişlerdi. Eğlenceleri izleyen Atatürk, 17 Ekim 1924 sabahı saat 8'de de Yozgat'tan ayrılarak Kırşehir'e hareket etmişlerdir.

ATATÜRK’ÜN YOZGATA İKİNCİ GELİŞLERİ (3 Şubat 1934)


İtalya diktatörü Mussolini’ nin havaya kalkan elini azametli bir tehditle doğuya doğru uzatıp; "Bizim Deniz" diye haykırdığı, Antalya hülyasını aklından geçirdiğinde Atatürk, Anadolu' nun bağrından cevap vermek Üzere 01 Şubat 1934 günü gece yarısı yola çıkarlar. O sene kış o kadar şiddetlidir ki, yollardan otomobillerin değil kurtların bile geçmesi müşküldü.
Daha Ankara'dan ayrılışlarından 50 km. sonra tipi başlamış, Beynam köyünden itibaren yollarına kar altında devam etmek zorunda kalmışlardı.

Yolda döküle döküle, hatta Atatürk’ün arabası bile birkaç kere batağa saplanmak suretiyle ve bizzat kendisinin de itmeğe mecbur kalması şartıyla ilerliyorlar. İşte 16 saat süren bU' yorucu ve zor seyahatte, Yozgatlılar Çiçekdağ hududundaki Keklikali belinin karını nefesleriyle temizlemiş, derin bir sevinç içinde Ata’larını bekliyorlar.Resmi bir merasim yapılmayacağı tebliğ edilmesine rağmen halk hazırlanıyor, çok dar olan bir zaman içinde ne yapılması mümkünse başarmaya diniyordu.

Saatler geçtikçe şehirdeki halkın heyecanı genişliyordu. Nihayet 3 Şubat 1934 günü saat 5'de Yerköy'den hareket ettikleri müjdesi alınıyor.Milli kıyafet giyinmiş bir atlı grubu, Yerköy'de davul ve zurnalarla Atatürk'ü karşılamış, tezahürat içinde Yozgat'a hareket etmişti. Yol boyunca cirit oyunlarıyla Atatürk'e refakat etmekte idiler. Kar atların dizkapaklarını aşıyor ama kimse aldırış etmiyordu. Bu milli heyecana kapılan Ata’nın otomobilinden başını çıkararak kendilerini karşılayan Yozgatlılara şu övünç sözlerini söylemişlerdir:

Saat 16.20'de şehre giren eşsiz konuk coşkun bir alkış tufanı, yaşa, varol sesleri içerisinde, Lise'ye, Halkevine, Belediye ve kumandanlık dairesine gidip ordu mensuplarına iltifatta bulunuyorlar.Hükümet konağında soba başında yorgunluk kahvesini içen Atatürk, Belediyede yapılan toplantıda şehrin imarı konusundaki çalışmaları inceledi. Udi'nin başkanlığı altında bir "imar ve Kalkınma Komisyonu" kurulmasını, hazırlayacakları raporun kendisine gönderilmesi emrini verdi.Lise'de derslere girdi. Öğretmen ve öğrencilere tarih, konusunda sorular yöneltti. Cepheden tanıdığı Fizik Öğretmeni Vehbi Ulusoy'un dersinden memnun kalarak bir arzusu olup olmadığını sorduklarında Vehbi Bey'in milletvekilliği istemesi üzerine de "sizin muallim ve mürebbiliğnıiz değil milletvekilliği, cumhurbaşkanlığına da değiştirilemez. Çünkü siz nur dağıtıyorsunuz. Şayet maddi bit sıkıntınız varsa telafi olunur" özlü sözleriyle öğretmenlere verdikleri önemi vurgular.

Liseden ayrılışlarında bir öğrencinin aniden ortaya çıkıp fotoğraf çekmesi üzerine Atatürk’ün "niçin izinsiz çektin" sorusu karşısında öğrencinin de "Paşam, bu fırsat bir daha ne zaman elime geçecekti ki onu seremoniye feda edeyim" cevabı karşısında da memnun oldular. Vali Baran Beyin kızları Ayhan Baran Atatürk'ün Vali Konağına gelişleriyle ilgili anılarında, "işte o an, Gazi ağır ağır ve büyük bir vekar içerisinde konağın daracık merdivenlerinden çıkıyorlardı. Mini mini elim onun dünyalara hükmeden avuçları içinde bir kuş gibi çırpınmıştı. Küçük yaşıma rağmen, Gazi'nin altun renkli saçlarının asıl alnında uçuşunu, çelik mavisi keskin bakışlarını, gribl renkte kalın kış paltosunu, elindeki ayni renkte kalın kenarlı kasketini ve lacivert, bej gri karışımı jakarlı süveterini, aynı renkte gribl golf takımını hiç unutmamak üzere seçebilmiştim. Gazi Hazretleri gelişleriyle evimizde bir bahar havası estirmiş, kara kışın kapkaranlık bir gecesi de, güneşten daha parlak bir ışık kaynağı gibi aydınlatmıştı içimizi. Artık, saatler rüzgâr hızı ile geçiyor, neşe ve sevinç dolduruyordu her yeri. Bir ara, Gazi'nin Beybabama isim vereceği ve bizim de odada hazır bulunmamız gerektiği haberi verilmişti. Biz dört kardeş, Gazi'nin odasına girdiğimiz zaman, Gazi'yi ayakta konuşma yaparken gördük. Beybabam ayakta heyecandan sapsarı, titriyordu. O sırada, Gazi tarafından Beybabama verilen bir mektupla adı Bekir Sami iken, "BARAN" özadı olarak değiştirilmişti. Aradan yine dakikalar geçiyordu. O gece çok neşeli olan Gazi, anneme ilk defa samimi bir aile sofrasında bulunduğunu söylemiş, annem tarafından yapılan Çerkez Tavuğu, O'nun en çok sevdiği yemekler arasında imiş. Gazi, beni kendisine çekip iki elimden sımsıkı tutarak, ince ve tatlı bir sesle bana, "Beni sever misin" diye sordu. Kahverengi bakışlarım O'nun keskin, gözler kamaştıran mavi bakışları altında, "bütün sevgilerim sizin içindir" cevabını verirken başımı öne eğmiştim. Başımı kaldırdığım zaman Gazi’nin yanaklarından sızan gözyaşlarının birer pırlanta gibi parıldadığını gördüm. Dünyan’ ın en büyük insanı ağlıyor ve ben, bir Türk çocuğu dünyanın en büyük heyecanı ile sarsılıyordum. Annemle Beybabamın arasında oturan Gazi, titreyen elleri ile ellerimi Afet Hanımefendiye uzattı. O gece ablamın adı Afife iken, Bilge, Müfid'in adı Mete olarak değiştirilmişti.”

Vali konağında karşılayıcılar arasında bulunan öğretmen Süleyman Dereli’nin hafız olduğunu öğrenen Atatürk, Kur'an-ı Kerim'den bir sure okumasını ve tefsir etmesini ister. Hafız tefsir edemeyince de, Atatürk tefsiri hatasız olarak yaparlar. Okunan şiirini beğendiği, şair Hüzni’ yle de görüşmek isterse de, şair şehir dışında olduğundan görüşme imkânı olmaz.

O gece öğretmen Muhsin Gökay'ın başkanlığında verilen konser de Ata'nın çok hoşuna gitmişti. Bu hava içinde geçen sohbette, her şahsın kendi branşında konuşması Atatürk tarafından istenilince, Ruşen Eşref Bey, edebiyat tarihinden ve Fuzuli, Nedim ve divan edebiyatından konuştular. Yerine göre seçme şiirler okudular. Namık Kemal'in Vatan Kasidesi'ni okurlarken;

"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini
Yoğimiş kurtaracak bahtı kara maderini" mısralarını Atatürk, Mecliste belirttikleri gibi;

"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini" şeklinde okuttular ki Mussolini 'ye iletilmek istenen mesaj hedefine ulaşmıştı.

Salonda sergilenen fotoğraflar içerisinde Foto Mümtaz Tiyanşan' ın arşivinden derlenen ve o güne kadar gündeme gelmemiş olan Sofya Ateşemilerliğinde çekilmiş olan Yeniçeri kıyafetli fotoğrafını Atatürk görünce çok mütehassıs olur ve öyküsünü anlatırlar.
 
 
__________________





Bir gül olmak isterdim,,
dalımdan koptuğum an yalnız senin için kopayım
ve
yalnız senin avuçlarında solayım..


seηiηLe αηLαmLıчım beη
DarkgirL Çevrimdışı  
Alıntı Yaparak Cevapla
Reklamlar
Cevap Yaz

Etiketler
ataturkun, yozgata, gelisi


Şu an bu konuyu görüntüleyen üye sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)

 
Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Yeni cevap yazamazsınız
Eklenti gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hızlı Geçiş

Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Atatürk'ün silüeti ultrAslan Atatürk Özel Bölümü 0 04-09-2007 00:43
Atatürk'ün Yadigarı DarkgirL Atatürk Özel Bölümü 0 19-07-2007 15:47
Atatürk'ün 30 Özelliği Deadly Atatürk Özel Bölümü 0 20-06-2007 10:48
Atatürk'ün Yalova'ya Gelişi Hande Yalova 0 11-06-2007 18:59
Hastalığın gelişi boğaz ağrısından belli Ma{X}imum Fitness & Sağlıklı Yaşam 1 17-05-2007 19:56


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:03 .



Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
THE SECURITY SYSTEM CBACK.de ACTIVE

TOPlist Rambler's Top100


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366